Neyimiz Kaldı Bize Dair : Elde Var Sıfır

Varoluşumuzun bakış açısıyla bakabildik mi bu hayata?

Biz mi değiştik yoksa zaman mı değişiyor?

Zenginleştiğimizi sandığımız dünyada duygularımız mı yoksullaşıyor acaba?

Ne kadar tutunabiliyoruz artık hayata?

 

“Facebook, instagram, twitter kullanmayan var mı?” diye soruyorum maalesef

 

Ne zamandır iletişim kopukluğu içindeyiz ve ne zaman farkına varacağız. Artık mısırlar dahi patlamaz oldu. Artık misafirlik yok. Facebook’tan yazmak yeterli. Artık görüşmek ve konuşmak yok. Sosyal ağlarda fotoğraflarla iletişim kuruyoruz yorumlar yazarak tek cümlelik. Ve öyle sınırını aşıyor ki gözler önüne seriyor bizsizliğimizi. Nasılsın? diye bir kelimeyi bile ilgisiz bir fotoğrafın altında yorum olarak kullanıyoruz. Çünkü artık yollar uzak geliyor bize, şehirler uzak. Aynı ülkede uzak düşdük birbirimize hatta aynı şehirde, aynı köyde, aynı evde…

 

Ne kadar tuhaflaştık, farkında mıyız?  Artık, kahveye bile gitmez olduk, oyun siteleri yetiyor bize. Ve öyle hırslandırıyor ki çay arası dertleşmelerimiz bile azaldı bu tutkumuzdan. Tabi ki daha çok boşanmalar artacak, doktorlara ihtiyaç duyacağız. Çünkü konuşmuyoruz, paylaşmıyoruz. Birbirimizden haberimiz yok.  Eskiden herkesten haberdardık şimdi akrabalarımızdan dahi haberimiz yok. Hatta kardeşlerimizden. Biz nereye gidiyoruz. Biz nelerle uğraşıyoruz. Neden hala gereksiz yere birbirimizle aralarımızı açıyor, siyasetten, dinden birbirimizden kaçıyoruz.

 

Mevlana ne diyor: “Bizde kapılar içeri doğru açılır” Ey sevgi kapısına sahip insan kendine gel. Aç kapılarını unutma ki kalbin kapısının dış tarafında “tokmak” yoktur. Çünkü kalpte kapılar içeriden açılır. Davet bizdendir. Ey insan kendine sahip çık yeter. Göreceksin ki sahipliğin sana herşeyi sahip kılacak. Başka şeylere sahip olmak için uğraşma önce kendini yakala.

 

Sorsam şimdi, herşey daha çok mutlu olmak için diyoruz.  Ama hepimiz de biliyoruz ki biz eskiden daha mutluyduk.  Kusura bakmayın ama biz insanlığımızdan uzaklaşıyoruz. Böyle gittikçe de insanlığa dair ufak şeyler satmaya çalışan insanlara daha çok ihtiyaç duyuyoruz.  Yazar Erdal Demirkıran bir konuşmasında şunu iddia ediyordu: “Ben 2030 yılında saat 20:27’de savaşları durduracak kimseyim. Bunu 5 yaşındaki kızıma söyledim. Kızım hadi savaşları durduralım. Kızım dedi ki ‘Hadi Baba!’. Yeğenim var 25 yaşında, hadi savaşları durduralım dedim. Yeğenim dedi ki ‘Nasıl’. Arkadaşım 35 yaşında, Hadi savaşları durduralım dedim. Arkadaşım dedi ki ‘Saçmalama git, akıllı bir şey söyle’ Annem 60 yaşında, anne hadi savaşları durduralım dedim. Annem dedi ki:’ Bırak bu işleri, sigortalı bir işe gir çalış.’ Yani 5 yaşından 60 yaşına kadar bize sadece imkansızlık öğretilmiş.”Aynen öyle gülümsenecek bir hale gelmişiz, getiriliyoruz.  Potansiyel biz de var ama kullanamıyoruz. Zamanımız yok değil mi? Onu da bitirmiştik affedersiniz! Neyimiz kaldı o zaman söyleyin şimdi. Neyimiz kaldı bize dair… Elde var sıfır…

 

Ömer Gümüşoğlu

Psikolojik Danışman



Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

Yorumunuzu ve sorularınızı bizimle paylaşabilirsiniz