Anne dediğin kadın

Anne dediğin kadın, meleğin ete kemiğe bürünmüş halidir,

Sarıldığında geçmişini hatırladığın cennet gibi kokan kadın,

Seni bu dünyada karşılıksız tek seven kadın,

Seni 24 saat merak eden, evlatlarının ismini hiç karıştırmayan, sığınacak en güvenli liman olan kadın,

Her zaman açık kalan tek nöbetçi eczanedir, o

Emekli olmayan ve ıstıfa etmeyen tek kadındır o,

Göbek bağı kopsa da yürek bağı asla kopmayan, sevgi dolu fedakar insan dişisidir o,

Seni canımdan seviyorum dediğinde hiç şüphe edilmeyen tek insandır o,

Seni içinde taşıyan, senin yüzünden kusan, acı çeken, kilo alan, gözlerinde maskeler oluşan; ama bundan hiç şikâyetçi olmayan tek insandır o,

Eve gelmediğinde asla uyumayan, gece 12 de olsa karnın açmı? bir iki yumurta pişireyim mi kara, sarı, aslan oğlum diyen,

Babalarımızla, sevdiğimiz kızlara ve bizi üzen, bize haksızlık eden herkese karsı ücretsiz avukatlık yapan bunun karşılığında tek kuruş istemeyen merhamet timsali,

Gurban olurum derken ciğeri ve gözleri patlamaya gelen tek insan,

Sen hasta olduğunda, üzüldüğünde, sevindiğinde, ağladığında seninle aynı duygulara sahip içi dışı bir, sağı solu oynamayan tek insan,

Yeri geldiğinde laf sokma sanatında üstüne olmayan,

Konu evlatları olduğunda nezaketi muzaketi aramayan, betmeni, he-mani, süper mani halt eden tek kahramandır o,

Sıkıştığında, kırıldığında, canı yandığında haksızda olsa “ben senin ananım” seni 9 ay karnımda taşıdım diyerek elini kolunu bağlayan demagoji ustasıdır o,

Sözsüz iletişimde psikoloji doktorasını tamamlayan,

“Ağlarsa anam ağlar gerisi yalan ağlar” sözüne muhatap olan, gelinler ile eşlerin arasının açılmasına neden olsa da gelinler ve eşler anne olunca onlarında şiddetle savundukları bu sözü hak edendir o,

Vee…

Zavallı biz erkek çocukları, her kadında bir anne heykeli yontmaya çalışırken bir türlü heykelde annemizi göremedik. Annelerin ayaklarının altına cennetin boşa serilmediği aşikârdır. Varlıklarında belki değerini çok iyi anlamadığımız analarımızın yoklukları bilinki çok ama çok acı?

7 yıl önce annesini kaybetmiş, annesinin, nazenin ve serazat bir oğluydum. 30 yaşında olduğumu hiç bilmiyordum. Çünkü onun yanında hep çocuktum. O öldüğünde bir günde büyüdüm ben… Ve çocukluğuma hiç dönemedim… Çocukluk yapacak, beni şımartacak, yerli yersiz aradığında asla kızamayacağım, en derin sığınağım, sırdaşım, dertdaşım, arkadaşım, yoktu çünkü…

Lütfen annelerimizin kıymetini bilelim. Onlar yanı başımızdayken ama…

Nevzat ÖZER

Psikolojik Danışman-Yazar



Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?





Yorumunuzu ve sorularınızı bizimle paylaşabilirsiniz