Ömür yenilmekten ve yemekten ibarettir…

Mevlana’nın bir sözü vardır. “ömür yenmekten ve yenilmekten ibarettir der. İnsanoğlu her zaman topraktan yer içer yani toprak verir bize türlü türlü yiyecekleri. Biz yıllarca ondan yer içeriz” Sonra ömür denen beden içine hapsolmuş ruh, ayrılınca bizi tekrar toprağa koyarlar. Yanı topraktan geldik tekrara toprağa döneriz… Sonra bu sefer toprak bizi yemeye başlar. Velhasıl kelam yemek ve yenilmekle geçen bir ömürdür. Sırasıyla herkes bir birinin yerine geçer yanı fırsatlar ve olanaklar el değiştirir.

Yaşamın içinde bu ince çizgileri ve zıtlıkları çok görür ama anlayamayız işte… İnişli çıkışlı yollardan geçeriz bazen, zikzaklar çizeriz, yoğun travmalar yaşar ve yaşatırız, bazen kahkahalardan başımız çatlar, bazen hüzünlenir kederleniriz… Bazen karşımıza hiç ummadığımız büyük ikramiyeler, nimetler, imkânlar çıkar. Değerlendiririz veya değerlendiremeyiz. Bazen amortiyle yetinir bazen de büyük bedeller öderiz.

Ne garip şu yaşam… Elimiz kolumuz bağlıdır. Gücümüz ve iktidarımız varken tahammülümüz olmaz, tahammülümüz var olduğunda da gücümüz ve iktidarımız kaybolur elden. Sonra birini bulmak ve elde etmek için çabalarken diğerini kaybederiz… Bazen elimizde olanların, gözümüz önünde olanların kıymetini bilmediğimiz gibi ne denli önemli olduklarını kaybedince anlarız. Anladığımızda ise yapılacak bir şey kalmaz geriye…

Yaşam, bizim için bir tiyatro sahnesi gibi. Herkes kendi rolünü oynar veya oynatılır. Bazen farklı karakterlerin rollerini üstleniriz. Onları oynamaya çalışırız. ne anlatacağımız veya konuşacağımızı bilemeyiz unuturuz bazen..sonra birileri usulca suflör eder.yanı ne konuşacağımız söyler.Ve oyun devam eder gider…

Makamlarımız, statülerimiz vardır. Bizi hapis ederler veya biz onları hapis ederiz. Ya onların oyuncağı olur ya da oyuncağımız olarak kullanırız. Tıpkı para gibi, şöhret gibi.

Bazen bunları taşıyamayız ağır gelir, daraltır, cendereye alır bizi. Elimizden alır kişiliğimizi, mizacımızı. Veririz bezende hakkını neyi nerde nasıl kullanacağımızı bildiğimiz gibi… Bir Çin atasözüne göre “Sular yükselince, balıklar karıncaları yer. Çekilince de karıncalar balıkları… Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmemelidir. Çünkü kimin kimi yiyeceğine su karar verir!”…Sanırım kimse güvenmemeli makamına unvanına, beylik laflar etmemeli, egoların esaretine girip zehirlememeli kendini…

Bakmalıyız kalbimize ve tanımalıyız kendimizi..

Yazar CARL SUNG’ın “Kendi kalbine bakmayanın yaşamı bulanıktır; kendi yüreğine bakabilme cesareti gösterenler gönlünün muradını keşfedenlerdir. Dışarıya bakan rüya görür, hayal dünyasında kaybolur; içeriye bakan uyanır, kendini keşfeder.”

Nevzat özer

Psikolojik Danışman
“21.yy da Anne ve baba olmak”
“Yaşamı ve Kendinizi Sorgulamak”  İsimli Kitapların yazarı

[reklam]

Ömür yenilmekten ve yemekten ibarettir…” için 2 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir