Çocuğun Beslenme Alışkanlığının Gelişmesinde Oluşan Hatalar

Kuşkusuz hiçbir anne-baba, çocuğunun beslenme alışkanlığında herhangi bir olumsuzluk olsun istemez. Ancak çoğu zaman istemeden de olsa, çocuklarımıza olumsuz etkilerde bulunabiliyoruz. Çocuğunuz anne sütünden ayrıldı ve artık normal besinlerle beslenmeye başladı. Ona çeşitli çorbalar, mamalar, püreler yapıyorsunuz. Saatlerce uğraşıyorsunuz, hazırlıyorsunuz, ancak o bir türlü sizin hazırladığınız yiyecekleri yemiyor. Siz kaşığı her uzattığınızda, o kafasını bir o yana bir bu yana çeviriyor, kaşığı eliyle itiyor. Siz yavaş yavaş sinirlerinizin gerildiğini hisse diyorsunuz ama tüm gücünüzü toplayarak bir daha, bir daha deniyorsunuz ancak ne fayda, çocuğunuz bir türlü yemek yemiyor. En sonunda sabrınız taşıyor, bir elinizle çenesinden tutuyor, bir elinizle de kaşığı ağzına iterek, yemeği boğazından aşağıya göndermeye çalışıyorsunuz. Bu arada çocuğunuz olanca gücüyle bağırıyor ve ağlıyor, tabii sizin de bu arada sakinliğinizi koruduğunuz söylenemez. Sonuç: facia.

Hemen hemen bütün anneler buna benzer bir olayı yaşamış ve babalar da buna tanık olmuştur. Hatta beslenme ile ilgili bu savaş, bazı ailelerde çocuğun ilk bebeklik dönemlerinden başlayarak, beş-altı-yedi yaşlarına kadar devam eder. Öyle bir hale gelir ki, evde yemek saatleri, korkuyla beklenen ve çocukla anne-baba arasında savaş ilan edilen saatlere dönüşür.

Çocuk, doğası gereği, zorlanmaktan hoşlanmaz; anne ve baba da rolleri gereği, kuralların ihlal edilme sinden hoşlanmaz. Hele ki bu kurallar, beslenme ile ilgili ise: Şunu hiçbir zaman unutmamak gerekir ki, çocuk, temel gereksinmeleri karşılanırken, bir zorlanmaya tabi tutulursa, kişilik yapısında istenmeyen özellikler oluşabilir: İnatçılık, direnç gösterme, aykırı olma gibi. Tabi ki, inatçılık çocuğun genleriyle gelen bir özellik de olabilir ama yanlış ve hatalı tutumlar bu özelliği daha da körükler. Çocuğunuz üç yaşına geldikten sonra artık sizin yardımınız olmadan yemeklerini yiyebilir.

Hiçbir anne, çocuğunun aç kalmasını, aç karnına uyumasını istemez. İşte bu içgüdüsel koruyuculuk, anneleri, çocuklarına karşı?zorlayıcı? bir tutuma iter.

Çocuğunuza iyi bir beslenme alışkanlığı kazandırmak istiyorsanız;

? Çocuğunuzu normal besinlere alıştırırken, acele etmeyin.

? Çocuğunuza yeni bir besini sunarken, yanında yabancısı olduğu başka bir yiyeceği eklemeyin.

? Çocuğunuz, yeni tadlara direndiği zaman, asla zorlamayın.

? Çocuğunuz, lokmasını geri çıkarttığı zaman asla ve asla yeniden aynı lokmayı yedirmeyin.

? Yeni besini reddettiği zaman, aradan birkaç gün geçmesini bekleyin.En az üç günden önce, çocuğunuzun yememek için direndiği besini tekrar yedirmeyin.

? Unutmayın ki, sizin damak zevkinizle, çocuğunuzunki eşit değil. Hazırladığınız mamaları mutlaka tadın.

? Karışık besinler yedirmeyin. Bazen anneler, çorbaya yoğurdu ya da makarnaya köfteyi karıştırarak çocuklarına bir kerede yedirmek isterler. Böylesine karışık bir yemek çocuğun hoşuna gitmeyebilir.

? Çocuğunuz üç yaşına geldikten sonra artık sizin yardımınız olmadan yemeklerini yiyebilir. Biraz ya da çokça döküp saçsa da, tüm yemeğini bitiremese de, çocuğunuza bu olanağı tanıyın. Kendine güveni gelecektir.

? Bazı anneler sabırsızdır ve çocuklarının bir an önce yemeğini yiyip bitirmesini isterler. Bu yüzdende çocuklarının kendi kendilerine yemelerine dayanamazlar. Çünkü çocuklar ağır ağır yerler, etraflarıyla oyalanırlar. Bu durumda sabırlı olmakta ve çocuğa müdahale etmemekte fayda var.

Hiçbir çocuk aç kalmaz. Çocuğunuza sürekli ?Acıktın mı?? gibi sorular sormaktan vazgeçin. İnsiyatifi onun eline bırakmayı denerseniz eğer, hiç ummadığınız bir gün size ?Anne acıktım!? diye gelecektir.

Özet olarak söyleyecek olursak, çocuğu yemek yemesi için;

zorlamak,

korkutmak,

bağırmak,

hırpalamak, dövmek,

cezalandırmak,

kişilik yapısında onarılması zor yaralar açar. 0 halde bu konuda duyarlı ve dikkatli olmakta fayda var.

Demet ALPKENT

Çocuğun Beslenme Alışkanlığının Gelişmesinde Oluşan Hatalar” için bir yorum

  1. Siteniz çalışmalarımıza ve kişisel gelişimimize gerçekten çok büyük katkılar sağlıyor. Aradığımız birçok kaynağa ulaşıyoruz. Emeği geçen tüm meslektaşlarıma çok teşekkür ederim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir