Liyakat sahibi olmak ya da olamamak

Günümüzün en büyük problemlerinden biridir belki de konum sahiplerinin liyakat sahibi olmayışı.

Bir insan herhangi bir konuda bilgi ve tecrübesi olmadan sorumluluk aldı ise o konuda liyakatli olmadığı düşünülür. Dünyada insan dışındaki canlıların hangisine bakarsak bakalım hepsinin kendi alanlarında gayet yeterli olduklarını görürüz. Bir tavuk yumurta üretiminde mükemmel bir liyakata sahiptir yeter ki bu üretimine insan eli değmesin. Hatta bir solucan da son derece güzel yapar işini. O olmazsa nefes alamaz topraklar değil mi? Bulutlar çok liyakatlidir yağmur yağdırmada..Ne bardaktan boşanırcasına yağar beynimize vura vura, ne de hasretinden çöllere çevirmez dünyamızı dura dura.. Bir bebek çok liyakatlidir annesini hizmetkar etme konusunda. Fakat anneliğin liyakatine bakılır anneliğini uygulayabilme hususunda.. Kısacası insan, insan olma yetilerini kullanabilmeye başladıktan sonra tuhaf bir şekilde liyakatini elde etmesi de beklenir  irade ve akıl kıskacında.

Bu irade ve akıl kıskacı nasıl bir şeydir ki gelişen ve değişen insandan her uzaklaştığında insanlığından da  çıkmaya başlar insanlar adeta… Zira iki gününün birbirine eşitliği nispetinde zarar edeceğinden net haberler alan insan, değil iki gününü eşit geçirmek her geçen gün tüketmeyi esas almışsa zarar zarar kuyusunda dibe vurmanın  acısını yaşamaya mahkumdur da.. Fakat kısa vadede öyle bir tuzağın ağlarına takılır ki kendini geliştirmek için değil, keyif almak için yaşar her saniye ayağı kaysa da… Toplum olarak yeni programımız bu mudur acaba? OOO sevgili dostum demek atandın sonunda devlete kapağı attın.. Ohh artık keyifle rahatına bakarsın..Ne de olsa ömrünün sonuna kadar işten kovulmazsın…. Telkinler öylesine güçlü verilir ki etkisinde kalmamak mümkün değil… Hem bir iki kişiden de değil bu telkinler, tüm insanlar yarışırcasına çalışmamaya programlar seni ne yapsan da.. Eh zaten bilinçaltında seni hazza yaklaştıran kaynakların da  yoğunluktaysa, yan gel yat yeridir devletin sandalyesi senin için dostum boşuna yorulma!!!

Sabah ezanında ayağa kalkıp bastonuyla camiye gidenlerin, su içmek için  yerinden kalkamayan torunlarıysa bu ülkenin sahipleri, ben gerçekten hayal bile edemiyorum bizi nasıl bir gelecek beklediğini… Doğar doğmaz her ihtiyacı karşılanan bebekler rahatlık tuzağına düşürülüyor da tüm yapabilecekleri ebeveynler tarafından yapılıyorsa çocuklar üretimi nereden ve kimden öğrenecekler ki??? Sakın dokunmayın benim kızım ergen diyorsa anneler, o ergen anne olduğunda da her şeyi annesinden bekler. Ah benim kıymetli oğlum atanmışta öğretmen olmuş, oğlum merkezdeki okulu yaz orası en az öğrenciye sahip olan okul, yorulmazsın diyorsa babalar, o öğretmenler de elbetteki hafta sonlarını ve tatilleri kovalar. Tabir-i caizse balık da  baştan kokar.. Üzerine ölü toprağı serpilmişçesine bir gençlik, tembellik tuzağındaki başka bir gençliği  yetiştirmek için vazifelendirilmiş. Derste whatsaptan yazışarak okey oynama planı yapan öğretmenler, okul çıkışı kendisini sinemada bulan kişiler, yemek yapmayı istemediği için aldığı maaşı  yediği yemeklere yetiştiremeyen kredi kartı mağdurları  vs vs vs… İyi de bu kısır döngü labirentininin çıkış yolu ne? Bu satırları okurken kimse hoşnut olmayacak biliyorum. Benim de yazarken içim sızlıyor emin olun.. Fakat bu gidişe acilen dur dememiz gerektiğine inanıyorum. Çözüm yolunu da liyakatli insan olmakta görüyorum…

Bir öğretmen işini mükemmel yaparsa bir sınıf değişmez mi dostlar lütfen söyleyin bana… Bir öğrenci layıkıyla ders çalışsa ve üreten insan olsa, bir memlekete faydası dokunmaz mı sorarım sana… Ve üst konumlardaki insanlar liyakatli oldukça ben eminim ki tamamen değişecek bu dünya.. Aynı şeyleri yapanlar aynı sonuçlara ulaşırlar. Vizyon sahibi bir müdür bir okulu değiştirir, değiştirmelidir fakat yorulmayı şiar edinmelidir. İdealleri olan yöneticiler kaliteliye taliptir. Sırf isimler için koltukları işgal edenler varya, tüm savaşlar da tüm çarpıklıklar da onların vebalidir. Farklı düşünemeyen, kendisini geliştiremeyen,  çalışanlarına ve öğrencilerine güzel fiziki imkanlar sunamayan, eğitim ve öğretim adına en ufak bir katma değer sağlayamayan liyakatsiz insanlarla güzel konumları doldurmamalı değişime set olmamalıyız. Bu dünya bizim bu gençlik hepimizin!
Sümeyra GÜLER ÖZSOY
Psikolojik Danışman
AktuelPDR için emek verip hazırladığı bu yazısı için teşekkür ederiz.



Yazıyı paylaşın

Yazı için yorumunuz