Psikolojik Danışma Hizmetleri Alanında Problemler Nasıl Çözülebilir

Rehberlik ile Psikolojik Danışma Hizmetlerinin Eğitimde ki Verimini Artırmak

Psikolojik danışma ve rehberlik çalışmaları eğitimin önemli bir değeri olduğu gerçeğini tüm eğitimciler olarak kabul ediyoruz. Gönülden hepimiz inanıyoruz. Ancak bu kabul ediş ve inanış teoriden öteye ne yazık ki gidemiyor. Mesleki doyumsuzluk ve meslekten soğumalara hepimiz şahit oluyoruz. Neden böyle olduğu konusunda hepimizin bir fikri vardır. Bizim dışımızdaki herkesin mesleğimizin sınırları hakkında söyleyecek mutlaka bir sözü vardır. Kimine göre seminerciyiz. Kimine göre psikolojik danışmanız, anketçiyiz, terbiyeciyiz. Kısaca mesleğimizin sınırları belli değil. Mesleğin belirsiz sınırları olması, çalışma ve yanlış beklentilerin olması psikolojik danışmanların gerilim yaşamasına neden olmaktadır.

Bu noktada problemi kendi açımdan ortaya koymak ve kendi çözüm önerimi sunmak istiyorum. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki bu düşünce bir günde oluşmuş değildir. Düşünülmüş ve değerlendirilmiş bir fikirdir. Dünyada ki modeller ve araştırmalar önemli bir kaynak olduğunu kabul ediyorum. Ancak bunlarla sınırlı kalmanın düşünce ve fikir üretme yeteneğimizin önünde bir engel olduğunu da görmek gerekir. Ayrıca tarihsel ve kültürel gerçeklerimizi dikkate almayan hiçbir model sağlıklı uygulanamaz.

Bu fikrimi ihtiyaçlardan ve problemlerden yola çıkarak yazıyorum.

Birinci İhtiyaç: Rehberlik hizmetlerini sınıflarda öğrencilere maksimum düzeyde ulaştırmaktır.

İkinci İhtiyaç: Mesleki doyumsuzluğu ortadan kaldırmak.

Üçüncü İhtiyaç: Mesleğin sınırlarını çizmek.

Birinci Problem: İhtiyaç olarak görüldüğü halde ve sınıf öğretmenlerinin iyi niyetli çabalarına rağmen derslerde rehberlik çalışmaların tam manasıyla yapılamaması.

İkinci Problem: Mesleki doyumsuzluk yaşanması

Üçüncü Problem: Mesleğin sınırları belli olmaması

Bu problemlerin başlıca nedeni bu alanın sadece kavramsal olarak sınırlarının çizilememiş olması değildir. Aslına bakarsanız kavramsal sınır yeterince çizilmiş durumdadır. Kendi içimizde kavramsal sınırları belli olmasına rağmen uygulamalarda muhatap olduğumuz öğretmen ve idarenin anlayışlarının farklılıklarından ve bakış açılarından dolayı problemler bitmeyecektir. Uygulamaya bakıldığında her okul ve il rehberlik hizmetinin verimliliğini arttırmak için kendine özgü bir çalışma yolu sergilemekte ve çözüm yolları üretmektedir. Ancak her zaman bir eksiklik yaşanmaya devam etmiştir. Ayrıca günübirlik alınan bu önlemler neticesinde başarısızlık yaşandığı için meslek-yada meslektaşlar- hızla itibar kaybetmektedir. Rehberlik hizmeti yapılamıyor imajı her geçen gün daha da kemikleşmektedir. Sınıf öğretmenlerin sınıf etkinliklerinde yetersiz kalmaları zamanla öğretmenlerin rehberliğe olan inancın azalmasına neden olmaktadır. Doğal olarak öğretmenler eğitimini yüzeysel aldıkları bir hizmeti-sınıf rehberliğini- yapmakta motiveleri az olacaktır. İlgileri kendi branşlarında yoğunlaşan öğretmenler rehberlik hizmetini kendi asli görevleri olarak algılamaktan rahatsız olmaktadırlar. Burada anlamsız bir zorlama var. Üstelik insanların özünü anlaması gereken bir meslek grubu tarafından bu zorlama yapılmaya çalışılmaktadır. Hiçbir insan kendi asli işi olarak -bilinçli yada bilinçsiz- görmediği bir hizmeti zevkle üstlenmez. En çok gönül vereni dahi kendi branşıyla çatıştığı noktada rehberlik etkinliklerinin utunttuğunu ve önemsemediğini hepimiz şahit olmuşuzdur. Eğer burada gayemiz öğrencilere rehberlik hizmetini en iyi ve eksiksiz şekilde götürmek ise bu konuda önerileri görmezden gelmemeliyiz.

Önerim çok basit. Ancak uygulamada her yeni uygulama gibi kısa vadede çözülebilecek kadar küçük-büyük problemler olabilir.

Problemin ana nedenini psikolojik danışma ile rehberliğin zorunlu izdivacında görüyorum.

Önerim: Psikolojik danışma ile rehberlik hizmetlerini personel noktasında birbirinden ayırmalıyız. Psikolojik danışma hizmetlerini şuan mevcut rehberlik öğretmenleri yürütecek. Zaten yeni yönetmeliğe göre ünvanımızda Psikolojik Danışma var. Böylelikle psikolojik danışmanlar her 500-1000 arasında öğrenciye bakar(Gerekirse psikolojik danışma merkezleri açılabilir). Aslına bakarsanız şuan ki benimsediğimiz ilke ve amaçlar ile görevlerimiz aynen kalacak. Yine araştırma yapacağız, anket yapacağız, seminer vereceğiz, psikolojik danışma yapacağız. Rehberliğin prensiplerini aynen uygulamaya devam edeceğiz. Sadece kesin sınırı çizilmiş bir unvanımız ve çalışma ortamımız olacak (Unvan kendimizi tatmin etmek içi değil, daha huzurlu çalışma ortamı ve gerçekçi beklentiler oluşturmak için gereklidir.) Ancak Psikolojik danışma unvanı tek başına anlam ifade etmez. Zaten buna benzer bir uygulama mevcut. Asıl önemli olan rehberlik saatleri için müstakil bir rehberlik öğretmenin atanmasıdır. Bu atama gerçekleştiğinde insanları zihninde ayrımlaşma somutlaşacaktır. Bu öğretmenin görevi, şuan ki rehberlik saatlerine girerek rehberlik etkinliklerini sınıf içinde öğrencilere olabildiğince yeterli ve uygun şekilde verilmesini sağlamak olacaktır. Rehberlik öğretmeni mevcut PDR çalışanlardan seçilebilir.  Ayrıca PDR bölümlerinden mezun öğrencilerimiz atanırken psikolojik danışma ile rehberlik öğretmeni arasında tercih sunulabilir. Burada ki maksat, herkes kendi alanında uzmanlaşmasıdır. Ve çizgiler belli olmasıdır. Rehberlik öğretmenliğinin çıkmasıyla sınıf öğretmenliği kaldırılmamalıdır. Sınıf öğretmenliği sistemi elbette devam edecektir. Rehberlik etkinliklerin yapılması dışında şuan ki tüm sınıf öğretmenliği görevleri devam etmelidir..

Bu uygulamada 500-1000 kişiye bir psikolojik danışman olarak düşünürsek mevcut psikolojik danışmanlar yeterli gelecektir. Şu an bir çok PDR mezunu öğrencilerin de açıkta kaldığını ve her yıl 5 binin üzerinde mezun verildiğini düşünürsek rehberlik öğretmenlerin sağlanmasında bir problem yaşanmayacaktır. Tahminen rehberlik öğretmeni ihtiyacı 8 000-10 000 olacaktır.(6 ncı sınıftan sonrası için rehberlik saati için düşünülmeli) Sınıflardaki rehberliğin bir rehber öğretmen tarafından verilmesi, rehberlik saatinin ders olarak algılanmasına neden olabileceği söylenmektedir. Zaten kendi öğretmenini rehberlik dersine girdiğinde onu bir otorite figürü olarak algılamıyor mu? Zaten ders olarak algılamıyor mu? Sonuçta bir ders öğretmeni rehberlik saatine giriyor. Üstelik bilginin ağırlık kazandığı rehberlik hizmetinin ders olarak algılanmasının ne sakıncası olacaktır. Bu sakınca psikolojik danışma sürecinde problem olabilir. Ama bilgi verme ve eğitim sürecinde hiçbir problem teşkil etmeyecektir. Bu konuda kalıplaşmış ve ezberlenmiş yaklaşımları tekrar gözden geçirmek gerekmektedir.

Konunun özünün anlaşıldığını düşünerek bu ayrımlaşmanın eğitime, rehberliğe, psikolojik danışmaya katkılarını maddeler halinde yazmak istiyorum.

1- Psikolojik danışma ve rehberliğin çalışma alanlarının sınırları kesinleşmiş olur. Beklentilerde ona göre oluşur.

2- Çalışma alanları netlik kazanmış olan personelin verimliliği de o oranda yükselecektir.

3- Psikolojik danışma süreci içinde Öğretmen-öğrenci ilişkisinden danışman-danışan ilişkisine dönüşecektir.

4- Sınıf içi yapılacak rehberlik çalışmalarından bir kişi sorumlu olacağından rehberlik hizmeti olabildiğince eksiksiz yapılmaya çalışılacaktır.

5- Sınıf Rehberlik çalışmalarının verimliliği artacak

6- Test anket gibi çalışmaların formasyon almış rehber öğretmen tarafından tek elden yürütüleceği için sınıflar arası farklılıklar ve sıkıntılar yaşanmayacaktır.

7- Ders öğretmenlerinin yükü azalacak. yapması gereken ve öğretmen olarak zaten yaptığı bireysel rehberliği daha rahat yapacaktır.

8- Ders öğretmenlerine 2 saat ders ücreti kaldırılmış olacak. Bunun yerine 15 saat ders karşılığından fazlası için sadece girdiği kadar rehber öğretmene ders ücreti verilecek.

9- Bu sistem içerisinde psikolojik danışmanın yeterli olduğu görülecek. Her 1000-1500 öğrenciye bir psikolojik danışman düşeceği için mevcut personel yeterli olabilecektir .

10. Rehber öğretmen ihtiyacında mevcut ders öğretmenlerinden titizlikle seçilmiş öğretmenlerden yada eğitim fakültelerinin rehberlik yan alanlarında (Yeni kurulacak bir yan alan olacaktır bu) mezun öğretmenlerden karşılanabilir.

11- Psikolojik danışma ve rehberlik birbirinden ayrıldığında gerek öğretmenlerin gerekse idarenin bakışında değişmeler olacaktır.

12- Psikolojik danışman mesleğinde daha derinleşmesi sağlanacaktır.

13- Mesleki doyum artacaktır. Mesleki soğumalar azalacaktır.

14- İdareci – Öğretmen- Rehberlik öğretmeni – Psikolojik danışman arasıdaki problemler görev tanımları açık ve net olacağı için azalacak hatta sona erececktir.

Özkan EMİROĞLU

Psikolojik Danışman

Yorum ve görüşleriniz için yorumlar bölümünü kullanabilirsiniz.

 



Psikolojik Danışma Hizmetleri Alanında Problemler Nasıl Çözülebilir” için 3 yorum

  1. Sizi tebrik ederim. Bu yazdıklarınıza aynen katılıyorum.Eğer gerçekleşirse harika olacak.Biz Psikolojik Danışmanların hep olan dileklerini dile getirmişsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir