Eğitim Sen PDR Yönetmelik Taslağı Hakkında Görüş Hazırladı

Sendikalar Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Yönetmelik Taslağı konusundaki gerekli hassasiyeti göstererek görüşlerini MEB’ e gönderiyorlar.

Eğitim Sen’de Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Yönetmelik Taslağı Hakkındaki görüşlerini Bakanlığa sundu.

Umuyoruz ki bu çalışmalar etkisini gösterir ve alanımızla ilgili doğru ve faydalı bir sonuç çıklar

Taslağı Görmek İçin Tıklayınız

Eğitim Sen PDR Yönetmelik Taslağı Hakkında Görüşü:

Sayı     : 2014/H800/

Konu  : Yönetmelik Taslağı

4 Şubat 2014

 

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI

Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne

 

            İlgi      : 27.01.2014 gün ve 369844 sayılı yazınız.

 

İlgide günü ve sayısı belirtilen yazınızla, Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Yönetmelik Taslağı gönderilmiş, taslağa ilişkin görüş ve önerilerimizin, 4 Şubat 2014 günü mesai bitimine kadar genel müdürlüğünüze gönderilmesi istenmiştir.

 

Öncelikle yönetmelik taslağının sendika ve demokratik kitle örgütlerinin görüşüne açılmasını yararlı bulduğumuzu belirtmek isteriz.

 

Yönetmelik taslağı ilgili görüşlerimiz, özellikle rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri ile özel eğitim hizmetlerini sunan öğretmenler başta olmak üzere, kamu görevlilerinin çalışma koşulları ile ilgili görüşlerimiz, yazımız ekinde Bakanlığın takdirine sunulmuştur.

 

Bilgilerinize sunarız.

 

 

Mehmet BOZGEYİK

                                                                                                    Genel Sekreter

 

 

 

Ek       : Yönetmelik taslağı hakkında görüş

 

 

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖZEL EĞİTİM VE REHBERLİK HİZMETLERİ YÖNETMELİK TASLAĞI

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası’nın (EĞİTİM SEN) Görüşleri

 

Son hükümler dışında, 92 maddeden oluşan “Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği” ile yine 56 maddeden oluşan “Milli Eğitim Bakanlığı Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetleri Yönetmeliği”, 97 maddeden oluşan Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Yönetmeliği adıyla birleştirilmektedir.

Taslağın hazırlanma amacının, özel eğitim okul ve kurumlarında yürütülen eğitim öğretim hizmetlerinde yaşanan sorunlar ve uygulama farklılıklarının giderilmesi, alana ilişkin benimsenen yeni yaklaşımların mevzuata yansıtılması ve mevzuatın sadeleştirmesi olduğu belirtilmektedir.

Genel müdürlüğünüzce taslak yönetmelik hazırlanırken, uzunca bir süre, araştırma ve inceleme gibi hazırlıklar yapılmış olmalıdır. Bu aşamada eğitim ve bilim hizmetleri hizmet kolunda örgütlü sendikalar, özel eğitim ve rehberlik ve psikolojik danışma alanında çalışmalarını sürdüren demokratik kitle örgütlerinin görüşlerine başvurulmamıştır. Taslak ortaya çıktıktan sonra, 1 haftalık bir süre içerisinde bu kurum ve örgütlerin görüşlerini iletmelerini istemenin, yeterli bir katkı sunmayacağını ve eksik değerlendirmeler içereceğini düşünüyoruz. Buna rağmen oluşturduğumuz görüşleri Bakanlığın takdirine sunacağız.

Öncelikle şunu belirtmek isteriz. Kulağa hoş gelen mevzuatın sadeleştirilmesi, yalnızca, birden fazla mevzuatın birleştirilmesi anlamına gelmez, gelmemelidir. Böyle bir yöntem, çoğunlukla, sadeleştirmeye değil, karmaşık hale getirmeye hizmet etmektedir. Uzun yıllarda elde edilmiş deneyimlerle ortaya konulabilen pek çok kural ve tanım da sadeleştirme adı altında kaybolup yok olabilecektir. Taslak üzerinden somutlaştırmak gerekirse; eğitim çağında olup özel eğitime muhtaç olan bireylere sunulacak hizmetlere ilişkin kurallar, her bireye sunulması gereken rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleriyle ilgili kurallarla aynı torbaya konulmaktadır. Bu yöntemle, işleyişe dair pek çok kural daha karmaşık hale gelmiştir. Yine yürürlükte olan yönetmeliklerle, yönetmelik taslağının tanımlar başlıklı 4. maddelerinin karşılaştırılması pek çok kuralın göz ardı edildiğini göstermektedir.

Bilim, her geçen gün farklı disiplinler yaratmaktadır. Kanımızca her iki düzenlemenin birleştirilmesi bunu da engelleyebilecektir.

Yönetmelik taslağı, yine kısa bir süre önce yayımlanan norm kadro yönetmeliği taslağıyla birlikte değerlendirildiğinde, Bakanlığın, gerek özel eğitim gerekse rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinin sunulmasında en önemli görevleri üstlenen öğretmenlere yeterli önemi vermediğini göstermektedir. Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Rehberlik ve Danışma Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün, 2004/65 ve 2005/95 sayılı Genelgeleri uyarınca, rehber öğretmen gereksinimi, uzunca bir süredir ve anlaşılmaz biçimde, rehber öğretmenlerin birden fazla eğitim kurumunda görevlendirilmesi yoluyla çözülmeye çalışılmaktadır. Yayımlanan araştırmaların sonucunda ulaşılan bilgiler bu uygulamanın verimli olmadığını, öğretmenlerin asıl kadrolarının bulunduğu eğitim kurumlarındaki verimlerini de düşürdüğünü göstermektedir. Ancak yayımlanan taslaklarla bu sorunların giderilmesi yerine, eğitim kurumlarının rehber öğretmen gereksiniminin rakamlarla oynanarak giderilmeye çalışıldığını, bazı eğitim kurumlarının (okul öncesi eğitim kurumları gibi) bu hizmetlerin kapsamı dışına çıkarıldığını göstermektedir.

Yönetmelik taslağının “Tanımlar” başlıklı 4 üncü maddesi, pek çok tanımı kapsam dışına bırakacak biçimde düzenlenmiştir. Örneğin taslakta rehber öğretmen (psikolojik danışman), psikolog, koordinatör psikolojik danışman, çocuk gelişimi ve eğitimcisi, sosyal çalışmacı, psikometrist gibi görevlilere ve bu görevlilerin görev tanımına, yine yetersizliklerin hiçbirinin tanımına yer verilmemiştir. Kanımızca yönetmeliğin bu maddesinin kapsamının genişletilmesi çok daha yararlı olacaktır.

Yine taslak yönetmelikte (md. 95), okul/kurum personelinin çalışma saatleri ve izinlerinin, 657 sayılı Yasanın 99, 102,103 ve 104 üncü maddelerine göre düzenleneceği kurala bağlanmıştır. Oysa yürürlükten kaldırılan MEB Rehberlik ve Psikolojik Danışma Yönetmeliğinin “Çalışma Saatleri ve İzinler” başlıklı 54 üncü maddesinde bu genel kuralla birlikte, Rehberlik ve psikolojik danışma servislerinde görevli psikolojik danışmanların çalışma sürelerinin haftalık 30 iş saati olduğu, günlük çalışma saatlerinin eğitim-öğretim kurumunun özellik ve ihtiyaçlarına göre okul müdürlüğünce düzenleneceği, izin ve tatillerini de diğer öğretmenler gibi kullanacakları kurala bağlanmıştı. Yönetmelik taslağındaki bu düzenleme, öğretmenlerin haklı olarak, çalışma sürelerinin arttırılmasına yönelik bir uygulamaya gidildiğini düşünmelerine yol açmaktadır.

Yine taslak yönetmelikte (md. 96) rehber öğretmenlere yönetim, ders, nöbet ve merkezi sınavlar hariç sınav görevi verilemeyeceği, ayrıca ödül ve disiplin kurulunda üye olarak görevlendirilemeyeceği kurala bağlanmıştır. Öncelikle PDR öğretmenlerinin ödül ve disiplin kurulunda üye olarak görevlendirilmemelerini olumlu bulduğumuzu belirtmek isteriz. Bu düzenleme PDR öğretmenlerinin bağımsız biçimde çalışmalarına katkı sunacaktır. Yürürlükten kaldırılan MEB Rehberlik ve Psikolojik Danışma Yönetmeliğinin “Verilemeyecek Görevler” başlıklı 55 inci maddesinde hiçbir sınavda görev verilmemesi ve rehberlik ve psikolojik danışmadaki hizmet alanlarıyla ilişkisiz konularda görev verilemeyeceği açıkça kurala bağlanmıştı. Dolayısıyla taslağa da benzeri bir hüküm konulması, bu konudaki keyfi görevlendirmelerin önüne geçecektir. Yine aynı maddeye, PDR öğretmenlerinin görev yaptıkları okul/kurum dışında aynı anda başka bir kurum/okulda görevlendirilmelerinin önüne geçecek bir kural konulmalıdır.



Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?





10 thoughts on “Eğitim Sen PDR Yönetmelik Taslağı Hakkında Görüş Hazırladı

  1. Benim MEB e gönderdiğim öneri:
    12 yıllık rehber öğretmen olarak acizane yönetmelik taslağı ile ilgili bazı önerilerim olacak.

    İşimizin gereği olarak derse girmediğimiz, ek dersimizi ful aldığımız, ayrı odamız olduğundan genel olarak branşımıza karşı imrenme ardından da tam anlamıyla kıskançlık, çekememe söz konusu oluyor. Bu durum sözlü tacizleri beraberinde getiriyor. Okul idareleri sözlü tacizleri daha da ileriye götürebilmektedir. Kendi işlerini “Ne olsa rehber öğretmen müsaittir, o yapsın.” düşüncesinden hareketle bize yaptırmaya kalkıyorlar sonrada sanki işini başkasına yaptıran bizmişiz gibi rehber öğretmen ne iş yapıyor ki deyiveriyorlar. Sonuç olarak yıpranıyoruz, yıpratılıyoruz. Bu yazdıklarım kişisel yansıtmam değildir. Daha üniversitede öğrenciyken hocalarımız uyardı ve bizzat karşılaştık ve bir çok arkadaşımın da karşılaştığını gördüm. Bir araştırma yapsak şu kamuda en çok mobbinge uğrayan sanırım rehber öğretmen çıkar.

    ÖNERİM: Norm kadro yönetmeliğinde çalışma saatleri kısmında ne yazıyorsa bizim içinde uygulanmasıdır. Eğer uygulanırsa teneffüs dahil günde 3 ders gelince maaşımı hakketmiş olurum. Eğer 2 normu olan okulda teksem 21 saate kadar zorunlu olmak üzere 30 saate kadar çalışmaya devam ederim. Ama diyelim ki tek norm var ama eğitim bölgemde rehber öğretmen eksiği olan okul var. O zaman diğer okula da giderek hem ek ders alırım hem de o okuldaki ihtiyaç da karşılanır. Bu uygulama ile rehber öğretmen ihtiyacı bir anda azalır. Alan dışı atama ihtiyacı biter. Zaman kısa olacağından rehber öğretmen daha aktif ve yoğun çalışıyor görünür ve bir çok olumsuz söylem ve davranışlar biter. Rehberlik hizmetleri yönetmeliği norm kadro yönetmeliği ve onun getirdiği anlayışa göre zamanında düzenlenmediğinden sorunlar çıkmaktadır. Mesela ben göreve ilk başladığımda ilçede 4 kişi olduğumuzdan her güne ayrı bir okul yazdılar sonra siz okulda ne olsa iki kişisiniz deyip aday memur olduğum halde kendi okuluma gitmedim. 12 yıl geçti şimdi 30 kişiye yakın rehber öğretmen var. A grubu il. Ama ilçenin en ucundaki köye (mahalle olmuş oldular ya) ki bir adım ötesi 5. bölge oluyor görevlendirildim. 2 öğretmen 40 öğrenci ve birleştirilmiş sınıf uygulaması var. Kendi eğitim bölgemin dışında. Hem de onca kazanılmış davaya rağmen kaymakamlık oluruyla. Norm kadro yönetmeliğine göre olsa zaten herkes kendi eğitim bölgesindeki ihtiyacı rahat rahat dolduracaktır. Derseniz ki 3 saat azdır o zaman diğer öğretmenlerin ki nasıl yeterli oluyor. 3 ders 40 dk dan 120 dk eder. onlar öğretmen de biz değil miyiz? Derse girmek bir öğrenci ile bireysel 40 dk görüşüp problemini çözmeye çalışmaktan daha mı zor? Eğer danışma süreci bir sohbet gibi düşünülürse haklısınız. Ancak sınavlarda heyecandan burnu kanayan, eli kolu tir tir titreyen bir öğrencinin bu sorununu çözmek basit bir sohbetle olabilir mi? Öyleyse 5dk özel muayene edip bir sürü para alan doktorlar ücretlerini hiç hakketmiyorlar. 3 ders saati rehber öğretmeni daha aktif çalıştırır daha verimli yapar. Kimse de yatıyorsun diyemez.

    Zaten sorun rehber öğretmenin duruma göre öğretmen duruma göre sanki öğretmen değilmiş gibi düşünülmesinden kaynaklanıyor.

    İŞ SAATİ: 2001 öncesi yönetmelikte saat olarak geçerken şuan ki yönetmelikte iş saati olarak geçmektedir. Kanun koyucu bizlerin hesaplayamadığı birçok şeyi düşünerek düzenleme yapmaktadır. Eğer iş saati 60 dk ise niye önceki yönetmelikteki saat sözcüğü iş saati olarak değişti? En önemli ilkelerden birisi eşitlik ilkesidir. Okul öncesi öğretmenler teneffüse çıkamadıkları için iş saati (çalışma saati) teneffüs + ders saati (50dk)olarak uygulanmaktadır. Yaptığımız taramada bunun dışında iş saatinin 60 dk olduğu ile ilgili bir düzenleme bulamadık. BİMER e sorduk yönetmelikteki maddeleri yazarak cevap verdi yani cevap veremedi. Çünkü 60 dk olunca (okullar çok değişiklik göstermektedir) bazı okullarda öğrenci gidiyor ama rehber öğretmenin mesaisi devam etmiş oluyor. Bir de mevsime göre 1 ila 1,5 saati bulan öğle arası eklenince öğrenci ve öğretmensiz okulda rehber öğretmen beklemeye devam ediyor. Bu açıdan PDR Derneğinin önerdiği öğle arası hariç 30 iş saati de bence anlamsızlaşıyor. Kaldı ki öğle arasında ders olmadığından öğrenciler rehberlik servisine daha kolay ulaşma imkanı buluyor. Çünkü her görüşmek isteyen öğrenciyi hemen dersten almak olmuyor. Problemin önemine göre karar veriyoruz. Öğle arası olursa görüşmemiz yoksa gelene yok demiyoruz. Bu açıdan şuan ki yönetmeliği düzenleyenler sanırım bir öğretmenin en fazla haftada 30 saate kadar ders alabildiğini düşünerek rehber öğretmenin mesaisini de 30 saat olarak düşünmüş ancak teneffüsler ders saatinden sayılmadığından ders saati(40dk) denmemiş, saat (60dk) sözcüğü de eşitsizlik getirdiğinden iş saati (teneffüs + ders saati) olarak değiştirilmiştir. Ama ne hikmetse iş saatini gören bir idareci bu kavramı direk 60dk olarak algılamış. Hadi yanılıyoruz BİMER niçin 60dk diye ilgi mevzuatı göstererek cevap vermemiştir.

    YÖNETMELİK ANLAYIŞI İLE İLGİLİ:

    Şuan ki anlayışa göre rehber öğretmen bir okula atanıyor ve bütün problemleri çözmesi isteniyor. Tıpkı her hastalıktan anlayan ama hiçbirisini de tam bilmeyen pratisyen hekim gibi. Tabi bu durum elinde sihirli sopa olduğu sanılan (bir de alan dışı atamaları düşünürsek) rehber öğretmene öğrenci gelip de sorunların çözülmediği görülünce hayal kırıklığına sebep oluyor. RAM a gönderildiğinde “Biz de sizin gibi psikolojik danışmanız. Farkımız yok. Bize göndermeyin. Sadece özel eğitim ihtiyacı olanı gönderin.” deniyor. Özel eğitim için gönderdiklerimizi de doğrudan devlet hastanesine gönderiyorlar. Sonuç da genellikle kaynaştırma diye çıkıyor. Problem yine çözülmüş gibi olmuyor öğretmen nazarında, ve” RAM ne yapıyor ki kaynaştırma yazıp gönderiyor.” diyor öğretmen.

    ÖNERİM:

    Rehber öğretmenler RAM a çekilsin ve problem odaklı çalışsınlar. (Almanya Modeli) örneğin bir öğretmene 10 okul verilir (bölgenin ihtiyaç durumuna göre) ve denirki sen sınav kaygı çeken öğrencilerle ilgile, diğerine sen aile seminerleri ver vs. Alan dışı atamalar da böylece psikolojik danışma gibi eğitimini almadıkları alanlara yöneltilmemiş olur. RAM ın etkisi artar. Uzmanlaşma sağlanır. Daha etkili verimli herkesin ihtiyaçlarına uygun bir hizmet çıkar ortaya.

    SONUÇ:

    Bu yazdıklarıma bir çok meslektaşım dahi itiraz edebilir. Ancak rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinin ülkemizde etkili ve verimli olabilmesi için işimize gelmese de böyle olması gerektiğini düşünüyorum. Taslak geçerse zaten 6 saat duruyorduk 2 saat daha durur ek dersimizi almış oluruz işimize bile gelir ancak şahsını değil hizmetleri düşünen her arkadaşımız 8-5 çalışmanın faydalı değil zararlı olacağını düşünüyor.

    Reply
      1. haklı buluyorum.Bizde eğitim fakültelerinde öğretmenlik eğitimi aldıkBirde bizi yazın çalıştırmak istiyorlar.Bunu anlamıyorum.Yazın boş okulumu bekleyeceğiz

  2. Tüm yönetmeliği okudum ve anladığım şu milli eğitimde Türkçe’den anlayan bir Allah’ın kulu yok.Bir cümle özel eğitim okulları için bir cümle ramlar için hoooop bir bakıyorsun okuldaki rehber öğretmenler için bir şeyler yazılmış.Üstelik yazılanda anlaşılmıyor.velhasıl kelam bu taslakta böyle kabul edilir.işte Buraya da yazıyorum.

    Reply
    1. Arkadaşım, aynı düşüncedeyim.Hatta bazı maddelerin tam olarak kimleri kapsadığı da net değil.Örn. MADDE 95 – (1) Okul/kurum personelinin…..Hangi okul/kurum ve hangi personel?

      Reply
  3. Rehber öğretmenler lütfen artık sesimizi duyurmak için harekete geçelim. Ben Kocaeli’nde çalışıyorum rehber öğretmenler arasında örgütlenmenin olmadığını düşünüyorum. Birlikten kuvvet doğar ilkesiyle harekete geçme zamanıdır. Aksi taktirde bu taslak bu haliyle kabul edilirse mesleki anlamda hepimiz çok üzüleceğiz.

    Reply
  4. Gayet anlaşılır biçimde eksikliklere değinmiş ; rehber öğretmenlerin çalışma saatlerine ve usulsüz görevlendirmelerine dikkat çekmiş başarılı görüş birliği olmuş. Tebrik ederim Eğitimseni

    Reply

Yorumunuzu ve sorularınızı bizimle paylaşabilirsiniz