TEOG nasıl bir sınav?

Değerli Okuyucularım,

Bir önceki yazımda eğitim ve sınav sistemi ile ilgili değerlendirmelerde bulunmuştum. Sınav sistemimizde önemli bir yere sahip olan TEOG sistemiyle devam edeceğim.

Temel eğitimden ortaöğretime geçiş adı verilen TEOG’ un nasıl bir sınav olduğuna hep beraber bakalım.

    • TEOG, MEB akademik takvimine göre işlenen müfredatı kapsayacak şekilde yapılır (Sınav tarihine kadar işlenmiş olan konulardan sorular çıkar.)
    • Ortak sınavlar iki okul gününe yayılarak yapılır, o günlerde okullar tatil edilir, ders yapılmaz.
    • Sorular çoktan seçmeli (4 seçenekli) olur.
    • Yanlış cevaplar doğru cevapları etkilemez
    • Sınavlarda A, B, C ve D diye dört kitapçık türü
    • Öğrenciler kendi okullarında sınava girer.
    • Ortak sınavlarda öğrencilerden ücret alınmaz.
    • Geçerli bir mazeret sebebiyle ortak sınavlara katılamazsanız, mazeret sınavına girebilirsiniz.

Sınav Tarihleri;

Birinci Dönem                                                  

23-24 Kasım 2016

10-11 Aralık 2016(Mazeret Sınavı)

İkinci Dönem

26-27 Nisan 2017

20-21Mayıs 2017(Mazeret Sınavı)

TEOG yerleştirme puanı nasıl oluşur?

YBP (Yılsonu başarı puanı)

Öğrencinin tüm derslerden aldığı puanların aritmetik ortalaması, o derslere ait haftalık ders saati sayısı ile çarpılarak ağırlıklı yılsonu puanları hesaplanır. Bu puanların toplamının, o derslere ait haftalık ders saati toplamına bölünmesi ile de yılsonu başarı puanı elde edilir. Puanlama 6, 7, 8. sınıf düzeylerinde ayrı ayrı 100 tam puan üzerinden yapılmaktadır.

TEOG Ağırlıklandırılmış Ortak Sınav Puanı

TEOG sınavlarından alınan puanın 700 üzerinden değerlendirilmesidir.

YEP (Yerleştirme esas puanı)

Öğrencilerin 6, 7 ve 8 inci sınıf yılsonu başarı puanları ile 8.sınıf ağırlıklandırılmış ortak sınav puanı toplanır. Elde edilen toplam ikiye bölünerek yerleştirmeye esas puan elde edilir. Puanlama 500 tam puan üzerinden yapılır. 

2017 YEP ÖRNEK HESAPLAMA

6.Sınıf YBP: 98,000
7.Sınıf YBP: 100,000
8.Sınıf YBP: 95,000

8. Sınıf TEOG: 675,000 olan bir öğrencinin

AOSP: 98+100+95+675=968

YEP :  968/2 = 484,000 olur.

 

Yukarıda özetlemeye çalıştığım sistem ile öğrencilerimiz lise giriş sınavları için ter döküyorlar. Puanlar açıklanınca temmuz döneminde tercih koşuşturması başlıyor. Yerleştirme sonuçları, nakiller… vs. Eylül ortasını bulan süreç öğrencilerimizin liseye başlaması ile sona eriyor gibi gözükse de yeni bir dönem başlıyor. Öğrencilere durmak yok. Hep bir koşuşturma, bir şeylere ulaşma, bir şeyleri başarma veya bir şey olma. Önemli olan da bir şeyleri başarma arzusunu, merakını çocuklarda uyandırabilmek.

Öğrencilerimiz sınavlardan sınavlara koşuşturmakta, sınavlardan geçmek veya iyi bir puan almak için çalışmaktalar. Çocuklarımıza edindikleri bilgileri özümsemeden, birçoğunu uygulamaya dönüştürmeden ve gerçek yaşamla ilişkilendirmeden yükleme yapıyoruz. Öğrencilere sınavların önemli fakat her şey olmadığını anlatmak gerekiyor. Önemli olan depoladıkları bilgilerin yaşamda karşılığını bulmaları, merak duymaları, araştırmaları, keşif yapmaları yani bilgiyi yapılandırmaları gerektiğinin fark ettirilmesidir. Yoksa gelecekte bilgi yüklü fakat bu bilgilerin neye yaradığını bilmeyen bireylerin sayısını artırmış oluruz.

Çağımızda teknoloji sayesinde bilgiye erişim kolay olmaktadır. Ulaşılan bilginin nerede ve nasıl kullanılacağı en önemli sorundur. Biz eğitimciler öğrencilerin doğru bilgiye ulaşmaları, ulaştıkları bilgileri nerede ve nasıl kullanmaları gerektiği ile ilgili onlara rehberlik etmeliyiz, merak duygularını harekete geçirmeliyiz, yaşadığımız dünyanın ve ülkemizin meselelerine dair fikirler üretmelerini sağlamalıyız. Ders anlatırken veya ödev verirken kendimize şu soruları sormalıyız: Verdiğimiz bilgiler öğrencinin ne işine yarıyor ve gerçek hayatta bu bilgileri nasıl kullanır?

Öğrencileri yaşadıkları dünyanın ve toplumun dışında teorik bilgilerle donatmanın ne bizlere ne de öğrencilere faydası vardır. Aktardığımız bilgiler öğrencide gelecek adına yeni bir vizyon, ideal bir perspektif ortaya koymuyorsa yaptığımız çalışmanın bir anlam ifade edip etmediğinin sorgulanması gerekiyor.

Özetle bugünkü durum sistemin sorgulanması hem öğretmenin hem de öğrencinin kendisini sorgulaması gerekliliğini ortaya koyuyor. Genç, aktif ve dinamik bir nüfusa sahip olan ülkemizde yeniden zihinlerin canlı, heyecanlı ve köklerinden beslenen bir yapıya hızla yönlendirilmesi gerektiği aşikardır.

Yunus Emre’nin dizeleriyle yazımı burada noktalıyorum. Hoşça kalın…

İlim ilim bilmektir

İlim kendin bilmektir

Sen kendini bilmezsen

Bu nice okumaktır.

Murat KAYA – Rehber Öğretmen

 



 

Yazıyı paylaşın

Yazı için yorumunuz