Yatak Odasındaki En Büyük Sorun

Toplumsal, kültürel, sosyal etmenlerin ve dini inançların etkisi nedeniyle cinsellik, rahatça soru sorulamayan, konuşulamayan bir konu olmaya devam etmektedir. İnsanların cinsellikle ilgili yakınmaları için uzman desteği almakta çekinceli davranmaları, aile terapistlerinin,hekimlerin cinsellikle ile ilgili sorgulamayı ihmal etmeleri ya da yüzeysel şekilde yapmaları ve konu hakkında toplumsal bilinçlenmenin henüz tam olarak yerleşmemiş olması nedeniyle, zaman zaman cinsel sorunların çözümünde yeterli başarı sağlanamamaktadır.

Cinsel sorunları tek bir nedenle açıklamak güçtür. Daha çok soruna katkısı olan etmenlerden söz edilmektedir. Batılı kaynaklar cinsel sorunların evrensel olduğunu varsaymış, ancak son bilgiler cinsel sorunların, kaynağı, ortaya konuşu ile ilgili, kültürel faktörlerin (sosyal tutumlar, dini inanışlar,sosyal normlar, geleneksel davranışlar ve inanışlar) önemini gündeme getirmiştir. Zilbergeld toplumların kültürlerine ek olarak, cinse özel cinsel kültürden söz etmekte ve toplumda cinsellikle ilgili yerleşik mitlerin (yanlış abartılı inanışlar) cinsel işlev bozukluğunun oluşumunda ve devamında çok önemli bir yeri olduğunu belirtmiştir. Zilbergeld tarafından ortaya konan mitler diğer yazarlarca da ilgi görmüş, genişletilmiş ve yaygın olarak her iki cinste de kullanılmaya başlanmıştır. Bu mitlerin değiştirilmesi kişilerin cinsel sorunlarının çözümüne katkıda bulunabilir.

 Cinsel işlev bozukluklarında etkili bir tedavi seçeneği olan bilişsel-davranışçı modele göre bu tür bozukluklar öğrenilmiş uyumsuz davranışlardır. Cinsel bilgisizlik veya yanlış bilgilenme, hatalı bilişsel şemaların oluşumuna yol açar; bunlar ise aşırı kaygı, suçluluk duyguları, gerçekçi olmayan beklentiler veya başaramama korkusu gibi nedenlerle cinsel işlev bozukluklarının ortaya çıkmasında ve sürmesinde etken olurlar. Yanlış cinsel bilgilenmenin en sık karşılaşılanı cinsel mitlerdir. Değişik kültür ve toplumlarda önemli benzerlikler gösteren cinsel mitler toplum içinde kabul görmektedir.
Sağlıklı cinsel bilgilenme olmadan aktif cinsel yaşamın olması bazı mitlerin sönmesinde etkileri olsa bile, tüm cinsel mitlerin ortadan kalkmasına yeterli olmamaktadır. Toplumumuzda yaygın olan mitlerin sönmesi daha sağlıklı ve doyumlu bir cinsel yaşam için, cinsel bilgilerin zamanında ve doğru kaynaklardan bireylere aktarılması ile mümkündür. Bu nedenle, sağlıklı ve yeterli cinsel bilgilerin verildiği kaynaklara ihtiyaç vardır. Toplumun kültürel özellikleri de göz önüne alınarak, cinsler arası ayırımın azaltılmasına yönelik ve çocukluk ya da en azından ergenlik döneminde başlayan bir cinsel eğitimin kişilerin yanlış inanışlarını değiştirerek daha sorunsuz ve doyumlu bir cinsellik yaşamalarına katkıda bulunabilir.Toplumumuzda cinsel bilgi ve cinsel bilgi edinme üzerine yapılan birkaç çalışmayı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Yetişkinlik ve ergenlik dönemlerinde kişisel deneyimler ön plana çıkarken,çocuklukta (9 yaşa kadar) anne/babalarından bilgi kaynağı olarak yararlandıkları, yetişkinlikte (20 yaş ve üzeri) evli kadınlar için bu alanda eşlerin rehber olduğu gözlenmektedir. Daha alt sıralarda yer alan medyada bilgi edinme davranışı daha çok ergenlik ve yetişkinlik dönemlerinde söz konusu olmaktadır. Formel bilgi kaynakları diyebileceğimiz uzman/doktor ve kitap gibi kaynaklar düşük oranlarda olmakla birlikte yetişkinlikte cinsel konular bilgi kaynağı olarak gündeme gelmektedir.Ülkemizde yapılan diğer çalışmalarda da benzer sonuçlar görülmektedir. Uğuz ve ark.’nın çalışmasında erkeklerin çoğunluğu cinsel bilgilerini pornografik yayın ve filmlerden edinirken kızlar bu bilgilerini büyük oranda arkadaşlarından edindiklerini ifade etmişlerdir. Bu veriler aynı zamanda eğitim sürecinin cinsel bilgi gereksinimini karşılamaktan uzak olduğunu da göstermektedir. Ülkemizde cinsel bilgisizlik, eğitim düzeyinden bağımsız olarak yaygındır. Toplumda cinsel sorunlar, cinsel işlev bozukluğu olgularından çok daha yaygındır. Bunun en önemli nedeni cinsel bilgi eksikliği, yanlış bilgilenme ve yanlış inançlardır .

Hürriyet ve TNS Piar şirketi işbirliğiyle yapılan cinsellik araştırması,Türkiye’de her 10 kişiden 9’unun cinsel eğitim almadığını ortaya koymuştur. Okur yazar olmayan erkekler arasında cinsel organlarını sayamayanların oranı %32 bulunmuştur. Aynı kesimdeki kadınların %68’i ilk menstruasyonunda (adet) , hiçbir fikre sahip olmadığını, kadınların yarısı orgazmın anlamını bilmediğini ifade etmişlerdir. Ancak CETAD’ın araştırmasına benzer şekilde “cinsellikle ilgili konularda bilgiliyim” diyen erkeklerin oranı %74, kadınların oranıysa %58 tespit edilmiştir. Çocuğuna cinsel eğitim verme konusunda “hiçbir şey yapmadığını” söyleyen kadınların %69,1,erkeklerin oranı ise %76,1, genelde yüzde %72 saptanmıştır .

Bir başka araştırma da ilk cinsel bilgi edinme biçimleri sorulduğunda en sıktan en aza doğru; CİB (Cinsel İşlev Bozukluğu) olan grupta arkadaş, kitap-TV, bilgi edinmemiş, aile, okul, eş; normal grupta ise arkadaş, kitap-TV, okul, aile, bilgi edinmemiş, eş sonuçları elde edildi. Ülkemizde yaşanan cinsel sorunlara göz attığımızda, cinsel eğitimsizlikten kaynaklanan sorunların çok önemli bir yer tuttuğunu söyleyebiliriz. CETAD araştırmasında Türk toplumu cinsel sorunlarının kaynağı olarak %62 ile en yüksek oranda “eğitimsizlik ve bilgisizliği” görmektedir. Yine “toplumun cinselliğe yaklaşımı”, “önyargılar/tabular”, “gelenek ve görenekler” şıklarını işaretleyenlerin toplam oranı %40’lara varmakta ve toplumun yaşadığı cinsel sorunların en önemli ikinci kaynağını oluşturmaktadırlar. Stres ve psikolojik nedenler ise üçüncü sırayı paylaşmaktadır. Yaşamın belli evrelerinde önemli ve doğal farklılıklar göstermekle birlikte, Türk toplumu için bilgi kaynakları belli alanlarda belirginleşmektedir. Çevre ve arkadaşlar çocukluk, ergenlik ve yetişkinlik döneminde en önemli bilgi edinme yoludur. Çocuk cinsellikle ilişkili bir soru sorduğunda güvenilir bir yanıt verilmeden geçiştirilirse bu soruyu sormaması gerektiği yolunda bir kanıya sahip olabilir. Sorunun yanıtını informal bir kaynaktan (çoğu kez “sokaktan,arkadaştan”) almaya çalışabilir. Körün kör bir rehber olamayacağı gibi,cinsel bilgisi tam olmayan bir kişiden bilgi edinildiğinde de,bu durum sağlıksız cinsel bilgilerin doğru kabul edilmesi riskini artırır.

Yatak odasında yaşanan sorunlarla (cinsel sorunlar) cinsel bilgi eksikliğinin, cinsel anatomi ile ilişkili yanlış inançların ve cinsel mitlerin belirleyici olduğu birçok çalışma bulunmaktadır. Buradan hareketle ;
Aile ; çocuğun merakını gidererek ,seviyesine uygun ilk cinsel eğitimi vermeli
Devlet ; eğitim-öğretim kurumlarında cinsel kimlik,cinsel eğitim,mahremiyet içerikli dersler konularak destekleyici çalışmalar yapmalı
Sen ; cinsel bilgi düzeyini artırarak ,cinsel mitlerini fark etmelisin.

Bu durumun cinsel işlev bozukluklarının toplumda bilinçsizce yayılmasına engel olacağı ve sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşam için kapı aralayacağı düşünülmektedir.

Uzm.Psk.Dan.Eyüp SARI

Kaynakça:
– Edirne İl Merkezinde Yaşayan Erişkinlerde Cinsel İşlev ve Cinsel İşlev Bozuklukları-Dr.Nihal NAYİR
– Konya İl Merkezinde Yaşayan Evli Nüfusta Cinsel Sorunların Araştırılması-Dr. Ertan YILMAZ
-Cinsel İşlev Bozukluğu Tipleri ve Cinsel Mitler Arasındaki İlişki-Dr.Sevilay ZORLU KOCAGÖZ



Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

Yorumunuzu ve sorularınızı bizimle paylaşabilirsiniz