Çocuklarda ve ailelerde okul fobisi

Bir gün bir arkadaşım, çocuğunun okula gitmek istemediğini , her fırsatta kaçtığını ve sorun çıkardığından bahsetmişti. Halbuki biricik çocuklarının  sosyalleşmesi için hiçbir etkinlikten geri kalmadığını ve her isteğinin hemen yerine getirildiğini söylediğinde, ona sosyalleşmek adına ne tür aktivitelerde bulunduklarını sormuştum. Oda bana sık sık sinemaya ve tiyatroya götürdüklerini böylece hiçbir kültürel faaliyetten geri kalmadıklarını söyledi. Sinemaya ve tiyatroya gitmek elbette çok güzel , fakat hangimiz bu ortamlarda  sosyalleşiyoruz ki? diye bir soruyla cevaplamıştım.

Sinema ,tiyatro gibi etkinlikler  toplu yapılan bireysel aktivitelerdir . Halbuki bir çocuk toplumsal kuralları sinemada, tiyatroda değil, kendi  ailesinde, çocuk parklarında, komşu ve arkadaş ortamlarında ve okulda öğrenir. Öbür türlü hayatı anlaması, anlamlandırması anne ve babanın çizdiği ölçülerin içinde kalır ve kalıplaşır. Böylece  çocuğun sosyal beceri kazanması engellenmiş olur. Bu da çocuğun değişik durumlarla başa çıkması gerektiğinde yoğun kaygılar hissetmesine yol açar ve uyum gücünü zorlaştırır. İşte bazı çocuklar için okul da bunlardan bir tanesidir.

Okulların açılmasıyla birlikte bazı çocukların yaşamış olduğu derin  kaygı durumuna okul fobisi denir.  Bu çocuklar okula gitmek ve evden ayrılmak istemezler. Evde daha fazla vakit geçirmek için birtakım fiziksel rahatsızlıklara başvurabilirler. Bunlar, karın ağrısı, baş ağrısı, mide bulantısı gibi bedensel yakınmaların yanı sıra, uykusuzluk, hırçınlık, sürekli ağlama hali, okul ortamında kavga çıkarmaya yönelik davranışlar şeklinde gözükebilir.

Bu durum okula başlayan çocuğu ve ailesini çok zor durumda bırakır. Bazen aileler durum karşısında kendilerini çaresiz hissedebilirler. Hatayı önce çocukta sonra da kendilerinde aramaya başlayabilirler. Çocuğa karşı önce çok rahatlatıcı sonrada çok öfkeli davranabilirler.  Çünkü çok yıpratıcı bir süreç başlamıştır.

Bu arada aileler okuldaki diğer çocuklar ile mukayese içine girebilir. Diğer çocukları normal, kendi çocuklarını anormal olarak görürler. Çocuk ise ne yapacağını bilemez haldedir. Bir yandan ailesine olan güvenini yitirirken, bir yandan da kendi kafa karışıklığı ile mücadele halindedir. Genellikle durum daha da karmaşık hale gelince okul yönetiminin de bu husustaki rahatlatıcı ve yönlendirici tutumu ile psikolojik destek almak için başvurmaları gerekir.

Fakat bu durum her zaman geçerli değildir. Kaçamaklar okul fobisi ile karıştırılmamalıdır. Bazen çocukların okula karşı ilgisizlikleri söz konusu olabilir, bazen okuldan uzaklaşmak için başım ağrıyor, karnım ağrıyor bahanelerine başvurabilirler. Bu durum çok uzun süreli değildir ve gayet doğal karşılanmalıdır. Yaşanılan duruma okul fobisi denebilmesi için her gün yaşanıyor olması ve okulda stres halinin yoğun ve kronikleşmiş olması gerekmektedir.

Aile bir danışmanlık merkezinden yardım aldığı zaman,  yaşanılan bu durumun sebebini de anlamak ister.  Fakat bu durumun çocuk için gözle görülür bir sebebi yoktur.  Genel itibariyle, çocuk anneden kopmak istemez, anneye aşırı bağımlıdır. Yabancı ortamlarında okul dönemine kadar  çok tecrübe etmesine olanak sağlanmadığı için, çocuk okulu yeni ve yabancı bir ortam olarak görür.

Okul fobisi olan çocukların yaşamalarının daha önceki yıllarında anneleri tarafından aşırı özen içinde büyütüldükleri ve tutumlarında problemler olduğu görülür. Çocuğa karşı  aşırı derecede koruyucu ve kollayıcı tutum sergilemek, sürekli çocuk için başına bir şeyler gelebilir endişesi içinde olmak, hatta anaokuluna ve çeşitli arkadaş ortamlarına çocuğu sokmamak, çocuğun kendi anne babasının dışında ki diğer aile bireyleri ile sosyal iletişime girmesinden alıkoymak, mikrop kapar diyerek parka götürmemek, aile bireylerinin bir araya geldiği ortamlarından, başka çocuklarında bulunduğu kamu alanlarından uzak tutmak, çocukta okul fobisinin alt yapısını oluşturmaktadır.

Aslında okula başlamak çocuktan çok anne için daha zor bir süreçtir. Çünkü  bağımlı çocuk yoktur, bağımlı anne vardır. Annenin tutumlarına göre çocuğun tutumları şekillenir. Eğer bir anne çocuğunun iyi olacağını, gittiği okul ortamında güvende olacağını düşünürse, çocukta otomatik olarak kendini güvende hissedecektir. Ne yazık ki okul fobisinin alt yapısında, annenin çocuktan uzun süre ayrı kalma korkusu yatmaktadır. Annenin bu endişeli haline şahit olan çocukta, ?okul ortamı annemi bile bu kadar kaygılandırdığına göre demek ki burası benim için yeterince emniyetli bir yer değil? düşüncesini oluşturmaktadır.

Okul fobisi olan çocukların ebeveynleri, genellikle çok korumacılıklarının yanı sıra, çocuklarının her istediğini yerine getiren, sürekli çocuklarını memnun etmeye  çalışan ve bunun için çabalayan bireylerdir. Bu duruma uyum sağlayan baba da çok barışçıl, çocuğun bütün uyumsuz davranışlarına göz yuman ve sürekli çocuğun gereksiz isteklerini besleyen konumdadır. Ailesinde hiç otorite figürü görmemiş çocuk, okulda kurallarla ve sınırlarla tanışınca, çok zorlanır ve okuldan uzaklaşır. Bu durum karşısında ailenin barışçıl tutumu çocuğu uzaklaştırdığı gibi, fazla zorlanması da aynı etkiyi gösterir.

Bu yüzden kullanmamız gereken yöntem sistematik duyarsızlaştırma denilen, çocuğun yeni bir durum yavaş yavaş alıştırılmasıdır. Çocuk okula gitmek istemese bile en azından okul bahçesinde oturulup beklenmelidir. 2-3 gün sonra okulun içine girilmeli ve sonra yavaş yavaş sınıfa sokulmalı ve tekrar okul ona gezdirilmelidir. Öğretmenin sıcak tutumu ve arkadaşlarının arasına kaynaştırılması da alışma sürecini hızlandırır.

Eğer anne- baba çocuğun isteklerine boyun eğerse, kendileri için  durumu daha da zorlaştırmış olurlar. Korumak adı altında, çocuğumuz okulda çok mutsuz düşüncesi ile hareket ederse, bir daha okula alıştırmak daha da zorlaşır. Bu yüzden küçük alıştırmalarla çocuğun okula alışma süreci kolaylaştırılabilir. Küçük yaşta sık sık parka götürmek, aile  ve arkadaş ortamlarında mutlaka bir araya gelmek, küçük 3-4 yaşlarında önce iki yarım sonra da 2 tam gün olmak kaydı ile ana okuluna göndermek, sonra zamanla bu süreyi artırmak alınacak küçük önlemlerdir.  Bununla beraber okula giden tanıdık çocuklarla birlikte vakit geçirmesini sağlamak endişelerinin azalmasında katkı sağlar.

KİM PSİKOLOJİ
Kariyer İstihdam Merkezi
www.kimpsikoloji.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir