Hangi saat ders çalışmalısın ( sıra dışı bir yazı)

Aslında nasıl ders çalışılacağını sen benden daha iyi biliyorsun. Hadi gel birlikte nerede yanlış yapıyoruz bakalım.

Bak!  şimdi sana bir öneride bulunayım. insanın bir eşref saati var derler atalar. Biz bu sözü şöyle çevirelim: Şimdi senin çalıştığında daha iyi anlayacağın bir de zorlanacağın saat vardır. Hah  işte biz seninle bu daha iyi anlayacağın saati bulmaya çalışalım.

 

Düşünmeye başla: Şimdi eve geldin,  karnın aç, gözünün önünden pastırmalar, dönerler uçuşuyor. Kitabımı açayım dedin ?Allah Allah kim bu sayfaya baklavaları börekleri koymuş? Ders harici her şey sayfada,  bence çalışma.  Ama annene de söyle bir an önce yemeğini hazırlasın. Ve nihayet yemeğini yedin. O gün çok acıktığın için karnını tıka basa doldurdun. Göbeğin davul gibi şişti yani. Nefes almada zorlanıyorsun. Dersin başına otursan ne olacak ki,  böyle tısıl tısıl.  Miden bir fabrika gibi çalıştı. Bir saat sonra kendine geldin.        

Şimdi seninle bir terapi yapalım.    HAZIR MISIN!

Şimdi gözünü kapat;                          

Gülmeyi bırak dediğimi yap…                           

Tamam oldu.

 

Beynini düşün,  tozlanmış bütün günün yorgunluğuyla kirlenmiş. Hafiften yorgunluk ağrısı hissediyorsun. Arkadaşınla tartıştın, annen en sevmediğin yemeği hazırladı. Yan komşun Elif teyzen yine işsiz kocasıyla tartışıyor.  Dışarıda çocukların kahkaha sesleri geliyor, annen bir kadın programı açmış iki zavallının ağlaşma sesleri geliyor. Çok önemli olduğunu düşündüğün telefonun şarjı bitmek üzere. Cırt cırt edip duruyor. Duvarında asılı duran her zaman gülen arkadaşınla bir anınızı gösteren resme dikkatle baktın gülmediklerini fark ettin.  İçindeki şeytanın ?bir an önce çık şu odadan?  diye seslendi. Beynin iyice bunaldı, kirlendi.

 

Kaçmak kolay gelebilir.  Kaçan korkak olsun.   Sanki başka gün bu saydıklarımız olmayacak. Anti sosyal   Hıdır?ın  pitbul köpeğinin sesini duymazsan;  Mehmet Amca?nın çilsiz horozunun sesini duyacaksın. Yani yukarıdaki seslerin benzerleri hep olacak, hep kulağını tırmalayacak. Tabi sen eğer duymak istersen. Tamam şimdi devam edelim. Beynin iyice kirlendi. Ne yapmalısın?

 

Sonra toros dağlarının çiçekleri arasındaki bir nadide pınardan alınmış, billur gibi bir sürahi suyu  beynine döktün.   Beyninde ne tos kaldı nede kir. Tertemiz oldu. Yağmur sonrası güneşte pırıl pırıl parıldayan bir kuşburnu çiçeği gibi oldun yani. Zihnin duru bir göl gibi oldu. Artık hiç yorgunluk hissetmediğini  düşün.  İyi düşününce başının ağrısı da kalmadı. Elif teyzen de sürekli abartıyor zaten her gün tartışıyor. Arkadaşınla okulda yaşadığın problem çok küçüktü,  yarın gidip konuşur tatlıya bağlarsın. Şimdi duvardaki resme bak. Dikkat et sen güldüğün için resim de sana gülümsüyor. Annenin yaptığı yemek hiç de fena değildi. Azından onu bulamayanlar var. İçindeki şeytana zincir vurmak üzeresin, Zincirini kırmaya çalışan bir köpek gibi sana hala sesleniyor. ? hadi çık bir saat sonra çalışırsın. Komşunun oğlu Sedat  kalede uçarak topları tutuyor hadi, hadi!

 

Sen sakın kanma bu çirkin şeytanına. Ödevin biter, çıkar oynarsın, Sedat?ta zaten sürekli top oynuyor. Yani bir saat sonra da oynuyor olacak. O da zaten çok tembel bir çocuk.

 

Nihayetinde kitabını açtın?  Türkçe matematik derken iyice daldın. Çok doğrusunu yapıyorsun. Farkında mısın herkes sustu. Hatta Elif teyzen bile. İşte Eşref saatin işte en iyi anladığın saat.

Lütfen bu yazıyı odana as olur mu?

 

Yakında kitabımız çıkıyor? tüm dostlara duyrulur

kadir.akel@mynet.com

Kadir AKEL

Hangi saat ders çalışmalısın ( sıra dışı bir yazı)” için 2 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir