Ebeveyn-çocuk arasında gerçek ve sağlıklı iletişim nasıl sağlanır

Çocuklarla iletişim kurabilmek onların gelecekte sağlıklı bir yetişkin olabilmeleri için oldukça önemlidir. Çünkü çocuğun karakter özellikleri genetik yapısından ziyade çevresel faktörlerle de büyük oranda şekillenmektedir. Çocuğun kendisini ilk tanıdığı çevre ailesidir ve ailesinin yanındayken hissedeceği her türlü duygu onun sosyal ortamda hissedeceği duyguları ve gerçekleştireceği davranışlarının temelini oluşturmaktadır; Dolayısıyla yetişkinlik yaşamının büyük bölümünü kalıcı olarak şekillenmektedir.

1.) Çocukla sağlıklı iletişim kurulduğunda çocuğun duygu ve düşüncelerine zorlanmadan ulaşılması çok daha mümkün olmakta ve böylece de onun anne-babayla yaşamının birçoğunu paylaşması ve sorun yaşadığında aileye danışması veya söylemesi çok daha sağlıklı olmaktadır. Ebeveynler çocuklarının nasıl davranmalarını istiyorlarsa ona öyle davranmalıdırlar; örneğin kendileriyle iletişime geçmelerini istiyorlarsa onlar da çocuklarıyla “gerçek ve sağlıklı” iletişime geçmelidirler.

2-) Anne-babanın çocuğuyla sağlıklı iletişim kurabilmesi ona saygı duymasıyla başlayacaktır. Anne baba çocuğunun da bir birey olduğunu; onun da bir dünyası olduğunu; onun da duygularının ve düşüncelerinin olduğunu hiçbir zaman unutmamalıdır.”çocuktur ne anlar” ya da “çocuk o unutur kırılmaz” gibi cümlelerle çocuğun duygu ve düşünce dünyasına saygısızlıktır asla yapılmamalıdır. Çünkü zannedilenin aksine çocuk yetişkin gibi duygulara sahiptir ve değerlilik inançlarını bu dönemlerde oluşturmaktadır. Bu şekilde saygısız davranıldığında çocuğun kendisini değersiz hissetmesiyle özgüveni zedelenebilmektedir ve sağlıklı iletişim kurmak yolunda çocuk bir adım geriden gelebilmektedir.

3-) Ebeveynin çocukla iletişim kurarken beden dili ile konuşma dili tutarlı olmalıdır. Diğer bir ifadeyle sağlıklı iletişim için ebeveynin sözleri ile davranışları uyumlu olmalıdır. Örneğin Sözde “saygı duyuyorum” diyerek iletişim esnasında duyguları veya düşünceleri görmezden gelinirse sağlıklı iletişim kurulamaz. Bununla birlikte bedenen çocuğun yanında olurken aynı zamanda ruhen de onunla olunmalıdır. Bir yandan iş yaparak, tv izleyerek ya da bilgisayarda meşgul olunurken diğer yandan çocukla iletişim kurulamamaktadır. Ona özel zamanlar ayrılmalıdır ve o zamanlarda sadece onunla olunmalıdır. Böylece çocuğun değerlilik inancı gelişmekte ve ebeveyniyle kendisine dair birçok şeyi paylaşması mümkün olabilmektedir. Farklı işler arasına ya da yoğunluğun arasına sıkıştırılan çocuk her şeyin farkındadır ve bu da ebeveynle iletişimini zayıflatmaktadır. Unutulmamalıdır ki çok zaman ayırıyor olmak her zaman sağlıklı zaman ayrıldığını göstermemektedir; çocuğa çok zaman ayırarak sağlıksız iletişim kurulmasındansa az ve öz zaman ayrılması onunla sohbetin ve samimiyetin arttırılması adına daha faydalı olmaktadır.

4-) Çocuğun paylaşmasını arttırmak için veya olumlu davranışlarının devamını sağlamak adına onun istenen davranışları pekiştirilmelidir. Örneğin çocuk hata yaptığında bunu ebeveyne dürüstçe anlatabildiyse çocuğun doğru söyleme davranışı için çocuğa kesinlikle mutlu olunduğu iletilmelidir. Eğer ebeveyn çocuğunun olumlu davranışlarına odaklanır ve onları çoğu zaman manevi şekilde ödüllendirirse(sarılmak, öpmek, çok mutlu olduğunu dile getirmek vb) çocuğun bu istenen davranışı attırılmış olacaktır ve muhtemelen ileride bununla karşılaşma oranı artacaktır.

5-) Çocuk ebeveyne göre yanlış bir davranış yapmış olsa bile anlatmasından dolayı dürüst davrandığı için mutlu olunduğu iletildikten ve dürüstçe davranması pekiştirildikten sonra çocuk sakin bir şekilde yargılanmadan dinlenmelidir. Unutulmamalıdır ki yetişkin bakış açısı ile çocuk bakış açısı çoğu zaman aynı olmamaktadır ve yetişkin ve çocuğun yaptığı çoğu eylem aynı amaca hizmet etmemektedir. O nedenle bu davranışın çocuk için ne anlama geldiği konuşulmalı, korkutulmadan kısa ve net açıklamalarda bulunulmalı ve doğru olan davranışın ne olduğu bu şekilde ifade edilmelidir; Ardından o konu üzerinde fazla durulmamalıdır.

6-) Çocukla iletişimdeyken onunla yetişkinmiş gibi konuşulmalı ancak yetişkine anlatır gibi anlatılmamalıdır; diğer bir ifadeyle çocuğun soruları geçiştirilmeden mantık çerçevesinde ve yaşına uygun kısa ve net cümlelerle,somutlayarak anlatılmalıdır . Böylece çocuğun bilinçlenme seviyesi artacak, aynı hataları yapma oranı azalmaya başlayacak, aynı zamanda başka ortamlarda ya da sosyal hayatta yaptığı hatalar olduğunda bunu ebeveyni ile paylaşmaktan kaygı ve korku duymayacaktır; ebeveyn de çocuğunun yaşantısı hakkında çok daha erken ve sağlıklı bilgilenmiş olacaktır. Kaçınılması gereken en önemli unsur Çocukla konuşurken asla ‘bunu nasıl yaparsın’, ‘sana hiç yakıştıramadım’, ‘kötü bir çocuk gibi davranmışsın’ gibi yargılayıcı cümleler kurulmamasıdır; onu yargılamadan konuşmaya çalışmak kendisini ifade edebilme gücünü arttıracaktır ve ebeveynle sorunlarını ya da duygu, düşüncelerini paylaşmasına yardımcı olacaktır.

7-) Tüm bunlar yapılırken yani çocukla iletişim kurulurken kesinlikle çocuğun gözlerine bakarak konuşulmalıdır; çünkü gözle kurulan iletişim ebeveyn ve çocuk arasında güçlü bağ kurulmasına yardımcı olmaktadır. Çocuk onu çok üzen sorununu aktardığında ciddiyetle dinlenmelidir ve sorun dinlendikten sonra asla gülünmemelidir. Ebeveyn hoşuna gittiği için gülme davranışını gerçekleştirecektir ancak çocuk aynı şeyi algılamayabilir. O esnada çocuk önemsenmediğini, saçma bir şey yaptığını düşünebilir ve daha kötüsü ‘sorunlarım komik ve paylaşırsam herkes güler’ algısını bilinçaltında kurgulayarak içe kapanma ve sorun paylaşmama eğilimine girebilir. Bu gibi durumlarda onunla empatik konuşulmalıdır; diğer bir ifadeyle çocuğun duygu ve düşüncelerinin anlaşıldığı konusunda çocuğa geribildirimde bulunulmalı ve onun aslında ne istediği dile getirilmelidir. Örneğin “ayşenin seni oyuna çağırmamasına çok üzülmüşsün; oysaki sen onun seni de oyuna almasını isterdin” gibi kısa ve net duygu ve düşünce açımlaması yapıldığında çocuk anlaşıldığını fark ettiği için rahat hissedecektir ve ardından sunulan çözüm onun için makul olabilecektir. Çocukların sorunlarını anlatmaktaki en büyük amacı aslında anlaşıldıklarını fark edebilmektir.  Ebeveyn bu şekilde empatik iletişim yolunu kullandığında  ve çocuğa onun duygularını tanıtarak konuştuğunda çocuk da bir süre sonra duygularını ifade edebilmeyi öğrenecektir. Unutulmaması gereken bir diğer önemli nokta da çocuğun ebeveyni model aldığıdır. Duygu ifadesi gibi iyi davranışlar model alındığı gibi olumsuz sözel davranışlar da model alınmaktadır.

8-) Son olarak da çocuğun da bir birey olduğu anlatılan şekillerde hissettirilerek onun da seçme şansının olduğu, özel yaşamının ve özel alanının olduğu istemediği taktirde kimsenın o alana giremeyeceği, istemediği durumlarda ‘hayır’ diyebilme özgürlüğünün olduğu öğretilmeli; ancak bu öğretilirken de kesinlikle ailede de aynı şekilde uygulanmalıdır; ‘ben annenim bana hiçbir zaman hayır diyemezsin ya da özel alanına her zaman girebilirim’ gibi cümleler kurulmamalıdır. Böylece duygusal ya da fiziksel istismara uğrama oranları daha da azaltılabilir.

Çocukla bu şekilde sağlanan sağlıklı iletişim ile duygu ve düşüncelerini ebeveyni ile paylaşması çok daha mümkün olacak ve sağlıklı paylaşımlar oluşmuş olacaktır. Ayrıca faydalar sadece bununla kalmayacak aynı zamanda sosyal yaşamda kendisine güven duyan, değerli hisseden, cesur olabilen ve duygusal zekası gelişmiş olan bir yetişkin olabilecektir.

Psikolog Enise Öziç – Samsun Medicalpark Tıp Merkezi



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir