Kontrolcü anne babalar ve onlara öneriler

Davranış ve tutumların kazanılmasında öğrenmenin rolü büyüktür. Çocukların becerileri ve davranışları anne-baba tutumları doğrultusunda şekillenir. Anne-babaların çocuklarını yetiştirirken benimsedikleri tutumlar, çocukların benlik algılarını, özgüven gelişimlerini, problem çözme becerilerini, çevresindeki bireylerle kurdukları ilişkileri doğrudan ya da dolaylı olarak etkiler. Dolayısıyla, uygunsuz anne-baba tutumları, çocuğun uyumsuz davranışlarının ve sağlıksız gelişiminin başlıca nedeni olabilir.

Anne-baba tutumlarını, aile içerisinde çocukla kurulan iletişim yolları, sevginin ifade ediliş biçimi, uygulanan disiplin yöntemleri, istenilen davranışın çocuğa nasıl kazandırıldığı, çocuğun bir birey olarak görülüp görülmediği gibi durumlar belirler. Bazı ebeveynler, çocuğun davranışları karşısında ilgisiz ve kayıtsız durarak ona gerekli desteği veremezken, bazıları ise çocuğa gereğinden fazla özen göstererek onun bireysel gelişimini engellerler.

Aşırı koruyucu tutum, ebeveynin çocuğu gereğinden fazla kontrol etmesi, koruması, ilgi göstermesi olarak ifade edilebilir. Özellikle bir kaybın ya da zor bir hamilelik sürecinin ardından dünyaya gelen, geç kavuşulan, bazı sağlık sorunları geçirmiş olan, ailenin tek çocuğu ya da tek torunu olan çocukların ebeveynlerinde bu tutumların daha sık görüldüğü fark edilmiştir. Bu tutum annelerde daha da çok gözlemlenebilir. Çocuğun doğumu ile beraber ilgi ve bakımın en yoğun olduğu dönemde anne çocuğu ile bütünleşmeye başlar. Anne-babaların bu tutumlarının altında aslında kendi kaygıları, kendi yalnızlıkları, çocuklarının kendilerine bağımlılığından mutlu olmaları gibi sebepler yer almaktadır. Dış dünyanın tehlikeli olduğu, bu tehlikelere karşı her an tetikte olmaları ve çocuklarını korumaları gerektiği inancındadırlar. Çocuklarından ayrılmakta, onları bir birey olarak kabul etmekte, yaşlarına uygun becerileri geliştirmelerine ve bağımsızlaşmalarına izin vermekte zorlanırlar. Çocuğa abartılmış bir sevgi gösterip, tüm ihtiyaçlarını koşulsuzca karşılarlar. Bu tutumu gösteren ebeveynler, çocukları kendi başlarına yemek yiyebilmesine rağmen aç kalmasın diye kendi elleriyle yemeklerini yedirir; düşmesin diye koşmasına izin vermezler. El yıkama- diş fırçalama, tuvalet temizliği gibi özbakım becerilerini çocuklarının yerine gerçekleştirebilir; hastalanmasınlar diye dışarı çıkmalarına, yuvaya gitmelerine izin vermeyebilirler. Çocuklarını mutlu etmek, onları yormamak, onlara yardımcı olmak için bu tutumu sergilediklerini ifade eder; çocukları yerine sorulan sorulara cevap verir; pek çok konuda onların adına karar verirler.

Aşırı kontrollü anne-baba tutumları çocuklara farkında olmadan bazı olumsuz mesajlar iletirler: ‘Seni kontrol ediyorum; çünkü sen tek başına yapamazsın; sen beceriksizsin; ben yardım etmezsem senin yaptığın yeterince iyi olmaz.’

Bu tutumla büyüyen çocuklar anne-babaya fazla bağımlı olacakları için kendi başlarına kaldıklarında neyi ne kadar gerçekleştirebilirler; o ortamda kendilerini ne kadar gösterebilirler; ne kadar başarılı olabilirler emin olamazlar. Kendilerine güvenemez; herhangi bir konuda kendi başlarına karar veremezler. Herhangi bir problemle karşılaşmamak için sosyal ortamlardan kaçar; karşılaştıkları problemleri de kendi başlarına çözemezler. Kendi başlarına bir şeyler yapabileceklerine dair inançları olmaz. Yalnız kaldıklarında ihtiyaçlarını fark edemez ve kendilerini gerektiği gibi koruyamazlar. Bu da kaygılarını arttırır ve kendilerine bakan kişi ya da kişilere daha da çok bağlanırlar. Daha çok bağlandıkları için beceriler ilerleyen yaşa rağmen gelişmez ve kaygılar daha da tetiklenir. Bu bir döngüdür ve çocuğun sağlıklı psikolojik gelişimi için bu döngünün kırılması gerekir. Koruyucu tutumla büyüyen çocuklar evde, aileleri ve tanıdıklarının yanında aşırı derecede hareketli, sınırsız, dürtüsel, agresif davranışlar gösterebilirken, ev dışındaki ortamlarda oldukça pasif, savunmasız, utangaç, sessiz, tutuk bir profil çizerler. Evde gücünü kabul ettirmeye çalışan çocuklar dış ortamda oldukça ürkek bir tutum içerisinde olurlar. Tüm istek ve ihtiyaçları anne-babaları tarafından karşılanan çocuklar, başta her türlü ortamda aynı tutumla karşılaşacaklarını düşünürler; ancak zamanla dış dünyada hiç kimsenin onları kendi anne-babaları gibi el üstünde tutmayacağını, koşulsuz kabul ve sevgi göstermeyeceğini fark ederler. Bu da, kontrollü tutumlarla büyüyen çocuklar için daha büyük bir yıkım olur.

Aşırı koruyucu bir tutum çocuğun sorumluluk almasını engelleyebileceği gibi sosyal becerilerini de olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Bireyselliğine izin verilmemiş, kendi becerilerini göstermesine ve kendini geliştirmesine fırsat tanınmamışın bir çocuğun yaşına uygun psikolojik olgunlaşmaya erişebileceğini söyleyemeyiz. Böyle bir çocuğun toplum tarafından da kabulü zorlaşır. Çocuk kabul görebilmek için pasif kalmayı ya da tam tersine agresif davranışlar göstermeyi seçebilir.

Koruyuculuğun, denetleyiciliğin olumsuz etkileri çocukluğun ilk yıllarında çok fark edilmese de çocukların kişilik gelişimlerinde kalıcı etkiler bırakır. Sağlıklı fiziksel, ruhsal, sosyal gelişimleri zedelenir. İlişki başlatma ve sürdürmede başarısızlıklar yaşayabilirler. Kurdukları ilişkilerde bağlanabileceği kişiler arayabilir; yetişkinliklerinde de destek arayışlarını, bağımlılıklarını sürdürebilirler. Kendilerini ve sınırlarını tanımakta, sorumluluk almakta, girişimci olmakta zorlanabilirler.

Aşırı koruyuculuk ve kontrolcülük aslında anne-babanın hayatını da oldukça zorlaştırır. Tek amaçları çocuklarını denetlemek, kollamak olan ebeveynler kendi yaşantılarını, evliliklerini, eşleri ile olan ilişkilerini dengelemekte zorlanırlar. Kendi hayatlarındansa çocuk odaklı bir yaşam içine girerler. Bu durum her iki ebeveyn için de bir süre sonra oldukça yorucu olmaya başlar.

Uygun anne- baba tutumları çocuğun sosyal çevrede kabul görmesini kolaylaştırır. Doğru tutumlar sayesinde çocuk, kendine ve becerilerine güvenmeyi öğrenir; kendi başarılarını fark eder; ilgi ve yeteneklerini geliştirme fırsatı bulur; sosyal muhakemeyi, toplumsal alışkanlıkları, normları kazanır ve rastladığı problemleri kendi başına çözmeye çalışır.

Anne-Babalara Öneriler:

  • Çocuğunuzun hangi yaşta hangi becerileri gösterebileceğini öğrenin ve bu becerileri geliştirebileceği ortamlar ve fırsatlar sunun. Çocuk çevresini, objeleri tanıyarak; onların nasıl kullanıldıklarını, ne işe yaradıklarını öğrenerek hayata uyum gösterebilir.
• Çocuğunuzu iyi gözlemlemeyin; ona teşvik edici ve destekleyici yaklaşın; yeteneklerinin gelişimini, değişimini izleyin ve önerilerde bulunun. Çocukları, yaş ve gelişimlerine uygun aktivitelerle tanıştırmak, onların kendi becerilerinin farkına varabilmelerini ve kendi ilgi alanlarını oluşturabilmelerini kolaylaştırır. Çocuk değişik hobilerle uğraşırken, hem kendini fiziksel, zihinsel, duygusal olarak geliştirir; hem de daha çok zevk aldığı, mutlu olabileceği alanları keşfetmeye başlar.
• Duygularını hangi yollarla daha iyi ve daha doğru ifade edebileceği konusunda ona yol gösterin. Anne-baba olarak sizler de duygularınızı ifade ederek çocuğunuza model olun ve ona duygu ifadesine fırsat verecek ortamlar hazırlamaya çalışın.
• Çocuğun büyürken karşılaştığı her engel ya da zorluğun ve bunlarla baş edebilme sürecinin onun için bir öğrenme deneyimi olduğunu unutmayın. Problemlerini çözmesi konusunda ona fırsat tanıyın.
• Zorlandığı durumlarda müdahale edip çözüm bulmak yerine kendi çözümlerini bulabilmesi için ona yol gösterin. Bazen çocuğunuzu sadece dinlemek bile onun kendi çözümüne ulaşması için bir kapı aralar.
  • Kardeşiyle ya da arkadaşlarıyla arasında bir sorun olduğunda, olayı değerlendirmesi ve kendi davranışının sorumluluğunu alması için çocuğunuzu teşvik edin.
• Çocuğunuzu ileriki yaşlara hazırlarken, ona yaşına uygun sorumluluklar verin. Büyürken bazı görevleri üstlenmesi sorumluluk duygusunu geliştirebileceği gibi özgüvenini de besler.
• Aile ve evle ilgili süreçlerde çocuğunuzun da fikrini alın; bazı küçük kararlara onu da dahil edin ve onun da düşüncelerini dile getirmesine izin verin.
• Başkalarının yanında çocuğunuzun olumlu özelliklerinden bahsedin ve onu övün.
  • Ona güvendiğinizi, başaracağına inandığınızı, onunla gurur duyduğunuzu sık sık dile getirin.
  • Çocuğunuza güvenli sınırlar çizdikten sonra, ilerlediği yolda ona sadece rehberlik etmeye çalışın.

İrem FIRAT – Uzman Klinik Psikolog

Kaynak: http://maviailedanismamerkezi.com



Yazıyı paylaşın

Yazı için yorumunuz