Okul Psikolojik Danışmanın ve Rehberlik Servisinin Okuldaki Etkinliğini Arttırmak için 9 öneri

Alanımızla ilgili ön yargıların bulunduğu bir ortamda PDR’nin etkisiz konumda kalması mesleğimiz açısından olumsuz bir durum olduğunu düşünüyorum. Eğer mesleğimizi güçlendirmek ve okullarda daha fazla ihtiyaç hissettirmek istiyorsak atmamız gereken bazı adımlar var. Bu zaman içinde norm kadronun ve dolayısıyla yeni kontenjanların oluşmasına dahi etki edebilir.

Bu yazıyı da okumak isteyebilirsiniz Psikolojik danışmanın kişilik özellikleri nasıl olmalıdır?

Bu çalışmayı özellikle görevine yeni başlamış ya da başlayacak ya da başkasının da fikrini merak edenler için hazırlamak istedim. Ben oldum beni ilgilendirmiyor diyenler elbette bu yazıyı okumasınlar. Şahsen kendi adıma hep bir eksiklik ve arayış içindeyim. Bu yazdığım konuda, bu arayışın sonucunda çıktığını söyleyebilirim. Burada paylaşacaklarımın tamamını bir eğitim öğretim içinde yaptığımı söyleyemem. Çoğu zaman tükenmişlik hissettiğim oldu. Aslında burada anlatacaklarım da o tükenmişlik içinden çıkarttığım sonuçları da içeriyor. Birazdan sıralayacağım bazı maddeler kendimi daha iyi hissetmemde etkisini olduğunu söyleyebilirim. Bunları tabiî ki mükemmel yatığımı söyleyemem. Kısmen yapmaya çalıştığım, iyi yaptığım durumlar oldu. Eminim ki sen daha iyi anlayacak ve daha iyisini yapacaksındır.

Okul Psikolojik Danışmanı ve Rehberlik Servisinin Okuldaki Etkinliğini ve Gerekliliğini Nasıl Arttırabiliriz.

  1. Öncelikle “PDR’ye okullarda zaten büyük ihtiyaç var. Neden bu konuda ayrıca çaba harcayayım ki” düşüncesini bir kenara bırakmak gerekir. Çünkü bunu biz biliyoruz. Birçok kişinin PDR ile ilgili olumsuz düşüncesini bilmeyen yok. Bu konu son zamanlarda bana göre olumlu gelişme gösterse de yine de atmamız gereken adımlar olduğunu düşünüyorum. Kısaca göstereceğimiz çabalarla PDR’ye olan ihtiyacı okulda hissettirmeliyiz.
  2. İletişim biçimimiz yapıcı ve olumlu ama mesleğin ilkelerinden taviz vermeyen duruşta olmalıdır. Kendi adıma, bazen gereksiz düzeyde ve PDR eğitimi almış bir kişinin yapmaması gereken iletişim hataları yapabiliyorum. Kazan-Kazan iletişim yaklaşımını seçmeliyiz. Doğruyu antipatik sunmak ile yapıcı sunmak arasındaki farkı iyi çözümlememiz gerekir. Bu madde aslında çok geniş bir içeriğe sahip. Bu nedenle Psikolojik danışman özellikleri konusunda yazımı ayrıca okumanızı tavsiye ederim.
  3. Sunu çalışmaları yapılacaksa birincisi sunularda çok içerikli yazı olmayan etkili ve görsel sunu olmalıdır. İkincisi sunuya bakmak zorunda kalmadan sunu yapılabilmelidir. Sürekli sunudan okumak yapılan çalışmanın etkinliğini düşürecektir. Psikolojik danışman olarak donanımlı ve konunuza hakim bir izlenim verebilmeniz için sunuya sürekli bakma ihtiyacı duymamalısınız. Sunu sizin için değil katılımcılar için olmalıdır. Burası önemli bir nokta, zamanında yaptığım hatalardan birisi buydu. Sunuyu kendim için hazırlar ve ondan güç almaya çalışırdım. Konuya hakim değilsek sunuya bağımlıysak katılımcıların olumsuz değerlendirmelerine maruz kalırız. Bunu açıkça söylemeseler bile içten içe bunu öyle düşüneceklerdir.
  4. Çalıştığınız kademeye göre, sınav sistemleri, üst öğrenimler konusunda, net ve detaylı bilgiye sahip olmalısınız. Öğrencilerin, veli ve öğretmenlerin soruları karşısında kem küm etmemelisiniz. Belirsiz cevaplar bu konudaki etkinliğinizi düşürür. Bu konuda ayrı bir dosyada bilgi bankası oluşturmak ve bunları sürekli gözden geçirmek faydalı olabilir. Polis nasıl olunur, asker nasıl olunur, pilot olmak için ne yapmam gerekir, hangi lise hangi amaçla gidilmeli, tercih hataları nedir, ne kadar net yaparsam nereleri kazanırım vs vs gibi sorulara hazırlıklı olmak gerekir.
  5. Öğretmenler ve idare yaptığımız onca çalışmalar hakkında bilgi sahibi olmadıkları için alanımızla ilgili bazı olumsuz yargılar geliştirebiliyorlar. Ya da hiçbir iş yapmıyormuşuz gibi düşünebiliyorlar. Siz yüzlerce iş yapın, eğer bunlar bilinmiyorsa hiç iş yapmamışsınız gibi hissettirilir. “Bana ne bilmeseler de olur, bilen bilir demeyin” çünkü bu konu sadece sizi değil mesleğimizi ve bizden sonrakileri de etkileyecek bir konudur. Bu nedenle öğretmenler kurulunda dönem sonlarında yaptığımız psikolojik, eğitsel ve mesleki rehberlik çalışmaları ile ilgili istatiksel bilgi vermek, yapılan çalışmaları ve sonuçlarını paylaşmak faydalı olacaktır. Bu aynı zamanda kurum içerisinde daha fazla destek almamızı sağlayacaktır. Zaten öğretmenler kurulu toplantısında bize ayrılan bir gündem maddesi var. Bunu en iyi şekilde kullanmamız gerekir. Gerekirse bu konuda ayrıca bir sayfalık bilgi notu da öğretmenlere dağıtılabilir.
  6. Öğrenciler ile sıcak ilişki kurmak önemli olduğunu düşünüyorum. Bunun için her ne kadar rehberlik servisinde iyi iletişim kurmayı başarabiliyorsak bile rehberlik servisi dışında da iletişim kanallarını sıcak tutmamız yararlı olacaktır. Öğrencilerin sosyal ve sportif etkinliklerinde en azından izleyici konumunda dahi bulunmak onlarla iletişimi arttırmakta etkili olmaktadır. Elbette hem rehberlik servisinde hem de diğer alanlarda öğrencilere yetişmek zor olur. Ama mümkün olduğunca bunu yapmak öğrencilerin rehberlik servisine karşı olumlu duygularını geliştirecektir. Ayrıca öğrencilerin isimlerini bilmek ve isimleriyle hitap edebilmek önemlidir. Aslında bu hepimiz için önemli, çok sık görmediğimiz birinin bizim ismimizi hatırlaması ve ismimizle hitap etmesi bizi nasıl iyi hissettiriyorsa bir öğrenciyi daha fazla iyi hissettirecektir.
  7. Okulunuzun rehberlik ihtiyacını mutlaka iyi değerlendirin. MEB’in her okulun kendine uygun iki hedefini belirlemesi uygulaması bence gerçekten önemli bir konudur. Öğretmenlerle, öğrencilerle ve veliler ile konuşun, anketlere göre bu daha sağlıklı bir sonuç verdiğini düşünüyorum. Elbette ihtiyaç analizi anketini de yapın. Ama bire bir konuşmak ve değerlendirmek ihtiyaçları daha sağlıklı anlamanıza yardımcı olacağı gibi rehberlik servinin kurum içindeki inanılırlığı ve etkinliğini de arttıracaktır. Belirlediğiniz ihtiyacı önemseyin. Örneğin okulda akademik başarıyla ilgili bir ihtiyaç olduğu mu düşünülüyor. Öyleyse bununla ilgili çalışmaları bir paket şeklinde programlayın. Ve bunun üzerine gidin.
  8. Sonuca değil sürece odaklanarak motivasyonunuzun sürekliliğini sağlayın. Birçok meslektaşımız şunu yaptım, bunu yaptım yine de bir sonuç alamadım diye kendilerini yıpratıyorlar. Ben istekle (hatta isteksiz olabilir) alınamayan sonuç görmedim. Az ya da çok yapılan çalışmaların mutlaka olumlu bir geri dönüşü olur. Bunu belirlediğiniz kriterlerle görebilir ya da göremeye bilirsiniz. Sonucu somut olarak görme ihtiyacını hepimiz hissediyoruz. Ama bunu bazı meslekler gibi net görme ihtimalimiz çok azdır. Bu da bizi yıpratan ve etkinliğimizi düşüren önemli etkenlerden biridir. Bunu aşmamız lazım. Bunun içinde öncelikle konuya bakış açımızı yeniden değerlendirmemiz gerekir. Yani sonuca bakarak somut şeyler görmeye çalışmaktansa, sürece bakmak ve gösterdiğimiz iyi niyetli, heyecanlı çalışmaya odaklanmak bizi daha iyi hissettirecektir. İllaki sonuç görmek istiyorsak, bunu bazı yöntemlerle yapabiliriz. Yıl sonu için bireysel görüşme sayısı hedefi koyabiliriz. Ya da grupla psikolojik danışma çalışmalarında ön test son test koyarak sonucu değerlendirebiliriz. Ya da sınıf rehberliği çalışmalarında değerlendirme formu verebiliriz.
  9. Öğretmenler ile periyodik bireysel toplantılar yapın. Sınıfın ve öğrencilerin durumunu anlamaya çalışın. Risk haritanızı oluştururken bu görüşmelerden de çok faydalanacaksınız. Ayrıca öğretmenlerin katılımını ve desteğini arttırmış olacaksınız. Bunu yaparken resmi bir toplantı havasında değil de daha çok sohbet, muhabbet havasında olması iyi olabilir. “Hocam birlikte çay içelim, birde öğrencilerinizin durumunu birlikte değerlendirelim” gibi bir başlangıç olabilir. Bu toplantılardan çok önemli bilgiler elde edebilir, danışanlarınızı farklı açılardan görme imkanınız olur. Ayrıca öğretmenler ile yaptığınız bu işbirliği PDR servisinin olumlu destek görmesini sağlayacaktır.

Bence diğer önemli olan ve aslında yaptığınızı düşündüğüm kendimizi geliştirme heyecanını sıcak tutmaktır. Kitap okumak, meslektaşlar ile fırsat buldukça vaka tartışamaları yapmak, eğitimlere katılmak faydalı olacaktır. Ayrıca aktuelpdr gibi forumlardan da faydalanmanız oradaki vaka tartışmalarına katılmanız faydalı olacaktır. Bunu ilk defa internet de vaka tartışması olarak aktuelpdr de yaptık. Ve çok ilgi gördü.

Evet değerli meslektaşlarım. Konuyla ilgili düşüncemi sizlerle paylaşmak istedim. Sizin de bu konuda fikirlerinizi yorumlar bölümünden almak isterim.

Bu yazı Özkan EMİROĞlU tarafından AktuelPDR için üretilmiştir. Kaynak göstermek şartıyla kullanılabilir.


Özkan Emiroğlu

1997 yılında Psikolojik Danışman olarak göreve başladım. 2002 yıllarında AktuelPDR (PDR alanında) ile başladığım forum ve blog yazarlığını aynı heyecanla devam ettirmeye çalışıyorum. Meslektaşlarıma bu konuda kendi çapımda destek ve yardımcı olabiliyorsam ne mutlu bana. Meslektaşlarım bizi; Facebook, {TWİTTER} ve instagram hesaplarından takip edebilir.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir