Neden ön yargılısın ha! ( Sıra Dışı Makaleler serisi)

Karşıdan bir adam geliyor. Baktın tipini beğenmedin. Ne düşünürsün. ” Şu adama bak harikulade iyi birisi olmalı mı der sin? Ya da şu tipi bozuk, iğrenç birine benziyor diye mi düşünürsün. Peki neden öyle düşünürsün. Burnu uzun, ya da kolları maymun gibi mi? Ondan mı düşünürsün.

Nedir seni kanata varmaya sevk eden. Yoksa evinizin yakınlarında gezinen anti sosyal komşunuzun oğluna mı benzettin bu noksan yaratığı. Aman Allah’ım sen çok güzelsin! Herkes senden daha çirkin. Sen çok farklısın ondandır herhalde bu yaklaşımının nedeni. Herkesi ayaklarının altında mı zannediyorsun. Nedir hiç tanımadığım birine karşı iğrenti duymanın sebebi. Nedir yıllardır tanıdığın Ayşe’de bulamadığın. Sadece güzel diye sempati duymanın sebebi ne? Nedir Allah aşkına bu peşin kanaatin sebebi.

Bence burada durmalıyız. Fazla abartmadan işin Türkçesini konuşmalıyız. Aslında ortada ciddi bir sorun yok. Tanımadığın birine karşı sempati yada antipati duyman normal. Çünkü ön yargı dediğin şey seni tehlikelerden koruyan bir savunma mekanizması. Düşünsene bir selamın bir tebessümün bile yanlış anlaştığı günümüzde acaba ön yargılarımız olmasa neler olurdu.

Yolda yürüyorsun. iki maganda yolun kenarında sohbet ediyor. Birden içinden bir duygu geldi ve son derece ciddi olman gerektiğine karar verdin. İşte bu vardığın yargı aslında senin lehine. Onların yanından geçerken sergileyeceğin tavırla olabilecek bir sataşmayı bertaraf ettin.

babanı düşün. Seni bir arkadaşınla gezerken görse ve sana ” oğlum bu arkadaşının tipini hiç beğenmedim. Dikkat et kendine” dese. Bu babanın vardığı kanaat seni tehlikelerden korumak için olumlu bir önyargı oluşturur. İçinden benzer durumları yaşıyorum dediğini duyar gibiyim.

İnsanın ruh hali mizacına yansımaya başlar. Bu nedenle kişilerin yüzlerini az da olsa okumalısın. Yani senin de az ya da çok mizaçtan, kişilik tahlili yapabilmelisin. Bu çok önemli. Bak sana ne diyorum. Bana onlarca insan getir sana hangisinden zarar görebileceğini, hangisinden zarar gelmeyeceğini, hangisinin ne tür kişilik özellikleri sergileyeceğini söyleyeyim. Bu konuda çok iddialı olduğumu söylemeliyim.

Şimdi gelelim bu önsezi ( Ön yargı) olayında atmamız gereken doğru davranışa. Şu kesin kimseyi tipinden, mizacından dolayı mahkûm etmemeliyiz. Sadece temkinli olmalı ve o şekilde yaklaşmalıyız. Yani edindiğimiz bu seziyi kesinmiş gibi insanlara lanse etmemeliyiz. Hele kötü özellikleri asla. Yani kanaatimiz olmalı ama içimizde kalmalı. İleride insanları tanıdığımızda değişirse büyük bir kolaylık olur. Önseziler kesinlikle herkesle paylaşılmamalı. Çünkü senin tahminin diğer kişide daha derin kanaatler oluşturabilir. Tamam mı?
Bir de olaylara dönük seziler var ki bu hakikaten yanıltıcı olabiliyor.
Markette gezerken bir baba, reyonundan alınmış bir araba ve araba üzerinde bir çocuk gördüm. Aslında baba yapmaması gereken bir şeyi yapıyordu. Yani Henüz satılmamış bir arabaya çocuğunu bindirip gezdiriyordu. Yapmamalıydı. Baba çocuğuyla market içinde tur atarken onları ileride bir adam gördü. Adam çocuğa baktı sonra tiksintiyle babaya döndü. Adeta babaya bir böcekmiş gibi bakıyordu. Yani yaptığının yanlışlığını ifade etmeye çalışıyordu. İçinden geçen duygular açıkça beli oluyordu. ” Şu pis herife bak. Satılmamış oyuncağa çocuğunu bindirmiş nasılda tur atıyor. Sanki burası lunapark”

Sessizce yanına vardım ve ” çocuk ne kadar mutlu değil mi” dedim. Dönüp bana baktı. Ama hala tiksintiyle çocuğa bakıyordu. Devam ettim bu olumsuz yargılı adama ” Çocuk kanser, baba çocuğunun bu son günlerinde her istediğini yapmak için gayretini sarf ediyor.

Adam’ın suratındaki tiksinti bakış, bir anda yerini ağlamaklı bir ifadeye terk etti.
“Yapma ya” dedi. Ve ekledi “çocuk da çok küçükmüş birader”
“Evet” dedim. Adam’ın bütün yargısı bir anda değişivermişti. Olumsuzluk adına hiçbir duygusu kalmamıştı. Biraz önce çocuğa tiksintiyle bakan adam sessizce çocuğun yanına varıp başını okşadı.
Tırlatmış gibi bağıranları görürsün. Adamcağız 8. Kata çıkmış kendini aşağıya atacak. Aşağıdan bağırıyor bir halk kahramanı ” atlan hadi kendini at aşağıya”
Sanki yukarıdaki keyfinden çıkmış. Çatının ucunda piknik yapıyor sanki. Bay halk kahramanı o zavallının ne çektiğini nereden bileceksin sen. Adam senin gazınla kendini aşağıya bırakır. Sen de katil olursun haberin olsun.
Mutluluktan uçan bir kişinin halini düşün. Çok mutlu bir haber almış olsun. Bahara ulaşan danalar gibi sektiğini görürsün. Hangi mantığa hangi kanata sığdırabilirsin ki.
Özetle söylüyorum; kişiler hakkında ön bir kanaatin olmalı ( kendine sakla lütfen) ama olaylara bakıp kişileri lütfen yorumlama.
Düşüncen öfkeyle başlayıp, gözyaşınla bitebilir.

“YAZIK Sınav canavarı olmuşsun kitabının yazarından” Kadir AKEL

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir