Sınav öncesi aşk-ı memnu!

“Aşk mücadelesi değil, mücadele aşkı içinde ol.” demiş ünlü yazarımız                                         Peyami SAFA.

Sevmek, âşık olmak çok güzel duygulardır. Belki de insanı insan yapan duyguların başında gelir sevgi. Gençlik dönemi genellikle ilk aşkların yoğun yaşandığı bir dönemdir. Birisine aşık olursun ve sanırsın ki hayatta tek aşık olacağın kişi işte tam karşında duruyor. Artık ömür boyu başkasına aşık olamaz sanırsın kendini. Hele bir de karşılıklı ise bu aşk değme keyfine. Teneffüsleri iple çekersin. Gizli gizli cep telefonundan sevgi dolu mesajlar atarsın. Ailenden gizlemek için türlü türlü yalanlar bahaneler üretirsin. Onun yanındayken zaman akıp geçer. Ama bir de matematik dersin de isen bir ders sana bir gün gibi gelir.

 Lisede okuduğum yıllarda arkadaşlarla beraber defalarca dinlediğimiz güzel bir şarkı vardı. Aklımda kaldığı kadarı ile nakarat kısmı şöyleydi:

Okulu asardım,

Dünyaya küserdim,

Dalıp da giderdim,

Gözlerinin içine…

Şimdi gel de bu şarkıyı dinle, sonra okula git, Fizik dersini dinle. Adalet mi bu?  Yazık değil mi bize?

Ama işte bizi biz yapan seçimlerimizdir. Eğer sen sürekli okulu asar, dünyaya küser, birilerinin gözlerinin içine dalıp da gidersen, LYS denizinde boğulursun.

Yanlış anlaşılmasın, sana hayata küs, kimseyi görme demiyorum. Ama şunu diyorum; YGS-LYS öncesi aşk tehlikeli bir oyundur. Bu oyun ilk başlarda çok eğlenceli olsa da zaman ilerledikçe zarar görmeye başlarsın. Aşık olduğun kişi de bu zarardan payına düşeni alır. Dershane ya da okul kantininde (hatta bazı öğrenciler tuvalette bile) cep telefonundan aşk şarkıları dinlemek sana başarı getirmez. Ertelemenin ne kadar yanlış olduğunu daha önceki konularda değinmiştim. Ama konu aşk olunca LYS’ye gireceğin yıl ara ver. Ya da mola ver. Sonra git kime istersen âşık ol.

Düşünün bir kere eğer Ferhat’ın döneminde girmesi gereken bir ÖSS olsaydı, acaba yine de o kadar zamanını dağları delmekle harcar mıydı? Diyelim ki bu Ferhat, yine de dağları delmeye çalışıyor. Babası bir sürü para vererek Ferhat’ı dershaneye gönderiyor. Ferhat dershaneye gitmek yerine alıyor eline kazmayı, küreği dağları delmeye gidiyor.

Sen Ferhat’ın babasının yerinde olsan ne yapardın?

  1. Psikologa götürürdüm
  2. İnşaata gönderirdim
  3. Cep telefonunu yasaklardım
  4. DNA testi yaptırırdım (Hastanede karışmış olabilir)
  5. Annesine işte senin oğlun derdim. J

Öğrencilerimle bu konuyu konuşurken bana hemen şunu söylüyorlar. “Hocam bizim arkadaşlığımız diğerlerinin ki gibi reklam amaçlı değil. Biz  çok ciddi düşünüyoruz. Çok seviyeli bir arkadaşlığımız var. Geleceğe yönelik planlar kuruyoruz.” Hatta işi abartıp parmağına yüzükler takan, kendi aralarında kantinde nişan, söz yapanlar bile oluyor. Aradan bir süre geçince çiçek adlarını verdiği aşkını hayvan isimleri ile anmaya başlıyor. Kantinde en çok satılan ürün kâğıt mendiller oluyor.

Aslında bilmiyor ki lisede yaşanan bu aşkların saman alevi gibi olduğunu.

Çok başarılı olan, Üniversite sınavlarında derece yapabilecekken karşılıksız aşka düştüğü için ya da sınav arifesinde sevdiğinden ayrıldığı için okula, derslere küsen, “Üniversite okusam ne olur, okumasam ne olur!” Diye düşündüğü için yıllarını kaybeden birçok öğrencim oldu. Bazı şeylerin farkına vardılar ama bedeli biraz ağır oldu. Tecrübe en iyi öğretmenlerdir ama maliyeti çok pahalıdır…

 Öğrenmenin maliyeti;  Önceden öğrenenler indirimli fiyattan öğrenirler. Otoriteden öğrenenler özgürlük bedeli ile öğrenirler. Deneyerek öğrenenler etiket fiyatından öğrenirler. Yaşamdan öğrenenler gecikme zammı ile öğrenirler. Yaşamdan öğrenemeyenler boşa geçmiş hayatları ile öğrenirler.                           

LYS’ye girecek tüm öğrencilere başarılar dilerim….

Çelebi ÇAĞLAYAN
Psikolojik Danışman/Yazar

(ÖSYM’nin Üniversiteli Olma Teklifine Var mısın Yok musun ve Ergenlikte 33 Sorun 33 Çözüm… Kitaplarının yazarı)

Sınav öncesi aşk-ı memnu!” için bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir