Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu(DEHB)

Nedir? Ayırıcı Tanı Kriterleri ve Tedavisi

Ülkemizde son yıllarda bu konu çok fazla konuşuluyor. Ailelere baktığımızda eğer çocuk biraz fazla hareketliyse hiperaktiftir deniliyor. Öğretmenler arasında da yaygın görüş çok fazla. Sınıfındaki öğrenciler arasında diğerlerine nazaran biraz daha hareketli öğrenciler hemen hiperaktif ilan ediliyor? Oysa ki son yıllarda bu konuda yapılan araştırma ve üretilen döküman sayısına baktığımızda artık bu Dikkat Eksikliği Ve Hiperaktivite Bozukluğu çok da bilinmez bir konu olmaktan çıkmış durumda. Yeter ki araştırılsın…

Peki nedir Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) ve neden bu kadar karıştırılıyor? Neden bu kadar sık konuşulmaya başlandı? Ve en önemlisi de..Onlar için neler yapılabilir?

Neden karıştırılıyor?

Neden karıştırılıyor demekten çok kimlerle karıştırılıyor demek sanırım daha doğru. Özellikle oldukça hareketli ve yerinde duramayanlar olarak ayırdedebileceğimiz kinestetiklerle daha çok karıştırıldığı söylenebilir. Kinestetikler yaşamı bedenleriyle tanıyanlar yani, diğer öğremne stillerine sahip tiplere göre daha hareketlilerdir. Kinestetik çocuklar, okul öncesinde oradan oraya koşan, evin içinde koltukların üstünde,dolapların içide gezen,masaların üstüne çıkan, atlayan, zıplayan tiplerdir. Etraflarındaki eşyaları ancak onlara sarılarak, iterek, çekerek, dokunarak tanıma arzusuna sahiptirler. Parkta onları gördüğünüzde hemen farkedebilirsiniz. Çünkü ağacın yapısını ona dokunmadan görsel bir tip gibi belleğine kayıt edemezler onlar. Kinestetik çocuk için ilgisi çeken bir şey hakkında bilgi toplama aracı dokunmaktır, kurcalamaktır. Yaşları ilerledikçe bu hareketlilikleri azalsa da yine de diğer öğrenme stillerine nazaran bu tip çocuklar oldukça hareketli, karıştırmayı, dokunmayı seven, sınıfta sırasında oturmakta zorlanan, öğretmeninin ilgisini ona dokunarak, kolunu ya da kıyafetini çekiştirerek çekmeye çalışabn tipte çocuklardır. Bu nedenle de gerek aileler, gerekse öğretmenler kinestetik çocuklara hemen hiperaktif etiketini yapıştırmaya çalışırlar. Birazdan da sıralayacağımız gibi, oysa ki DEHB olan çocuklarla kinestetik çocuklar birbirinden farklı özelliklere sahiptirler ve kinestetikler en ayırıcı özelliklerden biri olan dikkat konusunda zorluk yaşamazlar. İlgilerini çeken konularda ,sınıfın en hareketli, sorunlu, tembel öğrencisi diye etiketleniveren bu çocuğun ne harika el becerileri ortaya koyduğunu görmek çoğu öğretmeni şaşırtır bazan. .Ya da ilgisini çeken bir konuda ne kadar ilgiyle dersi takip ettiğni görmek de.

Bu yüzden her hareketli çocuğun hiperaktif olduğu yanılgısına düşülmemeli..

Peki Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Nedir? Karıştırmamanın tek yolu bu psikiyatrik bozukluğun tanınmasından geçmektedir. İsterseniz buna bakalım.

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Nedir?

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu aşırı hareketlilik, dikkat sorunları ve istekleri erteleyememe belirtileriyle ortaya çıkan bir psikiyatrik bozukluktur. Dikkat eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olan çocuklar, aşırı hareketlidir, dikkatleri çabuk dağılır, engellenmeye ve beklemeye tahammülleri yoktur. Sabırsızdırlar, kolay uyarılabilirler, çabuk kızar, hareketlenir ve kolay incinirler. Yetişkin dönemde de yakınmalar hafifleyerek ve şekil değiştirerek devam eder. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu tanısının konulabilmesi için, belirtilerin bazılarının 7 yaşından önce başlaması, en az 6 aydan beri devam ediyor olması ve hem okulda hem de evde sürüyor olması gerekir. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu tanısı, çocuk ruh sağlığı ve hastalıkları kliniğinde uzman bir ekip tarafından konulur.

Eskiden minimal beyin disfonksiyonu(M.B.D.) adı ile bilinen ve dikkat eksikliği ve aşırı hareketlilik ön planda ve her zaman bulunan belirtiler olduğu için DSM-III-R ile Dikkat eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu tanı başlığı kullanılmaya başlanan bu hastalıkta en çarpıcı belirtiler dikkat eksikliği, aşırı hareketlilik ve ataklık(impulsive) ya da dürtüsellik tir. Önemli ayrıntı şudur ki. Bu üç belirti her çocukta değişik oranlarda görülebilmektedir. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olan çocuklar üç ayrı grupta yer alırlar:

a) Hem dikkat, hem aşırı hareketlilik-dürtüsellik sorunları olanlar,

b) Sadece dikkat sorunu olanlar,

c) Sadece aşırı hareketlilik dürtüsellik sorunu olanlar.

Aşırı Hareketlilik: Çocuklar erişkinlere göre daha canlı ve hareketlidir. Ancak bu hareketlilik çocuğun kendi yaşıtlarıyla karşılaştırıldığında belirgin düzeyde daha fazla olduğundan aşırı hareketlilikten söz edilir.

Dikkat Sorunları: Dikkatin bir noktaya toplanabilmesinde güçlük, dış uyaranlarla dikkatin çok kolay dağılabilmesi, unutkanlık, eşyalarını ve oyuncaklarını sık sık kaybetme ve düzensizlik gibi belirtiler dikkat sorunlarının bulunduğunu gösterir.

Dürtüsellik: Acelecilik, istekleri ertelememe, sorulan sorulara çok çabuk cevap verme, başkalarının sözlerini kesme ve sırasını beklemekte güçlük çekme gibi özellikler dürtüsellik sorunları bulunduğunu düşündürür.

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Belirtileri:

a) Aşırı Hareketlilik:

1. Çoğu zaman elleri, ayakları kıpır kıpırdır ya da oturduğu yerde kıpırdanıp durur.

2. Çoğu zaman sınıfta ya da oturması beklenen diğer durumlarda oturduğu yerden kalkar.

3. Çoğu zaman uygunsuz olan durumlarda koşuşturup durur ya da tırmanır. (Ergenlerde ya da erişkinlerde öznel huzursuzluk duyguları ile sınırlı olabilir.)

4. Çoğu zaman, sakin bir biçimde, boş zamanları geçirme etkinliklerine katılma ya da oyun oynama zorluğu vardır.

5. Çoğu zaman hareket halindedir ya da bir motor tarafından sürülüyormuş gibi davranır.

6. Çoğu zaman çok konuşur.

b) Dürtüsellik:

1. Çoğu zaman sorulan soruların soru tamamlanmadan önce cevabını yapıştırır.

2. Çoğu zaman sırasını bekleme güçlüğü vardır.

3. Çoğu zaman başkalarının sözünü keser ya da yaptıklarının arasına girer.(Örneğin başkalarının konuşmalarına ya da oyunlarına burnunu sokar.)

c) Dikkat Eksikliği:

1. Çoğu zaman dikkatini ayrıntılara veremez, okul ödevlerinde, işlerinde ya da diğer etkinliklerinde dikkatsizce hatalar yapar.

2. Çoğu zaman üzerine aldığı görevlerde ya da oynadığı etkinliklerde dikkati dağılır.

3. Doğrudan kendisine konuşulduğunda çoğu zaman dinlemiyormuş gibi görünür.

4. Çoğu zaman yönergeleri izlemek ve okul ödevleri, ufak tefek işleri ya da iş yerindeki görevleri tamamlayamaz.

5. Çoğu zaman üzerine aldığı görevleri ve etkinlikleri düzenlemekte zorluk çeker.

6. Çoğu zaman sürekli mental(zeka) çabayı gerektiren görevlerden kaçınır, bunları sevmez ya da bunlarda yer almaya karşı isteksizdir.

7. Çoğu zaman üzerine aldığı görevleri ya da etkinlikler için gerekli olan şeyleri kaybeder. (Örneğin oyuncaklar, okul ödevleri, kalemler, kitaplar ya da araç-gereçler)

8. Çoğu zaman dikkati dış uyaranlarla kolaylıkla dağılır.

9. Günlük etkinliklerde çoğu zaman unutkandır.

Aslına bakarsanız DEHB nedir ? konulu pek çok döküman ve kaynak bulmak sözkonusu. Bu nedenle daha çok tedavi konusunda neler yapılabilir ve gerek çocuğa gerekse ailesine nasıl yardımcı olunabilir? Daha çok bunun üzerinde durulması yararlı olaur düşüncesindeyim ben.

Şimdi bu konudaki tedavinin daha çok belirtilere dönük olması nedeniyle belirtileri sınıflandırmak gerekirse;

Motor davranışlardaki bozukluklar; aşırı hareketlilik, özellikle yürümeye başladıkları ilk dönemlerde göze çarpan ve de gittikçe artan bir özellik göstermesi sözkonusudur. Amaca yönelik olmayan hareketler, durmak bilmez birbiri ardından devam eden uyarılar sözkonusudur. İnce motor hareketlerdeki koordinasyon bozukluğu ve beceri yetersizlikleri belirgindir.(düğme ilikleyememe, topu atıp tutamama gibi).

Bilişsel İşlevlerde Bozukluklar: Bu belirtiler arasında en çarpıcı olanıdır.Bu çocukların dikkat süreleri kısa, yoğunlaşma yetisi düşüktür.Zekaları normal olmasına karşın öğrenme güçlüğü ve okul başarısızlıklarının çok sıklıkla görülmesi bu sebepten ötürüdür. Bellek ve yönelim yerindedir. Yargılama bozulabilir.

Kişilerarası İlişkilerde Bozukluklar: Kısa sürede ilişki kurar, fakat arkadaş olamazlar.Örneğin, bir nedenle arkadaşına tükürür ya da sopayla dürter, saçını çeker, rahatsız edecek davranışlarda bulunurlar ve bu yüzden arkadaşlıklarını sürdüremezler.

Ruhsal Bozukluklar: Atak ya da dürtüsel dediğimiz bu tip çocuklar çabuk uyarılır,tehlikeyi kavrayamaz,çabuk heyecanlanır,coşkulu duruma girebilirler. Kazalara uğramamaları için sıkı denetim gereklidir. Küçük nedenlerle ağlama, tutturma,aşırı neşe belirtileri göösterebilirler. Engellenmeye dayanma gücğ zayıftır. Bu tip çocuklarda depresyon ve bunaltı bozukluğu eşlik edebilir.

Görülme Yaşı, Cinsler Arası Fark ve Görülme Sıklığı

Belirtilerin 7 yaşından önce başlaması gerekir. Genellikle 4-5 yaşlarında belirtiler belirgin hale gelir. Ancak bir kısmı bebekliklerinden itibaren huysuzlukları az uyumaları ve az yemeleri ile dikkat çekerler.

Okul döneminin başlamasıyla dikkat eksikliğine bağlı öğrenme sorunlarının gündeme gelmesi ve arkadaşlarla olan sorunları aileyi tedirgin etmeye başlar.

Ergenlik döneminde ise okul başarısızlığı yanında davranış sorunları ve aileye karşı gelişen tutumlar gözlenir. Ergenlikte aşırı hareketlilik azalır ve yerine çabuk sıkılma ve dikkat kusuru belirgin olur

Erkek çocuklarda kızlara oranla daha sık rastlanır. Erkek çocuklarda genellikle hiperaktivite ve impulsivite belirtileri ön planda iken, kız çocuklarında daha çok dikkat eksikliği belirgindir.

DEHB her kültür ve toplumda görülen bir bozukluktur. Toplumda görülme sıklığı farklı araştırmalarda farklı sonuçlar elde edilmesine karşın yaklaşık %5-6 gibidir.

Tüm toplumlarda ortalama %3-5 sıklıkta görülmektedir. Yani ortalama olarak her 30-50 çocuktan birinin Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olduğu düşünülmektedir.

Nedenleri

Son 15-20 yılda yapılan araştırmalar DEHB?nun organik kökenli olduğu görüşünü hakim kılmıştır. Yeni araştırmalar beyin glikoz metabolizmasındaki bozukluklar üzerinde yoğunlaşmıştır.Nörotrasmitterler de yine üzerinde durulan biyolojik etmenlerdendir.(kurşun,bakır,çinko,demir gibi eser elementlerin etkileri üzerinde durulmaktadır). Bu çocukların özgeçmişlerinde hamilelikte ilaca maruz kalma ve intra uterin infeksiyonlar, zor doğum, düşük doğum ağırlığı,geçirilmiş M.S.S infeksiyonları dikkat çekmiştir. Bozukluğun genetik geçişi üzerinde durulmuş ve bu çocukların 1.dereceden akrabalarında(Baba, amca ve kuzenlerde özellikle) DEHB oranı daha yüksek bulunmuştur. Kaotik aile yapısında yetişen ve ağır ihmal ve tacize maruz kalan çocuklarda da DEHB belirtileri gözlenebilmektedir.

Tanı Koyma ve Zorluğu

DEHB tanısı, Çocuk Psikiyatristi,Psikolog ve Özel Eğitim Uzmanı tarafından konulmalıdır.

DSM-IV de DEHB tanısı konulabilmesi için 3 temel koşulun var olması gerekmektedir .

1. Aşırı hareketlilik,dürtü kontrolsüzlüğü ve dikkat eksikliği belirtileri

2. Belirtilerin 7 yaşından önce başlaması,bu belirtilerin çocuğun yaşıtları ile karşılaştırıldığındabelirgin olarak yaşıtlarından daha fazla görülmesi

3. Belirtilerin hem evde hem de okulda çocuğun gelişim düzeyine uygun düşecek görev ve beklentileri yerine getirmeye engelleyecek şiddette olması.

Erken çocuklukta tanı koymada güçlükler vardır. Çocuklarda normal gelişim döneminde aşırı hareketlilik ve dikkat azlığı belirtileri görülebilir. Ancak bu çocukların bu özelliklerinin geçici olduğu istediklerinde dikkatlerini verip kendi başlarına oturup dikkat gereken faaliyetleri yaptıkları görülmektedir. Oysa DEHB olan çocuk bunları yapmakta zorlanır

Kız çocuklarına tanı kayma oldukça güçtür. Kızlar sıklıkla okul başarısızlığı,okula gitmek istememe,okulu sevmeme,anksiyete gibi belirtiler gösterir.Kızlarda hiperaktivite daha azdır ve daha az sayıda davranış bozukluğu gösterirler.

Öğrenme güçlüğü nedeniyle DEHB tanısı konulan çocuklar vardır. Öğrenme güçlüğü olan bu çocukların güçlükleri akademik alandadır. Sorun birkaç alanda sınırlıdır. Oysa DEHB olan çocuklarda dikkat,konsantrasyonbozukluğu,kendinidüzenleme,soyutlama becerileri yeterince gelişmemiş olduğundan her alanda güçlük vardır.

Değerlendirme Nasıl Yapılır?

1. Öykü Alma

*Aileyle görüşme

í Hamilelik

*Doğum Öncesi ve Sonrası

*Çocuğun Gelişimi

*Anne-Baba Tutum ve Aile İlişkileri

*Çocukla Görüşme ve Gözlem

*Çocukla Kolay Anlayacağı Bir Dille íKonuşulup Hangi BelirtileriníNe Şiddette Bulunduğunun Saptanması

2.Kişilik Özelliklerinin Değerlendirilmesi

*İnsan Resmi Çizme Testi

*Cümle Tamamlama Testi

*CBCL (Çocuk Davranış Sorunları)

*Conners Öğretmen Derecelendirme Ölçeği

3. Bender Gestalt Motor Algılama Testi

4. Gelişim ya da Zihinsel Yönden Değerlendirme

*AGTE (Ankara Gelişim Tarama Envanteri)

*Peabody

*BS (L-M) (Stanford Binet)

*WISC-R (Wechsler Çocuklar İçin Zeka Testi)

*CDI (Çocuk Depresyon Ölçeği)

*DKÖ-SKÖ (Durumluluk-Sürekli Kaygı Ölçeği)

5. Öğrenme Güçlüğü Testleri

6.Çocuk Nörolojisi Konsültasyonu (gerekirse EEG ve ileri tetkik)

7.Uluslararası Sınıflandırma Sistemi DSM-IV?e DAYALI TARAMA ve DEĞERLENDİRME ÖLÇEĞİ KULLANILMALIDIR.

Ayırıcı Tanı

Karıştırılabilecek hastalıklar;

· Nevrotik çocuklar; Aşırı hareketlilik,dikkatsizlik,ataklık belirtileri gösterebilirler.Ancak bunlar, ilgilerini çeken bir konu olduğunda(resim yapma, oyun oynama,müzik dinleme gibi.) dikkatlerini ypğunlaştırabilirler.Oyunları organize, çizgileri yaşlarına uygundur.Hareketleri amaçsız değildir.

· *Şizofrenide, manide, ağır zeka geriliklerinde de dikkat bozukluğu görülebilir,ancak bu hastelıkların diğer belirtileri ayırıcı tanı için yeterlidir.

Hastalık Süreci ve Sonlanış

Literatüre göre ,bu tip çocukların çoğunda davranış bozuklukları ergenlik ve yetişkinlik çağında da sürmekle birlikte genellikle aşırı hareketliliğin azaldığı ancak atak,dürtüsel ve suça yönelik davranışlarda artış gözlendiği belirtilmektedir.Bazılarında ergenlik ve yetişkinlik çağında belirgin düzelmeler de görüldüğü belirtilmektedir.

Özellikle ergenlik dönemine dürtüsellik ve kolay öfkelenme gibi belirtilerle giren çocuklar, bu durum ergenliğin dönemsel özellikleri ile birleştiğinde kimlik bocalaması yaşabilmekte ve diğer davranışsal sorunların çözümünü güçleştirebilmektedir. Ayrıca dikkat eksikliği ve hareketlilik akademik başarı üzerinde de olumsuz yönde etki bırakmaktadır.

Yapılan araştırmalar, DEHB tanısı çocukluk çağında konulmuş bireylerin %35 inin liseyi bitiremedikleri, %58 inin de en az bir yıl sınıf tekrarı yaptıklarını, %40 ının ise ancak özel eğitim sınıflarında eğitimlerini sürdürebildiklerini göstermektedir. Erişkinlik döneminde de motor aktivitenin ve dikkat sorunlarının devam ettiği, duygulanımlarında değişkenlik olduğu, görevlerini sürdürmede ve tamamlamada zorlandıkları, öfke patlamaları yaşadıkları ve stresle başa çıkamadıkları belirtilmektedir.

DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞUNDA TEDAVİ

Daha önce de söylendiği gibi tedavisi belirtilere yöneliktir.Burada terapinin başarısı, vakanın çok iyi değerlendirilmesine bağlıdır.Bu tür sorunu olan çocuk ve gençlere tanı koymada oldukça titiz davranılması, dikkatli uzun süren değerlendirmeler yapılması ve multidisipliner bir yaklaşım gerekmektedir. Daha önceden de belirtildiği gibi tanı koyma ekip çalışması (psikiyatrik-medikal-psikopedagojik) gerektirir. Doğru tanı, problemin iyi tanımlanması ile yakından ilgilidir. Psiko-pedagojik inceleme sonuçları vakanın hem yetersiz, hem de güçlü yanlarını ortaya çıkarır. Tedavi için bir plan yapıpı uygulamaya geçme aşamasında vaka ne kadar iyi değerlendirildiyse tedavi sürecinin planlaması da o yönde gerçekçi hedeflere dayanır.

DEHB nda ilaç terepisi uygulanmadıkça , diğer terapilerin yararları sınırlıdır. İlaçla semptomlar kontrol altına alınınca, çocuğa/gence kendini kontrol ve idare etme öğretilebilir.bu nedenle hem vakanın kendisine, hem de ailesine ilacın önemi anlatılmalıdır.

DEHB nda tedavinin başarılı olabilmesinin etkenlerinden biri de aile ve okul(çalışan çocuk için iş) ortamında gereken desteğin ve uygun davranış kalıplarıyla tedavinin desteklenmesidir. Ailenin tüm bireylerinin tedaviye katılımı önemlidir. Ailenin tavrı;

*Çocoğun gereksinimlerine yatkın, ilgili,sevecen,kronolojik yaşına değil gelişimsel yaşına göre kurallar koyup didplini uygulayan ve bunda tutarlı olan bir aile ortamıdır.(aşırı hoşgörü yada aşırı disiplin ise uygun bir ortam değildir).

*Aileye çocuğa/gence yardım ve tedavinin desteklenmesi için gereken destek sağlanmalı ve danışmanlık yapılmalıdır. Uunutulmamalıdır ki böyle bir çocuğun aile bireyi olmak zordur ve aile parçalanmaları ya da bireylerarası uyumsuzluk sıklıkla görülebilmektedir.

*Bu tip durumlarda gerekiyorsa sile tarapisi yapılmalı ayrıca çocuğa/gence ialç tedavisinin yanında davranış tedavisi de uygulanmalıdır.

*Tedavinin bir diğer önemli parçası da okul ya da çalışıyosa çocuğun/gencin iş ortamıdır. Okul-aile-hekim işbirliği olmadan yalnızca ilaç tedavisi tek başına gereken yararı sağlayamamkta, Öğretmenlere bu tür sorunları olan çocuklarla iletişim kurma ve başetme yöntemleri ile ilgili danışmanlık yapılması gerekmektedir. Bu şekilde hem öğretmenleri hem de okul idaresini rahatlattığı gibi, çocuğun/gencin dışlanması engellenmiş olmaktadır. Katılımı ve uyumu sağlanmaktadır. Bu amaçla gerek okulu, gerek aileyi, gerekse okul idarelerini bilgilendirecek kitapçık,döküman ya da broşürler yararlı olmaktadır. Aile okulla sürekli olarak işbirliğinde olmalıdır.

1. İlaç Tedavisi: M.S.S. uyarıcısı olan ilaç(burada ilaç ismi verilmeyecektir) kullanılmaktadır. Burada özellikle belirtilmesi gereken, sık kullanılan ilacın 6 yaşından küçüklerde kullanılmasının yasak olduğu ve her ilaç gibi yan etkilerine karşı duyarlı olunması gerektiğidir. Tanı konulup gerekli tedavi başlandıktan sonra gereken uyarılar zaten hekim tarafından yapılmaktadır. İlaç tedavisinde hastaların 2/3 ünün davranışlarında önemli düzelmeler görüldüğü belirtilse de bu konuda literatürde genellikle ilaç tedavisinin tek başına yeterli olmadığı, buna eşlik eden özel eğitim, ya da bu tip davranış tedavilerini kapsayan bir kavram olarak psiko-pedagojik yaklaşım adı verilen bir desteğe ihtiyaç duyulduğu belirtilmektedir.

2. DEHB na Psiko-Pedagojik Yaklaşım:Buraya kadar verlen bilgler doğrultusunda DEHB?nun bilgi kazanma sürecini, derse katılımı, öğrenmeyi, ilişkileri olumsuz etkilediğini biliyoruz. Bu tür vakalarrın semptomlar ilaçla kontrol altına alınmadıkça psiko-pedagojik yaklaşımlardan yeterice yararlanamayacakları bir gerçek. Dolayısıyla ilaç tedavisi de tek başına yeterli olmadığına göre her iki tedavinin birlikte sürdürülmesi ve ailenin ya da eğer daha fazla sayıda aile varsa grup olarak ailelere gereken eğitim ve danışmanlığın verilmesi, okulle işbirliği yapılması gerekmektedir.

DEHB olan vakaların psiko-pedagojik terapisini planlarken yararlı olacak ilkeler(Shelton ve Barkley,1990)

1)Sorunların analizi

2)Sorunların netleştirilmesi.sorunların ortaya çıktığı koşulların değerlendirilmesi

3)Sorunu arttıran ya da azaltan koşulların belirlenmesi

4)Gelişimsel analiz.Sorun olan davranışın biyolojik, sosyolojik, gelişimsel değerlendirilmesi

5)Self-kontrolün analizi, sınırlılıkları,strateji hataları

6)Sosyal ilişkilerin analizi

7)Sosyo-kültürel, fizik çevrenin analizi.

Bu bilgiler toplandıktan sonra terapi planlanır. Kullanılan teknikler, bilişsel davranışçı terapi, stratejik aile terapisi, aile danışmanlığı, problem çözme stratejileri, sosyal beceri eğitimi, duygusal eğitim ve davranış eğitimidir. Değerlendirme ve tedavi içiçedir.TEŞHİS-EĞİTİM PLANI-UYGULAMA-DEĞERLENDİRME-TANININ GÖZDEN GEÇİRİLMESİ nden oluşan TANI-TERAPİ DÖNGÜSÜ durmaksızın tedavi sonlanana kadar devam eder.

Psiko-pedagojik terapi ilkelerini burada kısaca belirtmek yararlı olacaktır:

1)Sorunu ile ilgili olarak öncelikle çocuk ve ana-babayı bilgilendirmek

2)Öğretmenini, varsa rehberlik servisini bilgilendirmek, işbirliği yapmak

3)Yetersiz, sorun olan becerilerini geliştirici özel eğitim programı hazırlamak, hedefleri saptamak

4)Terapi programını uygularken adımların küçük, kolaydan zora doğru olmasına , pekiştirilmesine dikkat etmek

5)Geri bildiren, farkına vardıran, düzelttiren bir yaklaşımla, çocuğun hatasını düzeltmesine fırsat vermek

6)Anne-babayı, çocuğun öğrenme, ders çalışma, davranış ve alışkanlıklarında sorunlarla nasıl baş edebilecekleri konusunda eğitmek, danışmanlık yapmak

7)Soruna eşlik eden diğer sorunlar için(anksiyete, benlik saygısı, sosyal beceriler, duygusal-davranışsal) bireysel/grup terapiye yönlendirmek

8)Periyodik olarak değerlendirmek. Devam eden sorunlar için yeni program hazırlayıp, yeni hedefler belirlemek.

Shelton ve Barkley?e göre terapinin uygulanabilirliği ve başarısı, vakanın yaşına, bilişsel gelişim seviyesine ve sosyal faktörlere bağlıdır. Yaş küçük olduğu oranda, terapi ana-babaya odaklanmaktadır. Sorun davranışı değiştirecek olanlar onlardır. Okul çağındaki çocuğa, problem çözme stratejileri ile yaklaşmak daha uygundur. Gençlerin terapisinde ise iletişim becerilerini geliştirmek hedeflenir, bu nedenle gencin terapiye aktif katılımı gerekir.

(Bu yaklaşımla örnek vaka , tanı, terapinin planlanması ve sürecin işleyişi ile ilgili bilgi kaynakçada verilecek yayınlardan edinilebilir).(3)

Zeynep UĞURLU

Eğitim Uzmanı ve Rehberlik Öğretmeni

KAYNAKÇA

1)Öztürk,Orhan: Ruh Sağlığı ve Bozuklukları,Nobel Tıp Yayınları,2004

2)Saygılı,Sefa:Çocuklarda Davranış Bozuklukları,Elit Yayınları,2004

3)Korkmazlar Oral, Ümran Doç.Dr.: Dikkat Eksikliği, Hiperaktivite ve Özel Öğrenme Bozukluğuna Psiko-Pedagojik Yaklaşım(Makale); İ.T.F.Çocuk Ruh Sağlığı AD.

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu(DEHB)” için bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir