Çocuğundan ayrışamayan anneler

Anne ve çocuk ilişkisinin yoğunluğu inanılmaz boyuttadır. Hamilelik ve sonrasında çocuğun doğumuyla başlayan süreç anneyi bir anda bir süper stara dönüştürür. Artık o bir yıldızdır. En yakın takipçisi, paparazzisi ve hayranı da bebeğidir. Bir an olsun ondan gözlerini ayırmaz,annesinden başkasının adeta yüzüne bakmaya tenezzül etmez, her adımını takip eder, o olmadan gerçek anlamda varlığnı sürdüremez. Üstelik artık anne olduğu için de toplumdan ayrı bir anlayış ilgi ve sempati görür. Anneler bir günde meşhur olan tv yıldızlarına dönmüşlerdir. Bir anda tüm flaşların ilgi odağı olmuşlardır.
İşte tv yıldızlarında olduğu gibi anneler için de tuzak burada başlar. Bir anda hiç alışık olmadığı bir ilginin odağı haline gelen anneler, doğal olarak bu ilgiden son derece hoşnutturlar. Bir anda alıştıkları bu yeni durumun da her zaman devam edeceğini düşünürler,aslında içten içe böyle de sürüp gitmesini arzu ederler. İşte fark da biraz burada ortaya çıkmaya başlar. Annenin geçmişi, kendi annesiyle olan yaşantıları, kişilik yapısı ve benlik algısına göre süreç şekillenir.

Annelerin farkında olması gereken şey şudur; doğumdan sonraki dönemde annesi olmadan hayatta kalmayı başaramayacak olan bebek, hayatına her zaman bu şekilde devam etmeyecektir. Eğer siz engellemezseniz bağımsızlaşıp kendisi birey olacaktır.Çünkü gelişim seyri, programı bu yöndedir. Bunun ipuçlarını da çok erken aylardan itibaren görebilirsiniz dikkat ederseniz. Emzirirken kucağınızdan kafasını arkaya doğru atmaya başlayacak etrafında sizden başka nelerin olduğunu görmeye çalışacaktır. İşte kendini değerli hissetme süreci, çocuğun doğumuyla başlayan anneler burada içten içe paniğe kapılacak, aslında tamamen kendilerine ait olan “o olmadan ben ne yaparım , nasıl var olabilirim, ben o varken değerliyim, o olmadan benim hayatta başka rolüm yok” gibi düşünceler gittikçe annenin çocuğuna bağımlı hale gelmesine neden olmaktadır.

“Bugün biraz iyiyiz”, “bu gece hiç uyumadık”, “karnımız acıktı”, “babamız gelecek”, “kakamızı yaptık” gibi bir dil ortaya çıkmışsa ayrışamamış, bağımlı anne varlığından söz edebiliriz. Bu konuşmada ayrı kişilikler ayrı bireyler , “sen” “ben ” yoktur. Tek varlıktan söz edilmektedir. Bu da çocuğun kendini farklı bir birey olarak hissetmesini engelleyecektir.

Bağımlı annelerin hayatında çocuklarından başka çok az şey vardır. Biraz işleri belki biraz da eşleri. Ama kendileri yoktur. Kendi hobileri , arzuları hayalleri yoktur. Varsa yoksa çocuklarıdır. Çocuklarının her şeyini takip eden, sürekli onu düşünen, “sen yiyemezsin ben yedireyim, sen giyemezsin ben giydireyim atlama düşersin, koşma terlersin” cümleleri bir süre sonra çocuğun da kendisinin hiç bir şeyi yapamayacağı, annesi olmadan hiç bir şeyin üstesinden gelemeyeceğini düşünmesine neden olur. Hiç bir şey için çabalamasına gerek yoktur. Hayatta ulaşacağı bir hedefi bir amacı olmasına da gerek yoktur,çünkü annesi ona her şeyi altın tepside zaten sunmaktadır. Neden uğraşsın ki! Dolayısıyla çocuk da bir süre sonra anneye bağımlı hale gelir, yapabileceği işleri de yapmaz yapamaz hale gelir. Zihinsel ve bedensel olarak tembel bir kişilik yapısına sahip olurlar. Öz güvenleri çok zayıftır ve arkadaş edinme konusunda çok zorlanırlar. Bu şekilde büyüyen çocuğun ailesinden şikayetler gelmeye başlar : “hiç ders çalışmıyor, her şeyini benden bekliyor, hiç sorumuluk almıyor.” Oysa sorumluluk alınmaz verilir. Zamanında çocuğunun bireyselleşme çabalarını baltalayan başka birisiymiş gibi, anne şimdi de ortaya çıkardığı kendi eserinden dolayı başkalarını suçlamak başka sorumlular bulmak peşindedir.

Çocuklar 4 yaşından itibaren kendi yemeklerini yemeye, kendi başına giyinmeye başlar. 6 yaşındaki bir çocuk bütün öz bakım becerilerini kendi başına yapabilecek düzeye gelir. Eğer gerekli fırsatlar tanınmışsa. Ama düzgün yiyemiyor diye anne yedirirse, düzgün giyemiyor diye anne giydirirse, düşer bir yerini incitir diye yanında ayrılmaz ve hiç bir şeyi yapmasına müsaade etmezse , bu çocuk geleceğin lideri olacak demek çok safça bir yaklaşım olur. Okul korkusu yaşayan , anneden ayrılacağı zaman kıyametleri koparan çocukların sorumluları anneleridir.Çünkü aslında anne çocuğundan ayrılmaya hazır değildir. Her zaman kural şudur: “Ayrışamayan çocuk yoktur , ayrılamayan anne vardır!”

Halil Cibran’ın “Ermiş”inin çocuklar ve anne babaları hakkındaki sözlerini okuyalım!

“Çocuklarınız, sizin çocuklarınız değildir.
Onlar, Hayat’ın kendini hasretle kucaklayışının oğulları ve kızlarıdır.
Dünyaya sizin aracılığınızla gelirler ama sizden değil.
Ve sizle olsalar da, size ait değillerdir.
Onlara sevginizi verebilirsiniz ancak, düşüncelerinizi değil.
Çünkü onların kendi düşünceleri olacak.
Onların bedenleri için bir yuva sunabilirsiniz; ama ruhları için değil;
Çünkü onların ruhları sizin düşlerinizde bile ziyaret edemeyeceğiniz Yarın’ın evinde yaşayacaktır.”

 



Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?





Yorumunuzu ve sorularınızı bizimle paylaşabilirsiniz