Sınav çocukları

Sonu “S” harfiyle biten en çok sınav ismi ne yazık ki Türkiye de… Neler mi? bunlar: KPSS, ÖSS, SBS, TUS, YDS, DGS, ALES, KPDS, ÜDS vs.

Sistemleri ve yapıları kuru kuru eleştirmenin kimseye yararı yok. Türkiye, genç nüfusu en fazla olan ülkelerden biri. O kadar genç nüfusumuz var ki… Bir Şekilde bir kuruma işçi memur vb. alınacak olsa sınavdan başka bir alternatif gözükmüyor ne yazık ki. Burada esas vurgulamak istediğimiz şey ise şu: Çocuklarımız ta ilköğretim 4.sınıftan itibaren kendilerini, sınav denizinin içinde buluyor. Testler, quizler, sınavlar derken çocuğun kafası otomatikleşiyor.

Çocuk, beynine her şeyi kazanmak ya da kaybetmemek üzere inşa ediyor. Yatıyor sınav, kalkıyor sınav… Ergenlik çağlarının en güzel yılları velhasıl sınavlarla geçiyor.

Çocukların duygu dünyasını geliştirmeden zihin dünyalarına çok ağır programlar yüklüyoruz. İlköğretimden lise bitene kadar bir yarış atı misali sınav sınav dolaştırıyoruz. Oyun, çocuğun dış dünyaya açılan tek penceresidir. Oyun, çocuğun dilidir. Onun imgeleme gücünü artırır, Onu yaratıcı yapar. Çünkü bu dönemde zihnin en faalde olduğu, sinir sisteminin de en yoğun tempoyla çalıştığı bir dönemdir. Sadece ele alınacak şey oyun mu? Elbette hayır. Arkadaşları ile ilişkileri, gruba katılma, kolektif hareket edebilme. Sevinme, haykırma, zamansız ve ölçüsüz gülme… Bunlar çocukların en hoşlarına gittikleri şeylerden sadece bir kaçı…

Bakınız önceden, sokak aralarında çocuklar, domino, yakar top, eş gördüm, saklambaç gibi oyunlar oynardı. Ve herkes bu oyunlardan büyük keyif alırdı. Şimdi bakıyorum o sokak aralarına ne oynayan, ne zıplayan birileri var. Ne yazık ki Orta Anadolu?da bir ilde olmama rağmen kendi ilimde bile bunları göremiyorum. Varın büyük şehirleri siz hesap edin. Boş zamanda çocuklar ya internet cafede ya da evlerinde TV karşısında. Diğer zamanların durumu ortada zaten. Ders, dershane, sınav üçgeninde hapsolmuş bir hayat…

Elbette ki karamsar bir tablo oluşturmak asla amacımız değil. Bizler bilakis planlı ve programlı ders çalışan öğrencilerimizin kesinlikle gezmeye, tozmaya, oynamaya, zıplamaya vakitlerinin olacağını iddia ediyoruz. Öyle de olmalı…

Ergenliğin verdiği bu yoğun enerji bir şekilde atılmalı… Çocuğun yaşı ilerledikçe, sınavların derecesi ve dozajı artıyor. Burada annelerin ve babaların bir gerçeği görmelerini ve çocuklarının yerine birazda kendilerini koymalarını istiyorum, onların pencerelerinden bakmalarını, onlar gibi düşünmelerini istiyorum.

 

Bu çocuklar hayatlarının en güzel çağlarında, bu sınavlarla muhatap olmak durumdalar. Bu sınavlardan iyi puanlar almak zorundalar. Burada sizin yani anne ve babaların, vereceğiniz her destek artı puan değerindedir. Onların, başarılarına ve başarısızlıklarına lütfen ortak olalım. Sınavları, karneleri, dersleri bir ölüm kalım savaşı haline getirmeyelim. Onlar böyle düşünseler bile, bizler onlara bunun böyle olmadığı konusunda yardımcı olalım.

Nevzat ÖZER

Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmen

“21.yy da Anne ve Baba olmak” isimli kitabın  yazarı

nevzatozer66@hotmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir