Okullarda ? BIÇAKLI EĞİTİM? Üzerine…

Son dönemde artan okullarda şiddet konulu haberleri hepimiz takip ediyoruz.. Bu haberleri okumak, görüyor olmak sadece anne babaları, sadece eğitim personellerini, sadece Milli Eğitim Bakanlığı yetkililerini değil, toplumun tüm kesimlerini endişelendiriyor. Doğal olarak, okullarda şiddet konusunda bu gidişat Milli Eğitim Bakanlığını da harekete geçirdi ve ilk kez 27-31 Mart tarihleri arasında İstanbul?da ülke düzeyinde tüm illerin Milli Eğitim Müdürlerinin katılacağı bir şura toplanıyor:

I. Okullarda Şiddet Şurası?

Bu aslında sorunun ne kadar ciddi boyutlarda olduğunun ve üst düzeyde önlemler alınması gerektiğinin anlaşıldığının da bir göstergesi. Zira okullarda şiddet, saldırganlık, zorbalık ve diğer şiddet faktörlerine karşı önlemler alınması üst düzeyde bir takım kararlar alınmasını gerektiriyor. Bu sorun sadece ne okulda direkt olarak öğrenci ile karşılaşan okul idaresi, rehber öğretmen , diğer öğretmenlerin tek başına çözümleyebilecekleri bir sorun değil. Ailelerin , toplumun, çevrenin, okulda uzmanların ve diğer öğretmenlerin yapacağı uygulamalara üst düzeyde yön verilmesi ve bütüncül olarak ele alınması gerekiyor.. Bu açıdan baktığımızda atılan adım olumlu bir adım olarak değerlendirilebilir. Yalnız, şurada alınan kararların uygulamaya aktarımında ve yapılacak çalışmaların planlanması ve programlanmasında bilimsel yaklaşımlar kadar uygulanabilirlik de önem taşıyor.. Kağıt üzerinde kalmaya mahkum uygulamaların bize gereken çözümleri sunamayacağını hepimiz biliyoruz.

Milli Eğitim Bakanlığı son 10 gün içinde bu konuda çıkardığı iki genelge ile sorunun ciddiyetini kavramış görünüyor.Genelgelerin içeriğini özetlemek gerekirse;

Buna gore, okulda şiddet, zorbalık ve diğer risk faktörlerini önleme ve müdahale hizmetleri ile ilgili her eğitim birimin sorumlulukları açıklanıyor. Gereken uzun bilgiye ilgili genelgelerden ulaşılabilirse de öz olarak şunu ifade edelim ki, şiddete karşı bakanlıkta bir üst kurul oluşturuluyor ve her il milli eğitim müdürlüğü bu konuda kendi ilindeki Rehberlik Araştırma Merkezleri ile bağlantı kurarak bu çalışmaları organize edecek. Benim endişem her zaman bu tip çalışmalarda üst düzeyde alınan kararların alt kademelere nasıl yansıyacağı yönünde.. Bizler yani okullarda çalışan rehber öğretmenlere bu konuda alınması gerekli önlemler konusunda yapılacaklar direktif olarak verilip bu işin sorumluluğunun bizlere aktarılması.. Biliyorsunuz zaten okullarda yaptığımız çalışmalarda öğrencilerimize ve öğretmenlere bu konuda destek olmaya çalışıyor ve yapılabilecekleri yapmaya çalışıyoruz. Bu sadece okuldaki uzman personelin tek başına aşabileceği bir engebe değil. Topyekün bir çalışma gerektiriyor ve en önemlisi sayıca yetersiz personel koşullarıyla çalışıyoruz. Aileyi işin içine katmakta zorlanıyoruz. Okul idarelerinin ve öğretmenlerin öğrencilerdeki şiddet içerikli olay ve durumlardan yakınırken kendi davranışlarındaki şiddeti tetikleyen davranışlarının farkına varmaları için de çaba sarf ediyoruz.

Şiddetin bu denli artmasının sebeplerini düşünmek gerekiyor once. Batı ile kıyasladığımızda batı eğitim sistemlerinde de bu sorunun yaygınlığı göze çarpıyor. Amerikan eğitim sisteminde özellikle okullarda şiddet olaylarının 2004 verilerine gore %74,4 gibi bir düzeyde olduğu belirtiliyor. Bizde başlangıçta münferit olaylar gibi algılanan olayların artış hızı , okullarda yaşanan sıkıntılar göz önünde bulundurulduğunda bu artışın nedenlerinin ve en önemlisi de bunu yaratan faktörlerin tesbiti gerekiyor. Yine bakanlığın eğitim araştırmaları ve geliştirme biriminin bu konuda bir araştırma yaptığı ve sonuçlarının yakın bir tarihte paylaşılacağı de bakanlıktan gelen haberler arasında..

Bu konuda yapılacak çalışmalarda sonuç alabilmek için çözümün hiyerarşinin üst kademelerinde alınacak kararları ve toplumun her kesiminin buna desteği ile çözülebileceğini belirtiyorduk. Bu konuda çözüm adına atılan ve atılacak adımları bekliyoruz. Okullarda yapılabilecekler en azından bizlerin yapabilecekleri belli.. Yalnız şunu eklemek istiyorum. Temel önleme , risk faktörlerinin azaltılması konulu hizmet içi eğitim etkinliklerine alınan pek çok rehber öğretmen olsa da bu eğitimler bazı illerde açılmadığı gibi, bu tür eğitim etkinliklerine genel olarak personel katılımında ?alan mezunu olma? koşulunu ileri süren Özel Eğitim Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü, rehber öğretmenlere bu denli fazla ihtiyaç duyulan bir dönemde bile kendi çalışanları arasında yine bir ayrım yaparak bazılarını eğiterek bazılarını donanımsız mı bırakacak? Bu karar verilmesi gereken önemli bir sorun.. Eğer toplumun her kesimi bu konuda ortak çalışacaksa bu bütünleşmeye önce kendi içimizde başlamalıyız?

Bu yazı okullarda şiddet konulu yazılara bir giriş niteliğindedir. Bir sonraki yazıda bu konuda yapılan araştırma sonuçlarına ve yapılabileceklere değinilecektir.

26.03.2006

Saygılar..

Zeynep UĞURLU

Eğitim Uzmanı (MBA) ve Rehberlik Öğretmen

Yazıyı paylaşın

Yazı için yorumunuz