Teras

Yine o tahta masalar-

Nedendir beni bu masalara zaafım? Onları bana özel kılan kuvvet?

Sela veriliyor. Gözlerim yine bulutlara öykünüyor. Anneannemin terasını anımsıyorum. Meğer ne çok iz bırakıyormuş çocukluğun mekânları insanda

Hep aynı ev hep aynı rüyalar. Zamanın bu dilimine ait yaşantılarım bile o evde geçiyor sanki. Artık o ev yok! Kim bilir kimlerin soluğuna ortaklık ediyor?

Kocatepe camini seyrederdik terastan. Minarelerin ışıkları renk cümbüşüne dönüşürdü. Bir tek orada dinlemeyi severdim ezanı. Sonraları hiçbir camiye, hiçbir ezana alışamadım. Hep kulağımda bir tırmık oldu diğerleri?

Kocaman tahta sandıkların içinde sardunyalar olurdu. Bazılarında onbir ayçiçeği ve sarmaşıklar.

Ne tuhaf çiçektir sarmaşık?

Koyu yeşil diri diri yaprakları ve dal budak olmuş uzantılarıyla sarılacak bir yer arar ve mutlaka da bulur. Hiçbir şey bulamasa kendine sarılır? Bizim gibi.

Anneannem çok sevmezdi beni. Belki de kendini çok sevmediği için. Ya da daha çok sevmeyi ona öğretmedikleri için? fakat o benim için çocukluğum demekti. Çocukluğumun sac böreği ve sardunya kokan renk cümbüşlü terasından bakınca kendime işte bu Sela belki de bu nedenle ağlatıyor kalbimi?

O kocaman evin kocaman odalarından birinde geyik desenli halılar asılıydı. Dalar giderdim resmin içine. Hiç iğreti gelmezdi o halı orada bana. Sanki duvarın bir uzvuydu işte. Mekânımın çerçevesi? Oyalanırdım hayaller kurardım. Geyikleri kovalar bazen de üzerlerine biner ormanın derinliklerinde gezinirdim.

Şimdi düşünüyorum da gerçekti o ev. Çok gerçek. nefs savaşlarını bir kenara bırakırsak hiç değilse sahte olmadığı için kıymetliydi.

Ne yazık ki biz o gerçeklikte bir dolu yavan ve sahte ilişkiler üretmiştik. Ev gerçekti ama biz değildik?

Belki bu tahta masalarda o günlerden kalma bir alışkanlık benim için.

Kurtuluş parkında yediğimiz Ankara simidi ve termos ta ki çayın kokusu sinmiş masaların tahta siluetine.

Zil çalıyor. Tahta masadan ayrılma vakti. Kahvemden son yudumumu alıp Ruh sağlığı dersi vermek için kalkmalıyım.

Teras kalbimde buruk bir gülümseme?(yeni yılın ışık ve sevgi getirmesi dileğiyle?)

Pınar Nurhan, urla

Teras” için bir yorum

  1. Pınar Nurhan’a mı Günay’a mı teşekkür etmeliyim bilmiyorum. Çok duygulandım ve geçmişe gittim. Yüreğinize sağlık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir