Ek-2 hakkındaki bilgi kirliliğine son nokta

Yönetici atamayla ilgili olarak Ek-2 formunun iptal edileceği haberi günlerdir kafaları karıştırmaktaydı. Eğitim Yöneticisi Maksut BALMUK bu konuyla ilgili geniş bir değerlendirme yaparak bu konuda son noktayı koydu.

Son günlerde yer alan 24/04/2008 tarihli Eğitim Kurumları Yönetici Atama Yönetmeliğinin Ek-2 Yönetici Değerlendirme Formunun iptaline ilişkin mahkeme kararı ile ilgili olarak; Bakanlık,İl Milli Eğitim Müdürlükleri ve Sendikaların telefonlarının kilitlenmesine yol açan nitelikteki bilgi kirliliği ile ilgili edindiğimiz bilgileri paylaşmak istiyorum.

Önce gelişmelere bakalım:

Yönetmelik 24/04/2008 tarihinde yayımlanmıştı. Yönetmeliğin ekinde de Ek-2 bulunmakta idi. Biz bu ek -2 ye Birinci Ek-2 diyelim) Yönetmelik yayımlandıktan sonra Eğitim-İş aynı gün dava açtı. Dava ile ilgili ilk karar çıkmadan 08/08/2008’de ek-2 değiştirildi. Buna da İkinci Ek-2?diyelim. (Ek-2 de atamaya yetkili amirlerin takdir belgesinden kaldırıldığı değişiklik) Eğitim-Sen ve Eğitim İş Sendikaları bu değişikliği 11.08.2008 tarihinde yargıya taşıdılar.

Hemen akabinde Eğitim İş?in başlangıçta yönetmeliğin bazı maddeleri ile Birinci Ek-2?nin iptali için açtığı davanın ilk kararı çıktı ve Birinci Ek-2?nin yürürlüğü durduruldu. Bunun üzerine bakanlık 15/10/2008 tarihinde yönetmelikte değişikliğe giderek Ek-2?yi mahkeme kararına uygun hale getirdi. Buna da Üçüncü Ek-2?diyelim.

Şu anda da yürürlükte olan Üçüncü Ek-2 nin yayımlanmasından sonra Eğitim-Sen konuyu yargıya taşımıştır. Yargıya taşıma konusu ve istemleri ile iptal durumunda olabileceklerle ilgili değerlendirmem  Ek-2 İptal mi edildi? Başlığıyla yayımlanmıştı.

Yukarıdaki süreci takip ettiğimizde Birinci Ek-2 ile İkinci Ek-2?nin yönetmelik değişikliği nedeniyle zaten bir hükmü olmadığını görmek mümkündür.

Şu anda yaygara koparılan ve durdurulduğu söylenen Ek-2 08/08/2008?de yayımlanan ve Eğitim İş ile Eğitim Sen tarafından 11.08.2008 tarihinde yargıya taşınan İkinci Ek-2?dir. Bu Ek-2 15/10/2008 tarihli yönetmelik değişikliği ile zaten yürürlükten kalktığından bu kararın önemi yoktur. Çünkü şu anda, o tarihten sonra değişiklik yapılarak yayımlanan Üçüncü Ek-2 yürürlüktedir.

Yargı kararını verene kadar yönetmelik değişikliği dahi olsa o dava ile ilgili kararı yayımlamak durumundadır. Yargı savunmayı da aldıktan sonra kararını yeni vermiştir. Verdiği kararda zaten Eğitim-İş?in ilk davasına verdiği kararın tekrarına karar vermiştir.

Sonuç olarak; ortalıkta dolaşan ve büyük bir bilgi kirliliği yaratan Ek-2 ile ilgili olarak 15/10/2008 tarihinden sonra değişen bir durum şu anda söz konusu değildir. 15/10/2008 tarihli değişiklikle ilgili olarak Eğitim-Sen?in davası ise sürmektedir.

Kaldı ki Eğitim-İş?in başlangıçta 24/04/2008?de açtığı yönetmeliğin bazı maddelerinin iptaline ilişkin yargı süreci de devam etmektedir. Çünkü Yürütmeyi Durdurma kararı verilmiş fakat kesin karar henüz çıkmamıştır. Bilindiği gibi Yürütmeyi Durdurma kararları kesin kararlar gibi uygulanması zorunlu kararlardır.

Son ve son söz olarak;

Şu anda geçerli olan hukuki durumda atamaların Ek-2?ye göre yapılması ile ilgili hiçbir sorun bulunmamaktadır.

Bu konudaki en büyük sorun ise geçen yıllara ve tüm yargı kararların rağmen yayımlanan son yönetmeliğin de gerçek anlamda hukuka ve hakkaniyete uygun bir yönetmelik olup olmadığı noktasındaki şüphelerdir. Bu şüphelerin varlığı insanlar üzerinde endişe yaratmakta bu şüpheler neticesinde yargı tarafından iptal edilmesi durumuyla karşı karşıya kalınabileceği sonucuna varılabilmektedir.

Bu şüpheleri kaldırmanın yolu; bazı sendikaların asil atama olsun da nasıl olursa olsun mantığıyla yargı yoluna gidenleri eleştirmek değil bu konuda tamamen hak, hukuk, yargı kararları, kariyer, liyakat ve hizmetin gereği temel hususlarını göz önüne alarak mevzuat hazırlamaktan geçmektedir.

Türkiye?nin bunu yapabilecek bilgi birikme sahip hukukçuları, üniversiteleri, sendikaları ve çalışanları mevcuttur. Önemli olan bu konuda kararlı bir yaklaşım sergilemektir. Aksi durum da herkesin şikayet ettiği gibi, kurumlarımızın yönetimlerini gerekli donanıma sahip insanlara teslim etmemiz yani eğitim adına iyi şeyler yapmamız mümkün değildir.

Unutulmamalı ki yargı kararlarını ya da yargı yoluna başvuran kişi ya da sendikaları eleştirmek değil, bu kararların alınmasına neden olan hukuki süreçler ile yargı kararlarını iyi sentez etmek, bu noktada yapılan yanlışlıkları eleştirmek gerekir.

Bu konularda geçmişte şu şunu yaptı bu bunu yaptı gibi etik ve hukuki olmayan yaklaşımlar biz eğitimciler için çıkış olabilecek yaklaşımlar olmayıp doğruyu bulmak noktasında mücadele vermek tüm eğitimcilerin ortak paydası olduğu kanaatindeyim.

Unutulmamalı ki hukuk bir gün hukuksuzluk yapan ya da bundan geçinmek isteyenlere de lazım olabilir?

Saygılarımla…

Maksut BALMUK

Eğitim Yöneticisi

NOT: Birinci Ek-2, İkinci Ek-2, Üçüncü Ek-2? tanımlamaları hukuki tanımlamalar olmayıp konunun daha iyi açıklanması adına yazılmıştır.

 

Kaynak:www.milliegitimciler.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir