Doç. Dr. Tuncay Ergene ile Röportaj

Benim için mutlu bir gündü. Yıllar sonra Hacettepe Beytepe Kampüsü anfilerinde sınavlarda “lütfen arkadaşlar” diyerek kibarlığı elden bırakmayan Tuncay Beyle görüşme fırsatı yakalamıştım. Kendisi Aydın Rehberlik Araştırma Merkezi’nin düzenlediği “Okulda Kayıp ve Yas” konulu konferans için aramızda olacaktı. Hazırlıklarımı yapıp seminere katıldım. Seminer çıkışı kendisi ile Aydın Rehberlik Araştırma Merkezi’nde görüşme fırsatı buldum. Sizlerle de bunu paylaşmak isterim.

Aydın’a konferans vesilesi ilede olsa teşrif ettiğiniz için sizinle tekrar karşılaşmaktan mutluluk duyduğumu belirtir bana sizinle röportaj yapma fırsatı verdiğiniz içinde teşekkür ederim.

1-Kendinizden bahseder misiniz?

1986 yılında Hacettepe üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik ana bilim dalından mezun oldum.
1990 yılında orta doğu teknik üniversitesinde yüksek lisans yaptım.

1996-1999 tarihleri arasında Ohio University’de ABD de Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanında doktora eğitimimi tamamladım.

1 yıl süreyle UNICEF’te psikososyal destek programında danışman olarak çalıştım. UNICEF ten sonra tekrar Hacettepe üniversitesinde göreve başladım.

2002 yılında da Harvard University’de post doktora çalışması yaptım. Halen Hacettepe üniversitesinde psikolojık danışma anabilim dalında doçent olarak görev yapıyorum.

2- PDR alanını seçmeye nasıl karar verdiniz?

Pdr alanı aslında benim insanlara yardım etme, problemlerini çözebilme konusunda bir eğilimim olduğunu düşünüyorum tabii kendi adıma. Özellikle bu annemden çok kaynaklanıyor. Annemden sürekli duyduğum sözlerden biri vardı “oğlum insanları olduğu gibi kabul etmek gerekir diye” tabii o zamanlardan beri kafamıza işlemişti ama bunların ötesinde de Türkiye de herşey çok amaçlı yürümüyor. Birazda tesadüflerle oldu. O dönem içerisinde ilk defa açılmıştı bölümümüz ama ilk girerken bu cümle bu kelime çok dikkatimizi çekmişti. Öğlece bir kayıt oldu.

3- PDR alanındaki çalışmalarınızın kişiliğinize katkısı neler olduğunu düşünüyorsunuz?

Kişiliğim ve kişilik gelişimim üzerinde halende katkısı olmakta. Burada şu söylenebilir; büyük ölçüde kişilik bir uyum sağlama süreci. Büyük ölçüde hem çevresel beklentileri dikkate alıyorsunuz, hem de kendi istek ve ihtiyaçlarınıza bakıyorsunuz ve bunları uyumlaştırmaya çalışıyorsunuz. Bu anlamda benim kendimi daha çok tanımama, ne istiyorum? ne amaçlıyorum? bunları görmeme çok faydası olduğunu düşünüyorum ve çevremdeki insanları gözlemleyebilme onları değerlendirebilme onların beklentilerine bakabilme konusunda bir anlayış kazandırdığını düşünüyorum.

4- 20 yıl öncesine göre ülkemizde PDR’ nin durumunu nasıl görüyorsunuz?

20 yıl öncesine göre çok ciddi bir değişim var. O zamanlar psikolojik danışmanlık rehberlik dendiğinde o ne demektir? Ne? Diye bir soru vardı. Belki halende geçerli bu sorular ama çok ciddi bir değişim oldu. Şu anda 18 binden fazla mezunumuz var. Türkiye’de bu alanla ilgili olarak genel bir kabul söz konusu 20 yıl önce “psikolojik danışma” diye bir terim yoktu.Şu an “psikolojik danışma” terim olarak büyük ölçüde yerleşti. Ama hala gönlümüzün çektiği düzeyden uzakta.

5- PDR alanı ile ilgili yeni çalışmalarınız var mı?

Alanla ilgili olarak bir önceki çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Yeni çalışmalar olarak bunu söylemek çok uygun olmayabilir. Bir derneğimiz var ve Türk Psikolojik Danışma Rehberlik Derneği olarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Şuanda üye sayısını artırmak amacındayım. 2200 den fazla üyemiz oldu. 9 şubemiz var. Türkiye genelinde bu şube sayımız ve örgütlenmeyi artırmayı hedefliyoruz. Çünkü merkezi olarak bu işleri yürütebilmek çok anlamlı değil. Her yeri yerel düzeyde güçlendirmek gerekir diye düşünüyorum. Bunun dışında özellikle psikolojik danışma ve rehberlik ile ilgili yayın faaliyetlerimizi artırmayı hedefliyoruz. Şu anda bir dergimiz bir bültenimiz var. Bu konuda özellikle araştırma makalelerinin yayınlandığı bir dergi daha çıkarmayı istiyoruz. Onun dışında bu konuda özellikle ders kitabi niteliğinde kullanılabilecek, ayrıca uygulamacıların kullanabileceği nitelikli kitaplar hazırlama içerisindeyiz. Bu anlamda yayını artırmamız gerekiyor. Birde bunlara ek olarak özellikle filmler hazırlama gayreti içerisindeyiz. Bunların bir kısmı eğitici filmler bir kısmı da danışman eğitimi için kullanılması gerekli olan filmler. Bunlara ek olarak ta eğitimlerimizi sürdürüyoruz. Bunlar hem meslek elemanlarına yönelik eğitimler hem topluma yönelik eğitimler hemde özellikle psikolojik danışman eğitiminde öğrencilere yönelik eğitimler organize ediyoruz.

6- PDR mezunlarının farklı istihdam alanlarında görev alması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Şimdi psikolojik danışma rehberlik alanı aslında temel olarak bağımsız bir meslek alanıdır. Dolayısı ile ürettiği hizmete farklı sektörlerde de ihtiyaç varsa buralarda da hizmet sunumu gerekmektedir. Psikolojik Danışma Rehberlik alanına baktığımızda Türkiyede 5 değişik alanda psikolojik danışman yetiştirilmesi söz konusu olacağını düşünmekteyiz. Bunlardan birisi Okul Danışmanlığı, diyeri Aile ve Evlilik Danışmanlığı, diğeri Kariyer Danışmanlığı, bir diğeri Rehabilitasyon Danışmanlığı,bir diğeri de Ruh Sağlığı Danışmanlığıdır. Dolayısıyla şuanda da eğitim sektöründe yaygın olarak psikolojik danışmanlar görev yapıyor. Aile ve evlilik danışmanlığında çok ihtiyaç var. Adalet sektöründe psikolojik danışmanların çalışması söz konusu olabilir.. Özellikle bu arabuluculuk konusunda bir yasa teklifi söz konusu. Bu psikolojik danışmanların bir bölümü arabulucu olarak görev yapabilirler ve bizim danışman eğitimimiz buna çok müsait görülüyor. Onun dışında çalışma bakanlığına bağlı olarak iş kurumunda meslek danışmanı, meslek ve iş danışmanı olarak çalışabilmek söz konusu, özel istihdam bürolarında çalışabilmek söz konusu. Bunlara ek olarak silahlı kuvvetlerde rehberlik danışma merkezlerinde çalışabilmek var. Şuan danışmanların bir bölümü sağlık personeli olarak orduda görev yapabiliyorlar. Yine emniyet genel müdürlüğünde rehberlik danışma merkezlerine çok ciddi bir ihtiyaç var. Dolayısıyla bir baktığımızda bu alan oldukça geniş bir alan olarak görülüyor. Önemli olan kazandırılan temel danışmanlık becerilerinin farklı sektörlerin ihtiyacına göre kullanılabilmeleridir.

7- Meslek yasası hakkındaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?

Her meslek alanının kendi yasası ile güvence altına alınması gerektiğine inanıyoruz. Psikolojik danışmanlık rehberlik alanı profesyonel bir meslek dalıdır. Dolayısıyla bir meslek dalı olarakta bunun yasal bir düzenlemeye ihtiyacı olduğu kanısındayım. Bu yasa düzenlemesine bağlı olarak mesleğe giriş, mesleğe giriş koşullarının düzenlenmesi sözkonusu meslekte kalış ve hangi koşullarda meslekten çıkarılabileceğinin belirlenmeli sözkonusu olabilir. Dolayısıyla böyle bir meslek yasasının çıkması bizim en öncelikli konularımızdan biridir.

8- Sanırım 1998 yılında Yükseköğretim Kurulu ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın birlikte yürüttüğü çalışmalar neticesinde Eğitim Fakülteleri Milli Eğitim Bakanlığı’nın ihtiyaç duyduğu nitelik ve nicelikte öğretmenler yetiştirecek şekilde yeniden yapılandırılmış. Bu yapılandırma günümüz eğitim sistemi için yeterlimi? Yeni bir çalışma var mı? Ayrıca PDR bir öğretmenlik programı olmadığı halde neden böyle bir düzenleme yapılmakta?

Maalesef o dönemde bir hata söz konusudur, bir yanlış söz konusudur, bu biraz toptancı bir anlayışın devamı niteliğindedir. Eğitim Fakültesi sadece öğretmen yetiştirir anlayışı, Mühendislik Fakültesi sadece mühendis yetiştirir anlayışının bir uzantısı niteliğindedir. Eğitim fakülteleri öğretmen yetiştirmenin dışında eğitim uzmanlarıda yetiştirir. Mesela; ölçme değerlendirme, program geliştirme gibi. Birde bunların dışında eğitim sektöründede çalışabilecek diğer sektörlerde de çalışabilecek farklı ünvanlarda kişilerde yetiştirebilir. Psikolojik danışmanlarda bunlardan birisidir. Geleneksel olarak zaten yüz yıllık bir geçmişi vardır psikolojik danışmanlık meslek alanınında. Bu meslek alanı Eğitim Fakültelerinde ortaya çıkmıştır ve öğlece yürümektedir. Dolayısıyla bu bir hata olmuştur. Bilindiği gibi psikolojik danışmanlık rehberlik alanı bir öğretmenlik meslek alanı değildir. Fakat orda bir şablona uydurulmaya çalışıldığı için öğretmenlik yeterlilik alanları üzerine psikolojik danışmanlık yeterlilik alanları konulmaya çalışılmıştır. Buda büyük ölçüde ülkemizdeki mesleki sınıflandırmaların uygun bir şekilde gerçekleştirilmemesinden kaynaklanmaktadır. Psikolojik danışmanlara ücret ödenebilmesi için bir öğretmenlik kadrosu olarak kullanılmasından kaynaklanmaktadır.

9- Liselerde eğitimin 4 yıla çıkarılmış olması, bunun okullardaki şiddet olaylarına etkisi ile ilgili dernek başkanı olarak size, derneğe olumlu/ olumsuz geri dönütler oldu mu? Neler yapılabilir?

Eğitimin 4 yıla çıkarılması durumunda tabii bunun daha bir sonraki aşamasıda sözkonusu. Özellikle lise eğitiminde zorunlu eğitimin olması ve 18 yaşına kadar sistemin içersinde öğrencinin kalması ile ilişkilidir. Aslında bu temelde çok düzel bir düşünce çünkü 18 yaşına kadar öğrencilerin ve insanların gelişimi açısından destekleyebilmiş oluyorsunuz. Bu çocukların hem psikolojik hem sosyal hem bilişsel hem kültürel yönden hemde sportif yönden gelişimi sağlanabilir. Büyük ölçüde istismarın engellenebilmesi sözkonusudur. Tabii bunun arttırılması durumunda bu anlamda yürütülecek profesyonel hizmetlere olan ihtiyaçlarıda gösterecektir. Bi kere derseniz şuan bir olay olduğunda deniyordu ki ? o 16-17 yaşında bir çocuk, okulun dışında biri ve sokaktaki bir kişi? gibi söyleniyordu. Ama şimdi sistemin içinde olması durumunda bu kişilerede bir hizmet sunmak gerekecektir. Dolayısıyla 18 yaşına kadar olan çocuklarda karşılaşılan şiddet olayları, uyumsuz davranışlar daha görünür hale gelecektir. Şuan toplunda bunlar görünür halde değildir. Dolayısıyla okulların sadece öğretmenler eliyle yürütülmesi sözkonusu olamayacaktır. Buralarda uzman kişilerin görevlendirilmesine büyük itiyaç olacaktır.

10- Okullarımızda uygulanan Rehberlik Saatlerinin verimsiz geçtiğini okullarda çalışan bizler pek çok yerde dile getiriyoruz. Siz üniversitede yetkili bir kişi olarak, dernek başkanı olarak bunun farkında mısınız? Rehberlik saatlerinin verimli geçirilmesi için dernek olarak bir çalışmanız var mı?

Maalesef bu rehberlik saatleri adeta bir ders saati gibi ele alınmaya başlandı ve ihtiyaç var gibi düşünülerek bir ders formatına dönüştürülmesi ve buna bir müfredat verilmesi konulması sözkonusu olduki bu son derece yanlış bir tutumdur. Rehberlik saatlerinde aslında okul bu konularda bir öz eleştiri yapmak gerekirse bu konuda bizlerinde daha farklı materyaller rehberlik saatlerinde kullanılabilecek o okula özgü o okuldaki ihtiyaca özgü olarak etkinliklerin yapılması beklenir. Dolayısıyla bu rehberlik saatleri aslında okuldaki tüm öğrencilere ulaşabilecek birer saat olarak düşünülmesi gerekir. Maalesef bizde hem akademisyenler olarak hemde meslek alanı olarakta yeterince okullarda görev yapmakta olan psikolojik danışmanları çok destekleyemediğimizi düşünüyoruz. Dolayısıyla buradaki konuda destekleyebilirsek eğer bu konularda gerçekten çok ciddi araştırmalar oluyor. Bir çok tezler hazırlanıyor. Bu tez sonuçları birer program haline dönüştürülebilirse tüketilebilecek birer çalışma haline dönüştürülmesi durumunda ben bu rehberlik saatlerinin hem o okulun özelliklerine, o sınıfın özelliklerine uygun olarak karşılayabileceğini düşünüyorum.

11- Türkiye de 14 bin civarı sadece okullarda PDR çalışanı var, sanırım 2200 civarında derneğe üye kaydınız bulunmakta. Derneğe üye katılımından memnun musunuz?

Tabii ideal olarak meslek alanında ki tüm çalışanlarımızın derneğe üye olmasını sağlanması gerekebilir. Belki bu konuda bir öz eleştiri yapmak gerekebilir. Şuanda son iki yıl içerisinde %42’lik bir artış sağladık. Dolayısıyla bu artan bir ivme var. Bu birazda meslek alanının ülkede kabul görmesi ile ilişkili bir husus. Burada karşılıklı düşünmek lazım. Meslek alanında çalışan kişilerinde bir meslek birliğine bir mesleki örgüte olan ihtiyaçlarına bağlı olan bir durum bu. Ordaki ihtiyaç arttıkça derneğe üyeliklerde artacaktır. Tabii bizde bütün meslektaşlarımın bir çatı altında toplanmasın ve onlar arasında bir bağ kurulmasının çok yararlı olacağını düşünüyoruz. Bu konuda belki bizimde sınırlılıklarımız sözkonusudur. Bizde özellikle üye kaydı ve meslek alanının derneğin tanıtılması konusunda çabalarımızı sürdürüyoruz.

MEDİHA MAVİ:Üye kaydında epey seçici olduğunuzu vurgulamak istiyorum. Yılardır alanda çalışmamıza rağmen sadece psikolojik danışma ve rehberlik mezunları ile psikoloji mezunlarını üye olarak kabul ediyorsunuz. Bundan dolayıda üye sayısının 2200 lerde kaldığı düşüncesindeyim.

Şimdi şunu paylaşayım; iki yıldan beri psikoloji çıkışlılarıda kabul etmiyoruz. Dahada seçici olduk. Çünkü; bunu bir meslek örgütü olarak düşünmek gerekir. Dolayısıyla sadece bu alanda mezuniyeti olanların oluşturacağı bir yapı gibi görünüyor. Bunun nedenide şu; gelecekte bu meslek alanının bir yasa ile güvence altına alınması durumunda bu alan bir meslek odasına dönüşmesi sözkonusu olacaktır. Birazda bundan kaynaklanan bir durum. Fakat bu konuda eğitimlerin çeşitlenmesi gerektiğini düşünüyorum ben. Meslek alanları arasında geçişlerin olması gerekir diye düşünüyorum. Bu alandaki kişiler eğer yüksek lisans yada doktora yaparlarsa bu anlamda bir tamamlama içerisinde bulunurlarsa tabiî ki üye olarak kayıt yapabilirler.

12 – “Ruh Sağlığı Platformu”nda Türk PDR Derneği neden bulunmamaktadır?

Belki bu bir sınırlılık bilemiyorum. O dönem içersinde ruh gelişim konusu içersinde bir katkı olmadı belki ama afetlerde psikososyal müdehale sisteminin üyesiyiz. Eğer afetlerde ve psikososyal müdehale hizmetleri sistemi üyesi olarak kabul ediliyorsa bunun dışında sağlık bakanlığının Türkiye Ruh Sağlığı politikası çerçevesinde sağlık meslekleri içersinde tanımlanıyoruz. Bu heralde oradaki durumun organizasyonundaki bir sınırlılıktan kaynaklanmıştır. Tabiî ki böyle bir ihtiyaç sözkonusuysa böyle bir davet te sözkonusu olursa bizde böyle bir platform içinde yer alabiliriz.

13 – Halihazırda psikolojik danışmanların büyük çoğunluğu ilköğretim okullarında çalışmaktadırlar.Mevcut lisans ve yüksek lisans programları içeriği ilköğretimde çalışacak pdr mezunlarını tatmin etmemektedir..

özellikle

a – Okul olgunluğu, ilköğretime başlama yaşı , ana sınıfına devam edip etmeme ve çocuğun gelişim düzeyi hakkında bilgi veren “gelişim ölçekleri” nin ( denver II, ankara gelişim ölçeği, metropolitan okul olgunluk ölçeği ) teorik düzeyde değil de pratik düzeyde eğitimlerinin verilebilmesi için dernek bazında veya lisans düzeyinde neler yapabilirsiniz?
Gerçekten zaman zaman lisanas eğitimlerimizi desteklememiz gerekiyor. Bu konuda; bazen çok teorik kaldığı, zaman zaman pratiğin eksik olduğu, zaman zaman da çok fazla detaya girildiği şeklinde eleştiriler alabiliyoruz. Bu tür ölçme araçlarının kullanımı konusunda tabii bizlerinde ihtiyaç durumlarına göre eğitimler açmamız mümkün.Bu eğitimlerin bir kısmı ücretli eğitimler olabilir bir kısmıda sadece öğrencilerimize, meslek elemanlarımıza yönelik olarak ücretsiz eğitimler de olabilir. Dolayısıyla burada bir sınırlılık varsa bunu bu eğitimler yoluyla, hizmetiçi eğitimler yoluylada gidermemiz gerekir.

b – Çocuklarla uğraşan pdr mezunlarının en büyük sıkıntısı oyun terapisi hakkında bilgi sahibi olmamalarıdır.Oyun terapisi bazı pdr lisans programlarında olsa da Türkiye?de gerçek anlamda bir oyun terapisi kitabı olmadığı gibi eğitimi de verilememektedir..

bu bağlamda dernek olarak oyun terapisi ve teknikleri eğitimi konusunda neler yapabilirsiniz?

Bu konu ile ilgili Amerika Birleşik Devletlerin de Can Mc Curly adlı bir oyun terapisti söz konusu. Kendi ile diyaloglarımız var. Türkiye’de sertifikalanacak şekilde oyun terapisti eğitimlerini vermesi konusunda hazırlıklarımız sürüyor. Öğle bir hare bu bahar ayları içerisinde öncelikle Ankara’dan başlamak üzere İstanbul ve İzmir gibi büyük şehirlerde oyun terapisti konusunda sertifikalanmış eğitimler verilmeye başlanacak. Türkiye de de bu alanda eleman yetiştirmek gayreti içerisindeyiz. Birde bu konularda şuanda tabii Türkiye de bir çok bilgi üretilmediği için fazla yayınımız yok. Fakat bunları bu alandaki teks book niteliğindeki kitapların tercümelerini yaptırmak konusundaki bir çabamız bulunmakta.

14- PDR alanında, farklı eğitim sisteminde hazırlanmış kaynaklardaki bilgileri, ülkemiz toplum yapısı ve eğitim sistemine uygulamada, kültürümüze uyarlamada izleyeceğimiz yol nedir? Nasıl olmalıdır?

Maalesef bu konularda yeterli yayın sınırlılığı var. Öncelikle bu konudaki çok baskısı yapılmış yani edisyonu yapılmış olan yayınların Türkçeye olduğu gibi kazandırmanın yararlı olacağını düşünüyoruz. Bikere bu temel olarak kavramları getirme ve bu kavramları tartışma konusunda katkı getirecektir. Ama onun dışında özellikle ölçek geliştirme konularında kültüre duyarlı olduğu hepimizce malumudur. Bizim için önemli olan şey kavramı almak ve kavram üzerinde bir tartışmak oluşturmak. Daha sonrada bu kitaplar yada bununla ilgili psikolojik ölçme araçlarının bu kültüre uygun olarak geliştirilmesinin sağlanılmasıdır. Fakat bu şu anlamada gelmiyor. Yani hiç tercüme yapmayalım hiç böyle bir şey olmadan direk kültüre özgü ölçek geliştirelim dediğimizdede güçlüklerle karşılaşıyoruz. Sonuçta bu bir süreçtir ama ideali bunun bu konularla ilgili araştırmadan çok araştırıcıları yetiştirmektir. Eğer araştırıcıları yetiştirirsek bu konuda psikolojik ölçme araçları geliştirecek kişilerin kapasitesini arttırdığımızda bu kültüre özgü olarakta gerçekten ölçme araçlarının hazırlanması sağlanabilecektir. Beklide bu son derece önemli konulardan biridir.

15 – PDR lisans ve yüksek lisans düzeyinde verilen ve genellikle de Sayın Yıldız KUZGUN?UN kitaplarının referans alındığı meslek danışmanlığı derslerinin pratik hayatla bir bağlantısının bulunmadığı bir çok PDR uzmanının ortak görüşüdür.

bu bağlamda gerçek anlamda bir kariyer danışmanlığı uzmanlığının alt yapısını oluşturma babında

a – Lisans düzeyindeki meslek danışmanlığı dersinin yanında ders programları arasına zorunlu insan kaynakları derslerinin alınması konusunda YÖK ile ilgili bir çalışma başlatılabilir mi? Bu konu hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

Kariyer danışmanlığı konusunda ders vermiyorum ama ilgimi çeken konulardan birisi insan kaynakları alanı terminoloji olarak bu eski personel müdürlüğü yapısı içersinde personel yapısını gösteren bir yer var dolayısıyla artık yapı daha çok işte bu personelin özlük hakları düzenini sağlamaktansa daha çok kişiyi geliştirme ve psikolojık özelliklerini içine katma gibi konulara dönmüştür. O nedenle psikolojik danışma meslek alanı kesiştiği noktalar söz konusu. Fakat meslek danışmanlığı iş danışmanlığı tamamıyla ayrı bir alandır. Dolayısıyla farklı alan olarak gelişmesinin gerekli olduğunu düşünmekteyim. Psikolojik danışma rehberlik alanında kariyer danışmanlığı diye kariyer ve iş danışmanlığı kariyer veya meslek danışmanlığı gibi isimli dersler vardır. Bu tek ders yetersizdir. Biz şimdi kendi programımızda bunları artırıyoruz. Bir kere kariyer kuramları konusunda kariyer gelişim kuramları konusunda bir bilgiye ihtiyacımız var. Kariyer insan kaynakları gibi alanlarda dikkat ederseniz kariyer gelişim konusunda çok fazla söyledikleri sözkonusu değil. Sadece örgütleri bu iş nasıl organize edilebilir biraz ona odaklanmıştır. Oysaki bizim içinde olduğumuz kültür daha çok bir kere insanlar nasıl meslek seçerler nasıl sürdürebilirler bu konuda bir kariyer kuramları konusunda bir alt yapı gerekir bu bir ders. ikinci ders kariyer ölçme araçları ile ilgili olan bir ders üçüncüsü kariyer danışmanlığı ile ilgili olan bir konudur. Temel danışmanlık becerileri kullanılır ama diğer danışmanın kullandıkları dolayısıyla bu üç desten oluşan artı birde süper vizyonlukta koyduğumuz bir seridir. Bunun batıda lisans programına hazırlık amacıyla konulabilir ama bu bağımsız bir tezsiz yüksek lisans ya da tezli yüksek lisans olarak organize edilmesinin daha isabetli olacağını düşünüyorum.

b – Meslek danışmanlığı dersi için staj çalışmalarının sadece okullarda değil de şirketlerin insan kaynakları bölümlerinde de gerçekleştirilebilmesi hakkında ki düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Bir deneyim kazanmak anlamında olabilir tabii. Ama öğrenciler sadece okullarda staj yapmamaktadırlar. Bunların dışında iş ve işçi bulma kurumunun eski adıyla, yeni adıyla iş kurun bütün illerde meslek danışma merkezleri vardır. Stajlarının bir kısmını meslek danışma merkezlerinde yerine getirmektedirler. Bunlara ek olarak özel istihdam bürolarında bu stajların yapılmasının yararlı olacağını düşünmekteyim. Tabii büyük şirketlerde deneyim kazanabilmek nitelikte olanlardada stajların yapılması yararlı olacaktır. Ana ağırlıklı olarak bu stajların okullardan daha çok iş ve işçi bulma kurumlarında meslek ve iş danışma merkezlerinde olmaktadır. Buna ek olarak Yüksek Öğretim Kurumunun da üzerinde çalıştığı üniversite kariyer merkezlerinin oluşması sözkonusudur. Yani kişi işe girdikten sonra çalışma hayatıyla da bağını kurması sözkonusudur. Maalesef burası çok az sayıda üniversitede var. Mesela Orta Doğu Teknik Üniversitesinde, Boğaziçi Üniversitesinde, Hacettepe Üniversitesinde var. Ama çok iyi durumda değil. Buralarda bu öğrenciler staj yapmaktadır.

16 -Bir arkadaşımın sorusunu size yöneltmek istiyorum. “Üyesi olduğum psikofizyoloji ve nöropsikoloji derneği (pnd.org.tr) nin Başkanı Sayın Prof Dr. Sirel KARAKAŞ nöropsikolojik test eğitimlerine psikolojik danışma lisans mezunlarını da kabul etmektedir..Bu bağlamda Karakaş ve ekibi çocukluk çağı sorunlarının tespiti bağlamında ( dehb gibi ) çocuklara yönelik “bilnot çocuk” nöropsikolojik test bataryalarını da çıkarmış bulunmaktadır.. bu doğrultuda Sayın KARAKAŞ ile ortak hangi çalışmalar yapılabilir?”

Değerlendirmeye değer tabiî ki . ama şu an üzerinde ayrıntılı olarak konuşmaya ihtiyaç var. Eğitimi verildiği sürece Sirel KARAKAŞ hocayı kendisini Hacettepe Üniversitesinden tanımaktayım. Böylebir işin alt yapısı oluşturulduktan sonra amacı ve beklenen faydalar temin edildikten belirlendikten sonra neden olmasın tabiî ki olabilir.

17 – Beyin araştırmalarının ciddi bir şekilde arttığı son 20 yıl içerisinde PDR lisans programlarındaki “fizyolojik psikoloji” derslerinin bir psikolojik danışmanın yetkinliğine ne kadar katkı sunabileceği düşünülebilir? Ders programlarında bilişsel psikoloji, nöropsikoloji gibi derslerin okutulması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bu dersler tabii fizyolojik psikoloji diye bir ders eklenmiş durumda. Ama tabi bu yeterli değil. Aslında bunun daha çok biyoloji programı içinde ele alınması sözkonusu. Maalesef genel biyoloji olarak veriliyor ama özelde bu dersi daha çok fizyolojik temelli olarak verilmesini arzu ettiğimi ve şu anda Hacettepe üniversitesinde biyoloji bölümünden bu çerçevede bu ders alınmaktadır. Lisans düzeyinde tabiki insanın biyokimyasal yapısı fizyolojik süreçte temel bir giriş niteliğinde bir bilgi alımının daha yararlı olacağını düşünüyorum. Ama onun dışındaki eğer daha ileri bir bilgi alımı sözkonusu olursa bunun özellikle ruh sağlığı danışmanlığı, yüksek lisans ve doktora düzeyinde bir eğitimle yapılmasının özellikle temel bir danışmanlık eğitiminin üzerine bunun inşa edilmesinin daha yararlı olacağını düşünüyorum.

Beni kırmayıp sorularımı cevaplandırdığınız, değerli zamanınızı ayırdığınız için çok teşekkür ediyorum.
Lütfen Tuncay hocam)

Mediha MAVİ
Hacettepe 96 EÖD Mezunu

Psikolojik Danışman (Rehber Öğretmen)

https://www.aktuelpdr.net

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir