Eğitim dünyası “rehber öğretmen” sorununu çözemiyor

Literatüre girdiği 1960’lı yıllardan beri görev tanımı tartışma konusu olan “rehberlik sistemi”, eğitim dünyasının çözülemeyen denklemi.

ESENGÜL METİN – BETÜL YÜZÜNCÜYIL TAVLI

Türkiye geçtiğimiz hafta, Hakkari’nin Yüksekova İlçesi’nde 12 kişilik ailesini geçindirmek için çobanlık yapan İrfan Töreci’nin ÖSS başarısını konuştu. Hacettepe Tıp Fakültesi’ni kazanan Töreci, yokluklar arasında yakaladığı başarının sırrını açıklarken çok çalıştığını söylüyor ve bu süreçte rehber öğretmenlerinden aldığı desteğe işaret ediyordu.

Ama gelin görün ki, Türkiye’de genel manzara pek de böyle değil; öğrencilerin çoğunun rehber öğretmenler konusunda Töreci kadar şanslı olduğunu söylemek zor. Çünkü Türkiye’de hemen her evde, öğrenimi boyunca rehber öğretmenlerden gerektiği gibi destek alamayan, onların yanlış yönlendirmeleri nedeniyle istemedikleri bölümlerde okumak zorunda kalan öğrencilerin öyküleri konuşuldu, konuşuluyor.

Eğitim dünyasında da en fazla tartışılan konularından biri rehberlik sistemi. Sistemin işlevini tam olarak yerine getiremediği fikrinde birleşen uzmanlar, bu durumu 3 nedene bağlıyor: Rehber öğretmenlerin görev tanımlarının net olmaması, nitelik olarak yetersizlik ve sayılarının azlığı. Tabii olan da bu ara, sınavlar arasında bir garip yolcu haline gelen, derbeder gençlere oluyor…

SORUNUN KAYNAĞI NEREDE?

Rehber öğretmenlik kavramının sadece Türkiye’de olduğunu, Batı ülkelerinde bu gö-revi psikolojik danışmanların üstlendiğini söyleyen Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği (Türk-PDR) Genel Başkanı Doç. Dr. Tuncay Ergene, “Milli Eğitim Bakanlığı’nda “asıl olan öğretmenliktir” ilkesi halen geçerliliğini koruyor. Eğitim sadece öğretmenler tarafından yürütülebilecek alan değil. Bu alanda psikolojik danışmanlık eğitimi almış uzmanların istihdamı gerekli. Oysa Türkiye’de psikolojik danışmanlık ve rehberlik alanında eğitimi olmayan pek çok kişi kolayca rehber öğretmen olabiliyor. Bu durum da kendine uygun bir eğitim programına ve mesleğe yönelemeyen, kişisel ve eğitsel gelişimi yetersiz öğrencilerin yanlış kariyer seçimleriyle son buluyor. Ayrıca liselerde her yıl meydana gelen onlarca olay, okul terkleri de rehberlik sisteminin başarısızlığını gösteriyor” diyor.

Ergene’nin verdiğini bilgilere göre, Türkiye’de her yıl yaklaşık olarak lisans düzeyinde 850, master ve doktora düzeyinde de yaklaşık 60 psikolojik danışman yetiştiriliyor. Fakat Milli Eğitim Bakanlığı’nda rehber öğretmen kadrosu altında görev yapan 11 bin 327 rehber öğretmenden 6 bin 176’sı psikolojik danışma ve rehberlik alanında eğitim almış kişiler arasında seçiliyor. Geri kalan 5 bin 151 kişi ise rehber öğretmenlik kavramıyla yakından uzaktan ilgisi olamayan kişilerden oluşuyor.

BİR ÖĞRETMENE 500 ÖĞRENCİ

Ve, çarpıcı bir oran: Türkiye’de bir rehber öğretmene 500’den fazla öğrenci düşüyor. Koç Üniversitesi Fen ve İnsani Bilimler Fakültesi Dekan Yardımcısı Sami Gülgöz’e göre bu rakam okullardaki rehberlik sisteminin neden işleyemediğinin en büyük göstergelerinden biri. Gülgöz bu oranın, öğretmenin öğrenciyi etraflıca tanıma ve ona yardım etme şansını düşürdüğünü söylüyor:

“Rehber öğretmenin elinde güvenebileceği araçlar mevcut değil; diğer öğretmenlerden öğrencinin beceri ve yeteneklerine ilişkin bilgi akışı yok, çünkü öğrenci başına ayırabileceği zaman çok sınırlı. Dolayısıyla ne derece sağlam oldukları belirsiz ölçme araçları kullanılırken öğrenciye ilişkin tüm bilgiler dikkate alınamıyor. Öğrencilerin bu desteği almak için son dakikayı beklemeleri de önemli bir sorun. Öğrenciler de yaşları gereği acil ihtiyaçları belirene kadar, yani üniversite konusunda bir seçim yapmaları gerekene dek, rehber öğretmenlerle bir ilişkiye girmedikleri için verilen destek de kaçınılmaz olarak çok sınırlı kalıyor.”

Bengi Semerci Enstitüsü Kurucu Başkanı ve Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bengi Semerci ise rehber öğretmenlerin görev tanımlarında kavram karmaşası yaşandığını belirtiyor:
“Rehber öğretmenlerin görevleri okul idareleri ve diğer öğretmenler tarafından tam anlaşılmış değil. Veliler ise çocuklarının tüm sorunlarını çözmesini bekliyor. Bunun nedeni yetki alanlarının tam olarak belirlenememiş olması. Öğrencileri tanımak, ailesel ve kişisel risklerini değerlendirmek, özel becerilerini ya da yetersizliklerini saptamak, bu bilgilere göre öğrenciyi, aileyi ve okulu yönlendirmek rehber öğretmenlerin işi.”

Semerci, rehber öğretmenlerin özellikle şiddetin, madde kullanımının, ailesel sorunların, gelecek endişesinin olduğu her yerde çok önemli olduğunu, dolayısıyla Türkiye’de de öneminin anlaşılması gerektiğinin altını çizerek, “Rehberlik sistemiyle ilgili tartışmalar rehber öğretmenlerin sayısının artması, eğitimlerinin çeşitlendirilmesi, hak ettiği saygınlığının idareciler tarafından benimsenmesiyle çözülebilir” diyor.

“Psikolog değiller”

Tüm Özel Öğretim Kurumları Derneği (TÖDER) Akademik Direktörü Prof. Dr. Adil Çağlar: “Rehber öğretmenler, zaman zaman psikologlarla karıştırılıyor. Hatta bazıları kendini psikolog yerine bile koyuyor. Bu durum da meslekteki insanları, psikologlarla çatışmaya kadar götürüyor. Bazen ÖSS tercih formu danışmanlığı görevine sıkıştırılarak, bu mesleğin gelişimi engelleniyor. Rehber öğretmenler mesleklerini işyerlerinde öğrenir durumdan çıkarılmalı. Rehber öğretmenlerin ülke çapında uluslararası örgütlerle bağları olan, güçlü bir mesleki birliği olmalı. Mesleğe uluslararası bir vizyon kazandırmak için MEB destekli projeler hayata geçirilmeli. Bütün ilköğretim okullarında rehber öğretmen istihdamı zorunlu tutulmalı ve bu alanda mutlaka yeni çalışmalar başlatılmalı. Rehberlik birimleri sadece kontrol edilemeyen öğrencilerin sığınma yeri değil.”

“Unvan sorunu”

Uğur Dershanesi Rehberlik Bölüm Başkanı Turgay Polat: “Türkiye’de her yıl psikolojik danışmanlık ve rehberlik bölümünden 1265 öğrenci mezun oluyor ama henüz unvan sorunları bile çözülmüş değil. Okul ve dershanelerde çalışan rehber öğretmenlerin birçoğu başka bölümlerden mezun olan kişiler. Bu, rehberlik alanında yapılması gereken danışmanlık beceri ve uygulamalarının yerine getirilmemesi anlamına geliyor. Bunun dışında rehber öğretmen kurum için ne ifade ediyor, net değil. Rehber öğretmenlerin iyi yetişmiş kişiler arasından seçilmesi gerekiyor. Bana göre işe alımlar mülakatla yapılmalı ve hizmet içi eğitim, İK, psikoloji gibi alanlarda bilgileri olup olmadığına önem verilmeli. Çünkü rehberlik servisi doğru konumlandırılırsa öğrencilerin şiddet, başarısızlık, aile sorunları gibi birçok konuda sorunlarını çözebilir.”

“Kimlik karmaşası”

Psikolojik danışman, rehber öğretmen Hüseyin Şen: “Psikolojik danışma ve rehberlik eğitiminin verildiği lisans programlarından mezun olanların bile yetişme sorunları tartışılırken, Milli Eğitim Bakanlığı’nın farklı bölümlerden mezunları, okulların rehberlik servislerine ataması, nitelik sorununu daha da büyütüyor. Bu durum meslek elemanları arasında kimlik karmaşasına neden olup motivasyon kaybına yol açıyor. Psikolojik danışma ve rehberlik alanının öğretmenlik, meslek elemanlarının da öğretmen olarak algılanması ise bizim -ders, nöbet, belletmenlik, nöbetçi belletmenlik gibi- hizmetin ilkeleriyle bağdaşmayan görevlerle karşı karşıya kalmamıza neden oluyor. Oysa bunlar bizim görevimiz değil.”

“İK birimi kurulmalı”

Sınav Eğitim Kurumları Rehberlik Genel Koordinatörü Ömer Öcal: “Nitelik sorununu çözmek için üniversitelerde psikolojik danışma ve rehberlik bölümlerinin öğrenim süreleri 5 yıl olmalı. Son bir yılı ise okul veya dershanelerde staj olarak değerlendirilmeli. Bunun dışında eğitimler ilk ve ortaöğretim rehberliği olarak iki bölüme ayrılmalı. Çünkü ilkokul öğrencisi ile lise öğrencisinin sorunları çok farklı, bu nedenle uzmanlaşma şart. Rehber öğretmenlerin okullarda daha etkin olması gerekiyor. Her okulda insan kaynakları birimi kurulmalı ve bu birimler rehber öğretmenler tarafından yönetilmeli. Rehberlik uzmanlarına da belli bir dönemden sonra idareci statüsü verilmeli. Okul ve dershanelerde Ar-Ge birimi kurulmalı, öğrencilerin gelişimi daha doğru ve hızlı olur. Akademik çevrelerden de destek alınarak çözüm önerileri belirlenmeli. Bu şekilde rehber öğretmenlerin hem okul hem de öğrenciler açısından daha verimli olacağını düşünüyorum.”

Kaynak: www.milliyet.com

Yazıyı paylaşın

Eğitim dünyası “rehber öğretmen” sorununu çözemiyor” için 18 yorum var;

  1. çok doğru bir konuya değinmişsin sitenin içeriğine ve bilgilerine hayranlıkla okuyorum başarılarını ve daha iyi konuları sunmanız dileğiyle

    Reply
  2. yıllardır tatışılıp duruyor,bir ad bulup ne olduğumuza karar veremedik.ve bizi eğitimin içinde boşlukta yürütüyorlar???????????????????

    Reply
  3. Meslektekieski arkadaşlar bilir ama yenilerin bu konudan haberdar olduğunu sanmıyorum. buğun okullardaki rehberlik servislerinde Eğitim Programları, Ölçme Değerlendirme, Sosyoloji ,Psikoloji, Felsefe, Pdr mezunu olan en az yedi farklı bransta [aklıma gelenler] arkadaşlar çalışmaktadır.
    Meb böyle bir eğitim politikası izlemesinin nedeninide söyle temellendirmekteyim. buğun rehberlik servislerinde Öğrenci görüşmeleri [kişisel rehberlik] yapılmaktadır. Bu ise psikoloji mezunlarının uzmanlık alanıdır. Sayısız test ve envanterler [Abkö Bna,Ptt Ske vb gibi] uygulanmaktadır. Bu ise ölçme değerlendirme mezunlarının uzmanlık alanıdır. Öğrenci başarısı için uzun vadeli çalışma programları [Ogye, tky vb gibi] yapılmaktadır. Bu ise Eğitim Programları mezunlarının uzmanlık alanıdır.
    Yani Rehberlik Servisleri bir bütün olarak tek bir uzmanlık alanına ya da programa dayanan bir çalışma alanı değildir. bu nedenle bunlar bu mesleği yapsın, bunlar yapmasın, bunlar iyi yaptı bunlar kötü yaptı muabbeti boş ve yararsız söylemlerdir.
    Bu mesleği en iyi yapacak insanlar bu mesleği en iyi benimseyen, kendini yetiştiren, güleryüzlü, önyargısız,sempatik, empati kurabilen, anti sosyal vb olmayan arkadaşlardır.
    Sekiz yıllık meslek hayatımda anladığım bu.

    Reply
  4. Ben 1995 yılından bu yana özel dershanecilik yaptım ve son üç yıldır da özel bir kolejde çalışmaktayım.PDR bölümü mezunuyum.Bu mesleğin en büyük kavram kargaşalarından biri önce mezuniyette diplomanızda yazılı olan vasıf.Rehber Öğretmen mi? Psikolojik danışman Mı?Bir yandan eğtim bilimleri içerikli ders alırken bir yandand a ders ssati fazla olan psikoloji bilimi derslerinin fazlalığı.İster istemez mezun olanlarda mesleki kavram kargaşası yaratıyor.Diğer bir faktör bu mesleğin niteliğini çok açıkça ifade etmeyen en son 2001 yılı itibarı ile değişiklik görmüş Rehberlik Hizmetleri yönetmeliği.Genel müdürlük bile bu konulara güncellenme ve dünyadaki mesleki gelişmelere göre hiç bir düzenleme yapılmıyor.Ayrıca Pdr mezunlarını sadece eğitimde istihdam etmeye çalışmak da yanlış.Bizlerin en yakın çaslışa bileceği alan sağlık alanı da olmalı.Psikiyatri,psikoloji gibi bilim dallarıyla beraber sağlık sektöründe de koordinlie çalışmlar içeren istihdamlar yapılmalı.

    Reply
  5. Ben de psikolojik danışmanlık ve rehberlik mezunuyum yani diğer alanlardan gelip de bu alandakilere haksızlık yaparak başlayan ve niteliğini düşürdüğünüzü savunduğunuz bir rehber öğretmen değilim. Ama yine de çok zorlanıyorum. Bana kalırsa bu mesleğin herhangi bir zemini yok boşlukta bir iş. Ne iş yapcağımızı bile bilemiyoruz. Mezun olduk cuk.. okuldayız. Bu iş eğer ciddiye alınırsa daha düzgün bir eğitimi olur, daha düzgün bir stajı olur ve daha net bir iş tanuımı olur…Mesleğimden doyum alamamak aldığım eğitimin karşılığını görememek gerçekten yıpratıcı…

    Reply
  6. ?Rehber öğretmenin elinde güvenebileceği araçlar mevcut değil; diğer öğretmenlerden öğrencinin beceri ve yeteneklerine ilişkin bilgi akışı yok, çünkü öğrenci başına ayırabileceği zaman çok sınırlı. Dolayısıyla ne derece sağlam oldukları belirsiz ölçme araçları kullanılırken öğrenciye ilişkin tüm bilgiler dikkate alınamıyor.”
    İşte asıl sorun yukarıdaki cümlede saklı bence.Sınıf rehber öğretmenleri sorumluluğu altındaki öğrencilerle ilgilenmiyor. Rehberlik saatlerinde etkinlikleri uyguluyor çıkıyor hatta çoğu onu bile yapmıyor.

    Reply
  7. yıllarca avukat yanında çalışan yada mahkemede katiplik yapan biri avukatlık veya hakimlik yapabilir pratikte !!!!!!!! ama bunun yaptırılması mümkün mü????? Buradaki mesele bir işi yapabiliyor olmak değil bana göre

    Reply
  8. Önemli olan yapabildiklerimiz ise şu mevcut durumda üniversite mezununu bile çalıştırmaya gerek yok. Ver görevi memura o bile yaptığımız işin %90 ını yapar. devlet maaş ve ek dersten kar eder.(yıllarca ameliyathanelerde çalışıp doktordan daha pratik olan personeller var. bırakın ameliyatları onlar yapsınlar…..Olur mu???)

    Reply
  9. bir okul müdürü gelip bana “sen felsefeci sayılırsın, şu olaya hadi bi felsefik yorum yap” diyebiliyorsa okul müdürlerinin hali ortadadır.

    Reply
  10. Değerli meslekteşlarım!!!siz hala yok bu alandan yopk bu alandan tartışması yapmayı bırakıp asıl işlerimize yoğunlaşmamız gerekmektedir.Önemli olan mezun olunan alan değil YAPABİLDİKLERİMİZDİR.

    Reply
  11. Ben psikoloji mezunu bir rehber öğretmenim.Okullarda rehberlik servislerinin etkin bir şekilde olmamasının temel nedeni okul idaresinin ve diğer amirlerimizin rehberlik ve psikolojik danışmanlığa önem vermemesinden kaynaklanıyor.Rehber öğretmen olsada olur olmasada mantığıyla hareket ettikleri için bu durumda rehberlik servisleri. Okul müdürleri rehberlik yürütme komisyonlarını bile oluşturmuyor rehber öğretmenler yapıyor.Hiç bir kolaylık sağlanmıyor.Amirlerimiz sadece yüzümüze rehberlik servisinin önemini vurguluyor
    arkamızdan gereksizliğini boş olduğunu söylüyorlar.Bunu öğretmen arkadaşlarımızda yapıyor bazı sitelerde rehber öğretmenlerle ilgili yorum yapmışlar idareci ve öğretmen arkadaşlar rehber öğretmeni nasıl bilirsiniz diye mesleğim adına çok üzüldüm. Bu insanları şiddetle kınıyorum ve diyorumki bu zihniyetteki eğetimciler bu topluma ne verebilir.

    Reply
  12. mezun olduğumuz okulun isminin EĞİTİMDE PSİKOLOJİK HİZMETLER olması okullardaki psikolojik hizmetleri yürütecek kişilerin buradan mezun olacağı anlamına gelir. (yanılmıyorsam) Bu anlamda bir ünvanımız yok. zaten okullarda kendimizi psikolojik danışman olarak geliştirmek için imkan ve fırsatımız da yok. yaptığımız işler (lüzumsuz işler) vaktimizin çoğunu almakta ve buda mesleki anlamda doyumsuzluğa sebep olmaktadır. rehberlikle ilgili işler (evrak işleri) herhangi birsi tarafından da yapılabilecekken, öğrenci ruh sağlığı, önleyici ruh sağlığı hakkında yapabileceğimiz şeyleri yapma fırsatımız ve imkanımız olmamaktadır. Meb öğrenci ruh sağlığı çalışmaları konusunda bize çalışma önceliği vermeli ve bu konuda hizmetiçi eğitimlerle gelişimimize katkıda bulunmalıdır.

    Reply
  13. ayrıca bu sorunun çözüleceğine de inanmıyorum genç arkadaşlarım. çözülecek olsaydı yarım asırdan bu yana çözülürdü. bence yapılması gerekenlerin en başında pdr bölümlerinin kapatılması ve hepsinin psikoloji olması gelmektedir. bu şekilde rehber öğretmen dedikleri saçma ünvan da kaldırılmış olur. bunun yanında bu iş MEB’den ve de okullardan alınmalı, başka bir birim oluşturulmalı. okul içerisnde oldukça bu iş sağlıklı yapılamamaktadır. sen de öğretmen olarak görülüyorsun ve bu iş öğretmenlik işi değil. bu nedenle RAM benzeri merkezler yapılmalı. yapılmalı da yapılmalı ama kim yapacak:)))

    Reply
  14. öncelikle TÖDER direktörü Adil çağlara itirazım var. evet psikolog ünvanım yok ama psikolojik danışman ünvanım ve bu ünvan ve bilgilerle bir psikoloğun yapabileceği psikolojik danışmayı ve psikoterapiyi gayet rahat yapabiliriz. yeter ki kendimize güvenelim ve kendimizi geliştirelim. Özel öğretim kurumlarının istediği rehberlik servislerinin bir sekretarya, kayıt-kabul-memuriyet birimi şeklinde işlemesi olduğu için onlar sürekli bizim psikoloji dersleri aldığımızı inkar ederler. ve hep böyle konuşurlar. ama şu da var ki bu insanlar lütfen kendi işlerine baksınlar. bilmedikleri alan ile ilgili yorum yapmasınlar. pdr bölümünün içindeki “psikolojik danışmanlık” kısmını inkar etmeyi bıraksınlar.

    Reply
  15. tehberlik ve psikolojik danışmanlık eğitimi veren fakülteler ile meb arasında bir protokol imzalanmalı,sadece alan mezunu olanların atanması gerçekleştirilmeli,bundan önce alan dışından atanan kişilerin mesleğe ilişkin yetersizlikleri eğer varsa giderilmeli,psikolojik danışman statüsüne girmemiz gerçekleştirilmeli,yapacağımız işlerin tam olarak sınırının ne olduğu belirtilmelidir.alan dışı-alan içi tartışmalarının önüne böylelikle geçebiliriz.

    Reply
  16. slm beeende pdr bölümünde okuyorum. daha bu bölümü tam anlamıyla ne olduğunu çoğu kişi bilmiyor ama bu sorunun ilerleyen yıllarda çözüleceğine inanıyorum asıl sorun felsefe sosyoloji gibi bölümlerde okuyanların pdrci olarak görev yapmaları böyle olunca pdr eğitimi alanların hakkı yeniyor ve mesleğin bu konuda ağitim almayan kişiler tarafından yapılması sonucu başarısızlık kaçınılmaz oluyor fatura pdrcilere kesiliyor umarım en kısa zamanda bu sorun çözülür.

    Reply

Yazı için yorumunuz