Ama O Suçlu!

Eşiyle birlikte otuz beş yıl aynı yastığa baş koymuş bir beyefendi, son zamanlarda eşinin artık sağlıklı işitemediğini hisseder. Yalnız eşini çok sevdiği için bunu yüzüne söyleyemez. Bir kulak burun boğaz uzmanına durumu iletir ve nasıl bir yöntem uygulaması gerektiğini sorar. Doktor, yaşlılığa bağlı olarak bu tip şikâyetlerin olabileceğini belirtir ve beyfendiye eşinin, işitme kaybı yaşayıp yaşamadığını anlayabilmesi için çok kolay bir test uygulayabileceğini söyler ve anlatmaya başlar:
-Eşinize yirmi adım mesafedeyken, normal bir ses tonuyla bir şeyler söyleyin. İşitmediğini hissederseniz mesafeyi on beş adıma düşürün ve aynı ses tonuyla konuşun. Yine işitmediğini hissederseniz mesafeyi on adıma düşürün. Hala işitmediğini düşünüyorsanız beş adıma kadar yaklaşın ve aynı ses tonuyla konuşun. Yine işitmediğini düşünüyorsanız yanına kadar yaklaşın ve aynı ses tonuyla konuşun. Gerçekten işitme kaybının meydana gelip gelmediğini öğrenmiş olursunuz.
Beyefendi, teşekkür ederek doktorun yanından ayrılır ve evine gelir. Eşine yirmi adım mesafe uzaklıktan seslenir:
-Hayatım, akşama yemekte ne var?
Eşinden cevap alamayan adamcağız, mesafeyi on beş adıma düşürür ve aynı ses tonuyla, aynı soruyu sorar:
-Hayatım, akşama yemekte ne var?
Can yoldaşından yine cevap alamayan beyefendi, eşine olan mesafeyi on adıma düşürür ve tekrar aynı ses tonuyla sorar:
-Hayatım, akşama yemekte ne var?
Maalesef yine cevap alamaz ve kaygılanmakta ne kadar haklı olduğunu düşünür. Bu defa eşinin yanına beş adım mesafeye kadar gelip aynı ses tonuyla tekrar sorar:
-Hayatım, akşama yemekte ne var?
Aman Allah?ım! Hanımefendi beş adım yakınlıktaki bir mesafede bile işitemiyor. ?Demek ki, hayat arkadaşım iyice sağır olmuş? diye düşünür ve eşinin tam yanına kadar yaklaşır ve aynı ses tonuyla aynı soruyu tekrar sorar.
-Hayatım, akşama yemekte ne var?
Hanımefendi, sinirli bir ifadeyle cevap verir:
-Allah aşkına bey! Akşam yemeğinde tavuk olduğunu tam beş defa söyledim. Sen benim sabrımı mı ölçüyorsun?
Bu cevap karşısında işitme engelinin, hayat arkadaşında değil de kendisinde olduğunu anlayan beyefendi şok olur ve tekrar doktorun yolunu tutar.

İnternet ortamında buna benzer öyküler okuduğumda, insanoğlunun dinlemeden anlamadan direk karşısındakini suçlamasını, hatayı hemen karşıda aramasını, mayasından gelen bir özellik olduğunu düşünürdüm. İnsanların hatayı karşıda aradığını vurgulayıp kendisinin masum olduğuna inandığını söylerken bile kendi adıma böyle bir yanılgıya düşmediğimi düşünürdüm. Ta ki, gerçeklerle yüzleşinceye kadar…

Çok büyük ve başarılı bir okulun öğrenci velilerine, “Eğitimde Aile Desteği” konulu seminer veriyordum. Stand up tadındaki seminerimize velilerin ilgisi yüksekti. Anne ve babalar bir yandan gülüyor diğer yandan, çocuklarının hayatında kendi hayatlarını yaşamaya çalıştıklarını fark ediyorlar ve duygulanıyorlardı. Seminerin, en can alıcı yerinde ön sırada oturan okul müdürünün cep telefonu çaldı. İster istemez hem benim hem de velilerin dikkati dağılmıştı. Telefon sekiz on defa çalmasına rağmen müdür bey telefona bakmadı. Aradan beş on dakika geçmişti ki, müdür beyin telefonu tekrar çalmaya başladı. Bir, iki, üç, dört… Telefon susmuyordu. Müdür beye imâlı bir şekilde bakıyorum ama hiç istifini bozmuyor. Dahası hiç alınmıyor bile. Lakin telefon ısrarla çalmaya devam ediyor. Artık dayanamadım ve müdür beyden, telefonunu kapatmasını rica ettim. Aldığım cevap gerçekten müthişti.
-Hocam, telefon sesi sizin çantanızdan geliyor.
Kulaklarıma kadar kızardığımı hatırlıyorum. Hem müdür beyden hem bütün velilerden özür diledim ve ekledim:
-Demek ki, insan hali. Ne kadar dikkat etsek de bazı hataları yineleyebiliyoruz.
İnsanoğlu, doğası gereği hata yapabilir. Hatasız kul olmaz, denildiği kadar vardır. Önemli olan, hatada ısrar etmemektir. Ve asıl önemli olan hatayı sürekli karşımızda aramamaktır. Elimizin işaret parmağı, suçlayarak karşımızdakini gösterirken, aynı elimizin geriye kalan dört parmağının kendimizi gösterdiğini unutmayalım.

Yazara mesaj: yusufyesilkaya@gmail.com www.yusufyesilkaya.com

Ama O Suçlu!” için bir yorum

  1. Gerçekten süper bir yazı.
    Yusuf Yeşilkaya’nın kitaplarını da okudum.
    Hayatımıza ayna tutmayı çok iyi beceriyor.
    Teşekkürler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir