Aynı dili mi konuşuyoruz?

Bir dönem cezaevlerine mesleğimle ilgili olarak çeşitli vesilelerle çok sık gittim geldim. Mahkumlarla seminerler, grup çalışmaları vs. yaptık. Bu çalışmaların birinde mahkumlardan biri farklı bir konu gündeme getirince “buna gerek yok, konumuzdan devam edelim” deyince ısrarcı oldu. Ben de “konumuz bu değil o nedenle bunu  tartışmayalım bile” anlamında birşeyler söyleyince, mahkum ciddileşti ve “tartışmıyoruz, konuşuyoruz” dedi.

Benim tartışmadan kastım ile mahkumun tartışmadan anladığı şeyler farklı idi. Alın size bir iletişim kazası.

Öğrencilik yıllarımızda bize hangi bölümde okuduğumuzu soranlara “rehberlik ve psikolojik danışmanlık” diye cevap verirdik. Sondaki kısmı göz ardı eden muhatabımız “haa turist rehberliği okuyorsun demek” şeklinde tepki verirdi. Şimdi düşünüyorum da aslında yaşadığı duygunun yabancısı olan, ona uyum sağlayamayan kişi de bir anlamda turist gibidir. Felsefi anlamda anlayış doğru olabilir ama muhatabımızın kast ettiği o değildi sanırım.

Geçen yıllarda, üniversite tercihini ÖSYM’ye nasıl göndereceğini soran bir hanımefendiye “evinizde internet varsa evinizden, evinizde yoksa herhangi bir internet kafeden  şifre ve T.C. numaranızla girip tercihlerinizi yapabilirsiniz” dediğimde hanımefendinin tepkisi aynen şu şekilde olmuştu:”İnternet kafeymiş, ne münasebet”.  Ben şaşkın, ben durgun. Ne dedim şimdi ben?

Askerliğimi şube başkanı olarak yaparken ilçeye, eş-dost ziyaretine gelen bürokratlar mutlaka şubeye uğrar, ziyaretime gelirlerdi. Bunların bir kısmı çeşitli bakanlıklardan bir kısmı da farklı askeri birliklerde görev yapan rütbeli subaylar olurdu. Bu subaylardan bir tanesi çay sohbetinden sonra yanında getirdiği meşe palamudunu verip şubenin bahçesine dikmemi istemişti. Zevkle diktim. Aradan aylar geçti, palamutlar yeşermeye başladı. Bir gün saf delikanlı askerim Zekeriya’ya “o palumutlar tutmuş” dedim. İki dakika sonra Zekeriya palamutu sökmüş getirdi:”bunu mu diyorsun komutanım?”. Ben yine şaşkın, yine durgun “Zekeriya sen ne yaptın?” Harbiden ya Zekeriya sen ne yaptın?

Bir daha sorayım: Aynı dili mi konuşuyoruz?

Selam ve muhabbetle…

 

Ahmet GÜNAY –

Psikolojik Danışman

 



 

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?





Yorumunuzu ve sorularınızı bizimle paylaşabilirsiniz