Ebeveynlerin “Bizde ergenlik dönemini yaşadık; ama böyle değildik” yanılgısı

Ergenlik dönemi denildiğinde akla gelen ilk şey hızlı bir fizyolojik-biyolojik değişme ve bir arayış içerisinde olan psikolojik bir ruh halidir. Özellikle erinlik döneminde birincil cinsiyet özelliklerinin gelişimi ve buna bağlı olarak ikincil cinsiyet özelliklerin belirginleşmeye başlamasıyla ergenlerde hem psiko-motor hem de bilişsel anlamda ciddi uyum problemleri olabilmektedir. Bu uyum problemlerinin aşılmasında özellikle ebeveynlerin ve öğretmenlerin üzerine ciddi sorumluluklar düşmektedir. Ancak hızlı bir değişim ve dönüşümün (özellikle teknolojik alanda) tetiklediği kuşaklar arası çatışma dediğimiz olgu bu sorumluluğun yerine getirilmesi noktasında ciddi eksikliklere düşülmesine neden olmakta, hatta çoğu noktada gerek kimlik arayışında gerekse kişilik yapısının şekillenmesinde ergenlik döneminde olan gençler için engel teşkil edebilecek ya da yanlış yönlendirmelere neden olabilecek sonuçlar doğurabilmektedir.

Özellikle ebeveynlerde sık rastladığımız “biz de ergen olduk ama hiç bu kadar asi, isyankar, dik kafalı, saygısız, anlayışsız vb. olmadık” düşünce tarzı, kimlik arayışı içerisinde olan gençlerde ters bir kimlik yapısının oluşmasına neden olabilmektedir. Ters kimlik yapısının şekillenmesi aynı şekilde ebeveynlerde daha da katı bir tutuma sebep olabilmekte böylece olay tamamiyle bir kısır döngüye, karşılıklı çatışmalara dönmektedir. Bu anlamıyla özelde ortaöğretim kurumlarında psikolojik danışma ve rehberlik görevini yürüten öğretmen arkadaşlara, genelde tüm rehber öğretmen arkadaşlara aileler ile konsültasyon çalışmaları yürütmeleri noktasında ciddi sorumluluklar düşmektedir. Özellikle içinde bulunduğumuz ve teknoloji çağı dediğimiz bu dönemde, ebeveynlere ergenlik dönemini ve belirgin özelliklerini anlatmak, başta rehberlik servisleri olmak üzere okulların tüm bileşenleri açısından oldukça faydalı ve verimli olacaktır.Fakat ebeveynlerle yapılan bu çalışmalar güncelliğini koruyan ve ebeveynlerin en çok şikayet ettiği konular üzerinde yoğunlaştırılmalıdır. Özellikle ebeveynlerin geçmişte içinde bulundukları ergenlik dönemindeki sosyal, ekonomik ve özellikle teknolojik şartlarla şu andaki ve gelecekteki dönemler karşılaştırılıp ayrıntılandırılarak sunulmalıdır. Çünkü velilerle yapılan görüşmelerin büyük bir çoğunluğunda -özellikle ortaöğretim kurumları için söylüyorum- ergenlik döneminin belli başlı özellikleri söylendiğinde ya da anlatıldığında verilen cevap:  “hocam biz de ergen olduk, biz de bu dönemlerden geçtik ama biz böyle değildik” olmaktadır. Bu anlamda okullarda teknik alt yapının el verdiği ölçüde, genelde tüm öğretmenlerin özel de ise rehber öğretmenlerin ebeveynleri “tarihsel zaman” konusunda bilgilendirme çalışmaları yapması rehberliğin önleme işlevi açısından oldukça önemlidir. Nitekim “bir şeyi önlemek, çözmekten daha az zaman ve çaba gerektirir” saptamasından hareket edilirse, aile içi iletişim ve ilişkiler konusunda daha az çatışma durumları yaşanır ya da yaşanan çatışma ve anlaşmazlıklarla daha etkili baş edilebilir.

MEHMET EMİN BULUT
MARDİN KIZ TEKNİK VE MESLEK LİSESİ PSİKOLOJİK DANIŞMAN



Yazıyı paylaşın

Yazı için yorumunuz