Bu yazı canın yanmasına bir başkaldırıdır

Oysa onu, isimsiz patika yollarında topladığım çiçeklerin diliyle sevmiştim.
Yapmış olduğumuz fedakârlıkları anlatmayacağım bile…
Biliyorum, umursamaz ve vurdumduymaz tavırlarının, beni ne derecede tahrik ettiğini ve yıktığını bildiğin halde bu davranışlara devam ediyorsun…
Anladım ki insan, aslında hayatı tek kişilik yaşıyor…
Gereğinden fazla seversen ya kahroluyorsun ya da kaybediyorsun…
Sonra aşkı sorguluyorsun. Acaba gerçek aşk var mı diye? Varlığını veya yokluğunu tartışmaya açmak sayfalar dolusu yazmaya ve konuşmaya itecek beni biliyorum…
Hayır hayır çok değer vermeyeceksin. Sonra Freud?un psikodinamik kuramlarını sorguluyorsun? Mesela EGO yu? Buna nefiste diyebilirsiniz… İşte bu ego yüzünden ne geliyorsa başımıza sanırım…

Öğrendim ki, karşıdaki insana acı çektiriyorsan ve bunu da sana alenen hissettiriyorsa sanırım egodan kaynaklanıyor. Çünkü ego ?gel bakalım seni mahvedeceğim sana gücümü göstereceğim, seni kendime kul köle edeceğim demeye getiriyor? Çünkü senin onu çok sevdiğini iyi biliyor ya da onsuz yapamayacağını…

İşte burada, “duygularını paranteze al mantığınla hareket et” düşüncesi her ne kadar etrafınızdakiler tarafından söylense de, işte alamıyorsun duyguları bir kenara? Ellerin kolların paslı prangalarla bağlanmış bir kere?

Seni yemesini, bitirmesini bekliyorsun… Seni öyle kolayda yemeyecek elbet… Azar azar, parça parça en acınası yerlerini bildiği için, tuz basıp yaralarını okşayacak… Bu okşama o kadar sarsıcı bir okşama olacak ki, her seferinde seni yerlere serecek. Tam kalkacakken, toparlanacakken gene aynısı olacak…

Evet, sanırım hiçbir insana zaaf noktalarını açmayacaksın. Seni mesela tanımayacak, bilmeyecek? Her ne kadar seni ben çok iyi tanıyorum dese de gülüp geçeceksin.
Koşmayacaksın mesela arkasından…
Gülmeyi bileceksin.
Unutmadan, gülmek en güçlü silahtır? Onu çok fazla kaale aldığını hissettirmeyeceksin…

Onu ne kadar sevsen de bunu belli etmeyeceksin…
Üzüntülerini yudumlarken,mahzun bakışlarına maske takacaksın…

Mesela çok vermeyeceksin… İçindeki hazineni tüketmeyeceksin…
Ve zamana bırakacaksın. En asil, en bilge kavramdır zaman…
Acılar olduğu sürece yaşam, yaşam olduğu sürece acılar olacak…
Sanırım canım acıdı…

Nevzat ÖZER
Psikolojik Danışman
“21 YY da anne ve baba olmak isimli kitabın yazarı”

nevzatozer66@hotmail.com

Bu yazı canın yanmasına bir başkaldırıdır” için 4 yorum

  1. sevgide insan sınır tanıyamaz ki… ben seni şu ölçüde seviyorum diyemez… duygularımızı ne ölçüde kontrol edebiliyoruz… duyguda mantık ne gezer diyenler vardı bir yerlerde… mantık sevgide yoksul kalıyor. biçare duruyor. gözyaşlarınızın bir mantığı olabilir mi ??? aslında sınırlı bir sevgi etrafında dolanılmış bu yazı. yanmış bir insanın ateşin sıcaklığını hissettirir derecede anlatması gibi. ama ben derim ki sevginin ölçüsü olmamalı ölçü sevgide ne arar ki. arşın mı gerekli gönül deryasında. sonu hüsran olabilir olmaya bilir ihtimalide var. bakın görün ki gönlü yanmış insanlar risale okurlar yeni yola çıkanlar için :)

    yazı çok güzel kendimide buldum sözcüklerin arasında… emeğinize sağlık :)

  2. ama ama çok güzel yazmışsınız…
    buna benzer bir yazı hazırlamayı düşünmüştüm bu günlerde…
    efkarlıyım…
    “canım acıdı.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir