Başarının önündeki engeli kaldır. Öğrenilmiş çaresizlik ve çözüm önerisi

Düşünüyorum da bilim adamlarında, kaşiflerde, mucitlerde öğrenilmiş çaresizlik olsaydı şuan sağlıkta, teknolojide, bilimde yaşadığımız bu denli gelişim olur muydu?

Pek sanmıyorum. Çünkü öğrenilmiş çaresizlik, kişinin geçmişte yaşadığı başarısızlıklar sonucu artık denemekten, çabalamaktan vazgeçtiği bir durum. Seligman’ın ortaya koyduğu bu öğrenilmiş çaresizliği, hepimizin bildiği bir deneyin, kısa bir animasyonu eşliğinde açıklamak istiyorum.

Deşifre edilmiş bu yazının orjina Animasyonlu videosunu izleyebilirsin.

Bir köpek balığı ve küçük balıklar büyük bir havuza konuyor. Aralarına da kalın bir cam engel yerleştiriliyor. Tabii köpek balığının bundan haberi yok. Köpek balığı uzun bir süre aç bırakılıyor. Bilim adamı köpek balığının küçük balıklara saldırmasını bekliyor. Beklediği gibi de oluyor. Köpek balığı küçük balıklara ulaşmak için çabalıyor. Cama defalarca vuruyor. Tekrar tekrar deniyor. Ama bir türlü balıklara ulaşamıyor. Uğraşmasına rağmen balıklara ulaşamayan köpek balığı kendi etrafında, havuzda çaresizce yüzmeye başlıyor. Başka hiçbir yere gitmiyor. İlerleyen zamanlarda cam aradan alınıyor. Ama köpek balığı ne küçük balıklara yaklaşıyor ne de başka bir yere gidiyor. Köpek balığımız ne kadar çabalasa da balıkları ulaşamayacağına inanmış. Bu duruma Seligman öğrenilmiş çaresizlik diyor.

Yaşamımızda birçoğumuz bir şeyler için çabaladığımız, bir şeyler yapmak istediğimiz halde ya o zamanın şartları, olanakları ya da henüz olgunlaşmadığımızdan dolayı ya da çevremizdeki insanların sürekli bize “uğraşma”, “olmaz”, “yapamazsın” gibi olumsuz telkinleri ve engellemelerinden dolayı, çabalamayı, uğraşmayı bırakıyoruz.

Örneğin bir öğrenci belki, o yıl yıl için henüz alt yapısı yeterli olmadığı halde, matematik öğrenmeye zorlandığından  dolayı ya da yanlış öğretim metotları kullanılmasından dolayı,  matematiğe karşı olumsuz düşünceler geliştirmiş olabilir. Sonrasında Matematik için ne kadar uğraşsa da çabalasa da başaramayacağı inancı zaman içinde öğrenilmiş çaresizliğe dönüşüyor. Dolayısıyla bu öğrenci matematik için çabalamaktan vazgeçiyor. Lakin matematik onun peşini bırakmıyor. Zamanla matematik konusu içinden çıkılmaz akademik bir sorun haline gelebiliyor. Öğrenilmiş çaresizliği bunun gibi bir çok farklı örneklerle açıklayabiliriz.  

Peki bu konuda ne yapılabilir. Öğrenilmiş çaresizlikten nasıl çıkılabilir? Bu konuda çaresiz miyiz? Elbette hayır. Çaresizlik öğrenildiyse çare de öğrenilir.  Çaresizliği öğrenmek belki senin tercihin olmadı. Ama çareyi bulmak senin tercihin olur. Konuyu animasyonumuzla anlatmaya devam edelim. Ancak şimdi anlatacaklarım deneyin bir parçası değil. Sadece daha iyi anlaşılması için animasyona mizahi bir yorum katmak istedim. (Videodan izleyenler için)  

Aynı köpek balığı yüzerken, düşündüğünü farz edelim. Aradan geçen uzun bir zamandan sonra engelleyici şartların değişebileceğini ve yeniden denemenin hiçbir şey kaybettirmeyeceğini fark ediyor. Ve köpek balığımız bulunduğu öğrenilmiş çaresizlikten farklı düşünmeye başlıyor. Karar veriyor. “Yeni strateji, yeni bakış açısı ve çaba harcayarak yeniden deneyeceğim” diyor. Cesaretini topluyor. Tekrar küçük balıklara doğru yavaş yavaş süzülerek ilerliyor. O da ne? Şartlar değişti. Engel yok gibi “Yeniden deneyebilirim” diyor. Ve balıklara hücum ediyor.

Bu animasyonda anlatmaya çalıştığım gibi, dış şartlar zamanla değişir. Hiçbir şey dünkü gibi olmaz. Dün çevrendeki engelleyicilerin, şimdi olmadığını ya da değişmiş alabileceğini düşünmelisin. Aynı şekilde iç şartlarda değişti. Yani yaş olarak ya da bilgi seviyesi ya da tecrübe olarak geliştin, becerilerin artı. Dünkü gibi değilsin. Bugünün dünden çok daha farklı olduğunu görerek harekete geçmen gerekebilir.

Ama çoğumuz bu durumun, farkında olmadığımız için, dünkü olumsuz şartların bugün halen devam ettiğini düşünerek, ne yazık ki adım atmıyoruz. Öğrenilmiş çaresizliğimize mahkum olmaya devam ediyoruz.  

Bunu bir örnekle taçlandıralım. Yeterli potansiyele sahip olmana rağmen, Öğretim metotlarının yanlış kullanılması ya da öğrenmeye henüz hazır olmadığın gibi, değişik nedenlerle matematik konusunda, geçmişte, çok sıkıntı çektiğini ve yıllar geçtikçe bu akademik sıkıntının katlandığını düşünelim. Yıllar geçti ve şimdi bu konu da yaşadığın öğrenilmiş çaresizliği fark ettin, ancak birikmiş ve öğrenilmesi gereken ortada çok konu var.

Bu durumda, Kötümser bakış açısına sahipsen, eksikliğini kapatmak için bir çaba içine girmeyeceğini düşünüyorum. Bu nedenle durumuna iyimser bir bakış açısıyla bakarak, öğrenebileceğine öncelikle inancını geliştirmelisin.  

Daha sonrasında matematiğe gerek destek alarak gerekse kaynaklar temin ederek, temelden başlamaya karar verebilirsin. Bu şekilde mantıklı ve gerçekçi çözüm üretmek ya da öğrenilmiş çaresizliğinle devam edip etmemek seni vereceğin bir karar. Ayrıca, şartlar da değişti. O zaman ki – yani ilkokul ya da orta okul yıllarındaki- eğitim şartlarınla, şimdiki arasında farklar olabilir… Öğretmenlerin değişti. Kendi kendine öğrenme becerin de artmış olabilir. Dün matematik, ne işime yarayacak diye düşündüğün için yeterli öğrenme motivasyon düzeyine sahip değildin belki. Ama şimdi hukuk  ya da psikoloji çok istiyorsun. Ancak eşit ağılık puanı için sana matematik gerekiyor. Bu da senin, matematik öğrenme motivasyon düzeyini arttırmış olabilir. Yaşamındaki  tüm bu içsel ve dışsal değişiklikler, senin öğrenilmiş çaresizliğini yenmen için yeni şartlar oluşturmuş olabilir. Tabii şunu da eklemek istiyorum. Tüm bunları yapmak ve akademik altyapını güçlendirmek için, emek ve çaba gerektiğini unutmamak gerekir. Yani yaşam konforundan, vazgeçmeden, tek başına harekete geçmek ya da hayal etmek pek işe yaramayacaktır.

Kısaca. Hiçbir şey geçmişteki gibi olmadığını görerek harekete geçmen gerekebilir.

Bu konuyla ilgili çok maddeler sıralayabilirim. Genelde öğrencilerden örnek veriyorum, ama bunu hayatın her alanında düşünebilirsin. İş dünyası, kişisel gelişim gibi çok farklı alanlarda örnekler verilebilir. Buradaki amacım bir şeyler yapılabileceğini, öğrenilmiş çaresizlikle ilgili farkındalık oluşturarak harekete geçmeni sağlamak olduğu için bu örneğin yeterli olduğunu düşünüyorum. Anlattıklarım, bir psikolojik danışma sürecinin yerine asla geçemez.

Desteğinizi yorumlardan hissetmek güzel olur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir