Sevgili Güldünya

İyi ki uzaklardasın Güldünya! Umarım Aşkın ve tanrının varlığına inanmanın daha mümkün olduğu çiçekli yollar kesiyordur ömrünü?

Uğrak yeri olan bu dünyada sürdüğün kısacık ve trajik ömrün senin bilmediğin nice hayatın ortasına saplandı hançer misali.

Sana yazmak, söz söylemek ağır bir ödev bizim için. İnsan olmak yeterince acı yüklüyken, kadın olmak umutsuzluğa gark olmuş bir mücadele ve bu topraklarda kadın olmak, kendi olma yolculuğunda gam dolu bir öfke.

Zira ötekine ilişkin her korku, onu yok etmekte, yok ederken de bunu meşru kılmak için kültürel süreçler icat etmekte?

Zaten, kendi iradesizliğinden korkan feodal erkeğin, aşkı edepsizliğe eşitlemesi, sekside sevgisizliğini saklamak için nesneleştirmesi tarihi kana bulaması değil mi?

Biliyoruz ki iktidar için en büyük korku, sevginin egemenliği olmuştur. Çünkü sevginin çaldığı kapılar çiçeklenir, sevgiden geçen her yol, ebruli ışıklarla dolar, sevgi insanı kendi olmaya davet eder. Sevgi kozmik güçtür. Ve bir tek sevgi, her türden iktidar ilişkisini, ayırtma ve kandırma arzusunu dışlar.

Sevgili Güldünya,

Ömrünün trajedisine inat, tüm kötülüklerin ödenir bedeli bir gün inancını vadeden, nasıl da güzel bir ismin vardı? Sanki senin varlığın, hüznün ve hayal kırıklığının vücut bulmuş biçimi iken, ismin meydan okumaktı hayata. Daha doğrusu hayatı iblislerin muharebesine dönüştürenlere?

Şimdi çok uzaklardasın. Ruhunun, gamını damıtacak başka boyutlarda yolculuk yapmaktasın.

Bu düzenekte, insanlara yaptırmak istenilenleri yaptırmanın en hain yolu olmuş korkutmak. Aile içinde nam salan korku ve şiddet, sinsice çoğalıp, bütüne sızan zehirli sarmaşıklarımız olmuş. Örtbas edilerek onaylanan sinsiliğimiz, kol kırılıp yen içinde kalınca meşruluğunu ilan etmiş nasıl olsa.

Kutsal tarihimizin emanetçisi kutsal ailelerimiz, feodal ikiyüzlülüğün boyalı sandıklarına dönüşmüş.

Dantellerin biriktirildiği sedefli sandıklar, ergenliğe bile girmemiş kız çocuklarının mülkiyetini devretmenin kültürel, geleneksel, töresel adıyla anılan paketleme işlemiymiş aslında.

Sevgili Güldünya, sana dayatılan sindirme politikalarına aldırmadan hukuka sarılma cesareti göstermiştin de bu toprakların insanlarının gücü yetmedi seni saklamaya törenin cinayetinden. Yaralanmanın ardından koruma istediğinde de umudunu yitirmiş değildin. İçindeki ses, haykırıyordu sana ?umutsuzluk, bilincin iğdişleşmesi?dir diye?

Düzeneğin istediği şeyde bu değil miydi zaten? Ben ne yapabilirim ki? Ne yaparsam yapayım bu durumdan kurtulamam biçiminde düşünmemiz değil miydi hedefleri?

Ruhunu ve tenini kemiren toprağından ayrılıp gelirken büyük şehre, kendi tekil yaşamının kahramanı olmaktı mücadelen. Seçimler yapabilme isteği eşlik ediyordu kalbindeki sevgiden gelen güce.

Her şeye rağmen yaşama isteği?

Faşizmin, kırsallıkla ilişkisi olmadığını şehirdeki kısacık ömründe fark etmiş miydin?

Ofislerindeki kocaman masaların ardında minicik erkek çocuklarını taciz eden genel müdürler, akrabalarını tehditlerle iğfal eden itibar ve mülk sahibi beyler, kendi kızına tecavüz eden babayı görmezden gelen anneler, cinsel seçimlerini en ağır küfürlerle eleştirdiği eşcinselleri tırmalama hakkını kendinde gören kravatlı efendiler?

Evet Güldünya, kötülüğün ve faşizmin dini, dili, ırkı ve cinsiyeti yok aslında. Bu toprakların okumuş kadınları da feodal ahlak çemberinde payına düşeni yaşamakta.

Fiziksel, duygusal ya da kamusal şiddet ve istismar ?kutsal aile? sandıklarında insan olma çabası veren aydın kadını da cezalandırmakta.

Artık feodal ahlakın ikiyüzlülüğünü haykırmak yetmiyor biliyorum. İktidarın simgesel uzantısı fallus, kendi olamayan erkeğin tenini ve ruhunu emdiği kadının üzerinden kendini tanımlayışının uzvudur aslında. Ve sevgiden geçmeyen her ilişki ötekiyle birlikte kendini de nesneleştirmekte değil midir?

Sevgili Güldünya, sen bu feodal ahlaksızlığın kurbanlarından birisin. Biliyordun ki feodal erkek korkaktır. Korkmasa, seni uğurlamak için arkanda yüzlerce adamın ne işi ola?

İyi ki uzaklardasın. Al yanaklarına yaraşır sevda yüklü bir yolculuk diliyorum ruhuna.

Senin kim bilir belki de küstüğün bu topraklarda biz de varız Güldünya! Bizi unutma.

Bizde varız.

Pınar NURHAN

Eğitimci -Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir